Kedi ve Köpeklerde Titreme (Tremor)

Kedi ve Köpeklerde Titreme (Tremor)

 

Nedenleri :

1-) Piskolojik titreme :  Piskolojik titreme kedi ve köprklerde Hipotermi (Vucut ısısının aşırı düşmesi) de, Aşırı  egzersiz yapıldığında egzersizin sonlarına doğru , ve aşırı yorgunluk durumunda özellikle görev köpeklerinde yoğun iş yükünden dolayı  görülür . bu tür titremeler piskolojik olarak oluşur ve hayvanın bulunduğu ortam  düzeltildiğinde kendiliğinden kaybolurlar.

2-) Patolojik titremeler :  

A:)  Metabolik hastalıklar sonucunda oluşan titremeler : Böbrek  hastalıgi, hipoglisemi( Düşük şeker), Hipokalsemi (Düşük kalsyum(süt humması)) ve hipoadrenokortisizm (büyüme hormonu eksikliği) , Hipertiroidizm özellikle kedilerde titremelere neden olur. Hepatik Ensefalopati lerin merkezi sinir sistemi (MSS) belirtilerinin başında titrem vardır. Hepatobiliyer Hastalıklarde görülen titremelerse karaciğer hastalıkları için spesifikken patagonomik değildir

B:) Kompulsif Davranış Hastalığı

C:) Enfeksiyöz Hastalıklar:  Özellikle köpeklerde Bornavirüs  virüs enfeksiyonları titremelere neden olur.

D:) Arka tarafın titremesi  :

  • Diskospondilit : Omurlar arasındaki diskin osteomyelitisle seyreden yangısı sonucunda titremeler oluşur
  • sinir kökü basısı : omurlarda sinir köklerine baskı yapan hertürlü oluşum titremelere neden olur
  • tümörler :
  • İntervertebral disk fıtığı : gibi hastalıklar hayvanların arka kısımlarında titremelere ve sallantılı yürüyüşlere neden olur. Hayvanların yürüyüşleri sarhoş gibidir. Arka kısımlarını kontrol etmede zorlanabilirler. Bazen ileri durumlarda yürürken düşerler.

E:) Baş titremesi  bazı ırk köpeklerde baş titremeleri görülebilir

  • Buldog
  • Doberman Pincher

F:) yaşlı köpekler

  • Yaşlı köpeklerin arka bacaklarında yaşlılığa bağlı titremeler görülebilir

G:) Kortikoid-yanıtlı titreme sendromu (eski adı “beyaz sallama hastalığı”)

H:) Myastenia gravis genetik bir hastalık olup kaslarda güçsüzlükle seyreder

İ:) Süngerimsi dejenerasyon   (BSE) deli dana hastalığı

J:) Zehirler

  • penitrem A
  • roquefortine
  • Penicillium spp.tarafından üretilen mikotoksinler
  • bromethalin
  • heksaklorofen
  • karbamatlar
  • ksantinler
  • macadamia fındığı
  • metaldehit
  • organofosfatlar
  • piretroidler
  • striknin
  • Isırgan otu zehirlenmesi
  • fenol ürünleri
  • Çinko fosfat
  • Kurşun (boya, pil, lehim, olta v.b)

k:) İntrakranial enfeksiyöz hastalık:

  • intrauterin panlökopeni enfeksiyonuna bağlı sekonder serebellar hipoplqai
  • neospora caninum

l:) İntrakranial hastalık

  • Labrodor retrieverlarda kalıtsal hastalıklar
  • fibrinoid lökodistrofi
  • lizozomal depo hastalıkları
  • nöroaksonaldistrofi
  • nöronal abiotrofiler
  • subakut nekrotizan ensefalopati
  • süngerimsi ensefalopati

Evcil hayvanlarda üreme tablosu

 
Ergenlik Yaşı 4-18 (12) ay, çoğu ırklarda yaklaşık 15 ay
  siklus şekli Polyestrous Her yıl
 Büyük baş siklus genişliği 21 gün (18-24)
  Çiftleşme süresi 18 saat (10-24)
  Uygun çıftleşme zamanı Yumurtlamanın bitiminden 6 saat sonra
  Sonraki kızgınlık zamanı Değişir, bazı ırklarda 60-90 gün
Ergenlik Yaşı 7-12 (9) ay
  siklus şekli Çoğunlukla polyestrous, çoğu kez kış sonlarına doğru 
 Koyun siklus genişliği 16 gün (14-20)
  Çiftleşme süresi 24-48 saat
  Uygun çıftleşme zamanı Yumurtlamadan sonraki18-20 saat 
  Sonraki kızgınlık zamanı bir yıl sonra
Ergenlik Yaşı 4-8 (5) ay
  siklus şekli Çoğunlukla polyestrous, çoğu kez kış sonlarına doğru 
 Keçi siklus genişliği 18-21 gün (19)
  Çiftleşme süresi 2-3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlama esnasında
  Sonraki kızgınlık zamanı Sonraki yıl
Ergenlik Yaşı 4-9 (7) ay
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Domuz siklus genişliği 21 gün (16-24)
  Çiftleşme süresi 2-3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan sonraki 24 saat içinde
Sonraki kızgınlık zamanı 4-10 gün süt verimi durunca
Ergenlik Yaşı 10-24 (18) ay
  siklus şekli çoğu kez polyestrous, yaz döneminde
 At siklus genişliği değişken, ~21 gün (19-26)
  Çiftleşme süresi 6 gün (2-10)
  Uygun çıftleşme zamanı son birkaç günde bazı ırklarda son 2 gün
  Sonraki kızgınlık zamanı 4-14 gün (9)
Ergenlik Yaşı 5-24 ay;küçük ırklarda erken büyük ırklarda daha geç
  siklus şekli mevsime bağlı olmaksızın monestrous
 Köpek siklus genişliği 3-13 ay
  Çiftleşme süresi 2-21 gün (6-12 ortalama)
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan sonraki 2 günde ve sonraki günlerde
  Sonraki kızgınlık zamanı 2-3 ay sonra
Ergenlik Yaşı 4-12 (10) ay; Persian kedisinde  12-18 ay 
  siklus şekli polyostrus çoğunlukla yıllık
 kedi siklus genişliği 14-21 gün
  Çiftleşme süresi 6-7 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamanın 2. günü
  Sonraki kızgınlık zamanı 4-6 hafta
Ergenlik Yaşı 10 ay
  siklus şekli Monestrous aralık-mart ayları arasında fakat bazan ocak-şubat ayı arasında
 Tilki siklus genişliği  
  Çiftleşme süresi 2-4 gün
  Uygun çıftleşme zamanı  
  Sonraki kızgınlık zamanı gelecek kış
Ergenlik Yaşı 10 ay
  siklus şekli polyestrous şubat-nisan arasında
 Vizon siklus genişliği 7-10 gün
  Çiftleşme süresi 2 gün
  Uygun çıftleşme zamanı kızgınlık süresi boyunca
  Sonraki kızgınlık zamanı bir yıl sonra
Ergenlik Yaşı 6-8 ay (400-600 g)
  siklus şekli Polyestrous, karım mayıs arası
 Chinchilla siklus genişliği 30-50 gün (41)
  Çiftleşme süresi 6. gün geceleyin
  Uygun çıftleşme zamanı 2 yada 4 erkekle
  Sonraki kızgınlık zamanı 2-48 saat, yumurtlamadan sonraki 2. gece
Ergenlik Yaşı 5-8 ay
  siklus şekli Polyestrous
 Nutria siklus genişliği 24-29 gün
  Çiftleşme süresi 2-4 gün
  Uygun çıftleşme zamanı  
  Sonraki kızgınlık zamanı 48 saat
Ergenlik Yaşı 5-9 ay; bazen 4-12 ay
  siklus şekli her yıl
 Tavşan siklus genişliği düzensiz
  Çiftleşme süresi 1 ay
  Uygun çıftleşme zamanı vulva kanamalı olduğunda
  Sonraki kızgınlık zamanı hemen 
Ergenlik Yaşı 37-67 gün
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Siçan siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi ~14 saat (12-18)
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamaya yakın
  Sonraki kızgınlık zamanı 24 saat içinde
Ergenlik Yaşı 35 gün (28-49)
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Fare siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi siklusun ilk bir kaç saati içinde ve gece
  Uygun çıftleşme zamanı dişinin erkeği kabul etmeye başladığı ilk 3 saat içinde
  Sonraki kızgınlık zamanı 24 saat içinde 
Ergenlik Yaşı 55-70 gün
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Vahşi Domuz siklus genişliği 16 gün
  Çiftleşme süresi 6-11 saat gece
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan önce
  Sonraki kızgınlık zamanı hemen
Ergenlik Yaşı 4-6 hafta
  siklus şekli Polyestrous her yıl bazen kışın
 Hamster siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi 12 saat ilk gece
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan önce
  Sonraki kızgınlık zamanı sütten kesildikten sonra (yavrular)
Ergenlik Yaşı 9-12 hafta
siklus şekli Polyestrous
Gerbil siklus genişliği 4-6 gün
(Mongolian) Çiftleşme süresi 12-15 saat
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlama anında
  Sonraki kızgınlık zamanı 1-3 gün
Ergenlik Yaşı 3 yıl
siklus şekli Polyestrous her yıl
Rhesus siklus genişliği 27-28 gün (23-33)
Eşşek Çiftleşme süresi ~3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamaya yakın
  Sonraki kızgınlık zamanı sütten kesildikten sonra (yavrular)

KÖPEĞİN YAŞI

KÖPEĞİN YAŞI

KÖPEĞİN YAŞI İNSANA GÖRE YAŞI KÖPEĞİN YAŞI İNSANA GÖRE YAŞI
18 AYLIK 20 YAŞ 9 YAŞ 52 YAŞ
20 AYLIK 21 YAŞ 10 YAŞ 56 YAŞ
22 AYLIK 22 YAŞ 11 YAŞ 60 YAŞ
2 YAŞ 24 YAŞ 12 YAŞ 64 YAŞ
3 YAŞ 28 YAŞ 13 YAŞ 68 YAŞ
4 YAŞ 32 YAŞ 14 YAŞ 72 YAŞ
5 YAŞ 36 YAŞ 15 YAŞ 76 YAŞ
6 YAŞ 40 YAŞ 17 YAŞ 84 YAŞ
7 YAŞ 44 YAŞ 19 YAŞ 92 YAŞ
8 YAŞ 48 YAŞ 20 YAŞ 100 YAŞ

KEDİLERDE GELİŞİM VE ÖĞRENME EVRELERİ

KEDİLERDE GELİŞİM VE ÖĞRENME EVRELERİ
YAŞ VETERİNER UYGULAMALARI GELİŞİM ÖĞRENME
1-4 Hafta Yavrular sağlıklı olup olmadıklarına bakılır. Kalıtsal hastalığının olup olmadığı kontroledilir fazladan parmakları varsa onlar operasyonlarla alınırBütün yavruların annelerini eşit olarak emip emmedikleri imcelenir. gereken kontrollerin alınması sağlanır. Anne sütünün yavrulara yetip yetmediğine dilkkat edilir. Annenin düzgün beslenmesi sağlanır. gerekiyorsa yavruara ek gıda sağlanması düşünülebilir. İlk hafta yanlız emme ve uyumayla geçer gözler ve kulaklar 10, gün açılır. 2, haftada yavrular yürümeye ve çevreyi keşfe başlarlar.Görme kabiliyetleri oldukça zayıftır. Annelerinin yanından ayrılmaksızın diğer hayvanlarla ilişki kurmaya başlarlar.
4-8 Hafta Aşılamaları başlar, iç parazitler yönünden kontrolleri yapılır. varsa dış parazitleri temizlenir. Anne artık yavrularını sütten kesmeye başlar. süt dişleri tamamlanmıştır. yavrular birbirleriyle işbirliği yapmaya başlarlar. Bu dönemde yavruların çoğu dışkılamak için yuvalarının dışında yeni yerler aramaya başlarlar
8-12 Hafta 2, seri aşılama proğramı Yavruların insanlarla ilişkisi artar. Yavrularla oynarken oldukça dikkat edilmeli onlara nazik ve hassas davranılmalıdır.sosyalizasyonun başladığı dönemdir. Yeni insan arkadaşlar edinmeyi öğrenir, çevreyi keşfetmeye başlar.
12-16 Hafta 3, seri aşılama proğramı, iç ve diş parazitler açısından kontrol Yavrular cok hızlı büyür.İştahları fazladır,daha iyi bir sinirsel kontrol gelişir.siçramaya tırmanmaya başlarlar.özellikle tırmalama iç güdüleri ve ihtiyaçları artmıştır. koltuklarınızın mahvolmamasına dikkast edin (tırmalama tahtası alınma zamanı gelmiştir.) Kuralları öğrenebilirler ve artık yavaş yavaş eğitilebilirler
4-6 Ay Hayvan sahibinin isteği doğrultusunda kedinin gelişimi de dikkate alınarak5-6 aylar arasınada kısırlaştırılabilir.iç parazitler açısından kontrol, kalça çıkıkları yönünden kontrol 4,3ayın başında süt dişleri dökülmeye başlar. Kalıcı dişler çıkarken diş etleri hassaslaşır. Bu durum yavrunun her şeyi kemirmesine bazanda iştah kaybına ve ishale neden olur. Yeni bir aileye verilebilir.
6-12 Ay Tekrarlanacak aşıları yaılır. Bundan sonrakiler artık yıllık olarak yapılacaklardır. Yılda birkaç kez iç ve dış parazitler açısından kontrolü yapılır. Gerekiyorsa gıda değişikliği yapılabilir. Birinci yılın sonunda artık tamamen yetişkin hale gelmiştir. cinsel olgunluğa 5-6 aylar arasında ulaşır. dişileri ilk kızgınlığını gösterir yetişkin bir kediye benzemeye başlar gezinmelerine izin verilirse erkek kedilerde bölge sahiplemmesi sonucu bölgesel kavgalar başlar. bu konuda oldukça agrasiftirler. Yaşayabilmek ve varolabilmek için gereken ne varsa her şeyi bilirler ve uygulayabiilirler.

Köpeğinizi seyahat etmeye nasıl alıştırabilirsiniz?

Köpeğinizi seyahat etmeye nasıl alıştırabilirsiniz?

Eğer köpeğiniz yavru ise ya da yetişkin olduğu halde hiçbir zaman araba ile yolculuk etmediyse, bu yeni deneyin onu fazla sarsmaması için yavaş yavaş alıştırılması gerekir. Sakin bir alıştırma için gerekli yöntem ve süreleri görelim: 1- Köpeğinizi arabaya bindirin ama motoru çalıştırmayın, hazırlamış olduğunuz bisküvilerle oynamasına izin verin. 2- Köpeği arabada tutun, motoru çalıştırın ama hareket ettirmeyin. Hayvanı sesiniz ve okşamalarınız ile sakinleştirmeye devam edin. 3- Arabada köpeğiniz ile sık sık mola verin ve yavaş yavaş molaların arasını açın. Okşama ve ödülleri unutmayın. 4- 6u alıştırmalardan yaklaşık iki hafta sonra köpeğiniz sizinle birlikte istediğiniz kadar kilometreyi yapmaya hazır olacaktır. Hatta seyahatlerinizde size refakat etmekten mutluluk duyacaktır. Köpeğiniz nerede yolculuk etmeli? Yasalar, köpeğin arabanın arkasında yolculuk etmesini ve öne atlamasını önleyecek bir parmaklığın bulunmasını öngörüyor. Bu parmaklık ya da metalden olabilir (piyasada her arabaya uygun olabilecek değişik türleri bulunmakta).Bu yasaya kesinlikle uyulması gerekir, aksi takdirde köpeğin beklenmedik bir davranışı sürücünün dikkatini dağıtıp tehlikeli trafik kazalarına neden olabilir (Avrupa’da, bu yasaya uymayan sürücülerden trafik polisi ceza kesiyor). Son olarak, birkaç öneri daha: 1- Yolculuk uzun ise, köpeğinize sık sık yatacağınız molalarda içecek vermeyi unutmayın. Bu molalar ona hem hareket sağlayacak hem de ihtiyaçlarını giderebilecektir. 2- Köpeğin yolculuk sırasında bacını camdan dışarı çıkartmasına engel olun.Rüzgarla gelen temiz hava, kulak iltihabı, nezle, burun iltihabı veya göz mukozasının iltihaplanması gibi hastalıklara neden olabilir. 3- Vaz ayında yolculuk ediyorsanız ve hava çok sıcaksa, köpeğiniz arabada kalacak ise, gölgede park etmeyi ve pencereleri bir parmak açık bırakmayı unutmayın. Böylece hava akımına olanak vermiş, ve köpeğinizin arabanın içinde oluşacak aşırı derecedeki sıcaklıktan etkilenmesini önlemiş olursunuz. Diğer sözlerle, köpeğinizi sıcak çarpmasından koruyunuz, çünkü bu onun sağlığına ciddi zararlar verebilir (sinir sisteminde ve kalpte ciddi sarsılmalar olabilir). 4- Arabanızda, köpeğin sevdiği oyuncaklardan birkaçını bulundurmayı unutmayın. Onu oyalamaya yarar ve yolculukları daha kısa ve daha az sıkıcı kılarlar. Köpeğinizin araba tutmasını nasıl önleyebilirsiniz? Aynı insanlarda olduğu gibi, araba tutması köpekler için de son derece rahatsız edici ve tüm yolculuk boyunca devam edebilecek bir durumdur. Bunu nasıl önlersiniz? 1- Köpeğe yolculuk öncesindeki üç saat boyunca yemek vermeyin. 2- Hafif ve kolay hazmedilecek bir yemek verin. 3- Arabadan etkilendiğini biliyorsanız, veterinerinizin ona hafibir bulantı ilacı vermesini isteyin

Düşünemeyen bir canlıda psikolojiden nasıl bahsedebiliriz?

Dekart hayvan psikolojisinin gelişimine önemli derecede engel oldu. Çünkü hayvanların fiziksel veya duygusal acı çekmeyen biyolojik makineler olduğunu söylemişti.Bu, bilimin ve insanlığın gerçeği görmesini uzun süre engelledi. Artık diyoruz ki, felsefeciler insanla hayvanı ayırt etmek için başka şeyler bulsunlar; Çünkü hayvanlar da düşünebilir!Düşünme yetenekleri insanla kıyaslandığında elbette çok sınırlıdır. Ancak psikolojinin temeli sayılan öğrenmenin mekanizması açısından pek fazla fark yoktur. Fark öğrenilen şeye gösterilen tepkilerin çeşitliliğindedir. İnsanlar, bir uyarana sayısız şekilde tepki verebilirken köpekler ancak sınırlı sayıda tepki verebilirler. Köpekleri psikoloji açısından insanla mukayese ettiğimizde bir konuda daha üstün olduklarını görüyoruz:Köpekler insan psikolojisinden gayet iyi anlıyorlar. Maalesef aynı şeyi insanlar için söyleyemiyoruz.

PSİKOLOJİK PROBLEMLER
Önce psikolojik problem kavramını açıklayalım. Köpeğin kendi doğasına ters düşen ve herhangi bir amaç taşımaksızın yapılan davranışların sebebi psikolojik problemler olabilmektedir. Bunlardan bazıları, sebebi dış faktörler olsa bile, köpeğin kendi içsel hesaplaşmalarıdır. Buna, anoraksia nervosa dediğimiz sinirsel sebeplere dayalı iştahsızlık, depresyon, demoralizasyon ve sebepsiz kaşınmadan tutun, kuyruk yemeğe kadar varan obsessiv-kompulsiv davranışlar örnek gösterilebilir. Bunlar genellikle insan-köpek ilişkisini doğrudan etkilemezler. Ancak bu ilişkiyi doğrudan etkileyen bozukluklar vardır ki, bunun en tipik örneği agresif (saldırgan) davranışlardır ve köpeğin anksiyetesi (gerginliği) dışarıya yönelmiştir. Bunların tamamı tedavi gerektiren psikolojik problemlerdir.Öncelikle şu soruyu cevaplandırmalıyız: Köpekte problem olarak nitelendirdiğimiz husus gerçekten köpeğin problemi mi yoksa bizim problemimiz midir? Aslında ortaya çıkan davranış problemlerinin önemli bir bölümü, köpek tarafından normal olan davranışların, insanlar tarafından anormal olarak algılanmasıdır. Bizler hayvanlardan, bizim gibi hareket etmelerini ve bizim monoton hayat düzenimize uymalarını bekleriz. Tabi ki, evcilleştirmeyle birlikte, köpekler de kendi kabiliyetleri doğrultusunda bize uymaya çalışmışlardır. Ancak, bazen bizim isteklerimiz çok abartılı olabilmektedir.Maalesef, köpek için tamamen normal olan birçok davranış insan-köpek ilişkisine zarar verecek boyutlardadır. Örneğin; köpeğin evde liderlik iddiasında bulunması, köpeğin içgüdülerine ters düşmeyen, son derece normal bir davranıştır. Bu tür davranışlar, köpek açısından davranış bozukluğu olmasa da, köpeğin insanla beraber yaşamına olumsuz etki ettiği için, istenmeyen davranış sınıfına girer ve bunların giderilmesinde de psikolojinin tedavi yöntemleri uygulanır.Bazı istenmeyen davranışlar, sadece basit bir nedenden dolayı oluşmaktadır. Örneğin; bekçilik amacıyla yetiştirilen ancak sonradan küçük bir ev içinde yaşamaya mahkum edilen, dolayısıyla sürekli olarak havlayan bir köpek, bahçe içine konulsa havlamayacaktır.
Eğer hayvana bu ortamı sağlayamıyorsak, hayvandaki bu davranışı anormal diye nitelendirmeden evvel biraz düşünmemiz gerekmiyor mu?

DAVRANIŞ BOZUKLUĞUNA YAKLAŞIM
Bu problemlerin çözümü, bazen birçok organik problemin çözümünden daha zor olabilmekte ve daha fazla deneyim ve bilgi birikimi gerekmektedir. Ancak bu zorluğun yanı sıra, çözümde başarı şansı organik olanlardan daha az değildir.Bir canlı düşünme yeteneğine sahipse, gayet doğal olarak, bu yetenekle orantılı olarak psikolojik problemlere de sahip olacaktır. Psikolojik problemlerle istenmeyen davranış problemlerini bir birleriyle karıştırmamak gerekir. Bazı istenmeyen davranış problemleri eğitim yöntemleri ile düzelebilir ama psikolojik problemler eğitim yöntemleriyle daha da şiddetlenebilir. Bunun ne tür bir bozukluk olduğuna bırakın veteriner hekim karar versin. Veteriner hekim, gereken medikal tedaviyi yapacak, medikal tedaviyle beraber veya tedavisiz, eğitim yöntemlerinin uygulanması gerekiyorsa güvendiği bir eğitimciye, psikolojik bir problem için gerekli görüyorsa Veteriner Fakültesinde bulunan “Psikolojik Danışma ve Tedavi Birimi”ne havale edecektir.Davranış tedavisinin hedefi, zorlu problemleri çözmektir. Bu tedavinin şekli problemin niteliği, hayvanın mizacı, hayvan sahibinin ve hattâ terapistin özelliklerine göre değişmektedir. Bu problemlerin çözümünde, terapistlerin, yani hayvanlar üzerinde uzmanlaşmış psikologlar veya psikolojide uzmanlaşmış veteriner hekimlerin görev alması bütün gelişmiş ülkelerin tercihidir.

Davranış bozuklukları nasıl tedavi edilir?
Davranış bozukluğu olan köpek, normal bir köpek değildir. Normal köpeklerin eğitim programları, bu bozuklukların giderilmesinde yarar sağlamaz.Davranış bozukluğunun tedavisinde, öncelikle problem ile bu problemi doğuran motiv ve bunun kalıcılığını sağlayan takviyeler teker teker ortaya konulmalıdır. Bunu başarabilmek için, psikologun detaylı şekilde çalışması ve hayvan sahibinin çözüm için istekli ve sabırlı olması gerekir.

Hayvan psikologu kimdir, hayvanlarda psikolojik bozuklukları kim tedavi eder?
Birçok değişik şekilleri olan psikolojik bozuklukların tedavisi için, birçok gelişmiş ülkede ayrı bilim dalları kurulmuştur. Bu bozuklukların tedavisi hem medikal hem de davranış değişimi olmak üzere iki yönlüdür. Medikal tedavi veteriner hekimin yetkisi, davranış değişim tedavisi ise psikologun yetkisi dahilindedir. Bu nedenle bu vakalarda, veteriner hekimle psikologun kolektif çalışması gerekmektedir. Ancak ülkemizde, bu iki meslekle de alâkası olmayan kişilerin, kendi kendilerine uzman kesildiklerine tanık oluyoruz.Davranış bozukluğu aynı tip olabilse de, onu yaratan sebepler tamamen farklıdır. Bunları ortaya çıkarmak için de davranış analizi gerekir. Bu analizi bilimsel psikoloji eğitimi olmayan kişilerin ne derece yapabileceğini belirtmeye gerek görmüyorum. Gelişmiş ülkelerde köpek psikologları eğitimle çözülebilecek olayları zaten köpek eğitim uzmanlarına havale ederler. Bilinçli köpek eğitim uzmanları da hangi durumlarda köpek psikologlarından yardım isteyeceğini bilirler.Ülkemizde de çok değerli eğitim uzmanları vardır; bu arada uzman diyemeyeceğim kişiler de köpek eğitimi yapabilir ve başarılı olabilirler. Bunda anormal bir durum söz konusu değildir. Ama bu kişi kendisini köpek psikologu olarak tanıtabiliyorsa, daha psikolojinin tanımından dahi habersiz demektir ve onun eğitimciliğinden de şüphe edilir; zira köpek eğitimcisi olmakla maalesef psikolog olunamamaktadır. Eğitimci köpek psikolojisinden tabi ki anlar, ama davranış analizi yapıp, bozuk davranışın nörolojik temellerini ortaya koyamadıktan sonra psikolog olamaz. Beyinde davranış bozukluklarının oluşumundan sorumlu nörokimyasal değişimlerin fizyopatolojisini ve bu bozukluğu giderecek psikofarmakolojiyi de bir hekimden başkası bilemez. Bu nedenle herkes haddini bilmeli, konu köpek diye küçümsenmemeli ve maddî çıkarlar uğruna bilime ve yasalara saygısızlık edilmemelidir. Eğitimci eğitimini, hekim ve psikolog da kendi işini yapmalıdır. Köpekte davranış terapisinde, desensitizasyon, karşı şartlanma veya reziprokal şartlanma yöntemleriyle beraber, medikal yöntemleri uygulayan hayvan psikologu gerektiğinde zaten eğitimciden yardım alacaktır. Burada anlatmak istediğim, birbirlerinin yöntemlerinden faydalansalar da psikologluğun ve eğitmenliğin tamamen ayrı dallar olduğudur. İnsan eğitimcileri de psikolojinin metotlarından faydalanırlar ama hangisi, “ben psikoloğum” diye ortaya çıkmaktadır?Peki, köpek psikologu kim olmalıdır. Şimdiye kadar mevcut durumda Avrupa ve ABD’e psikologlar hayvan üzerinde, etologlar ve veteriner hekimler ise psikoloji üzerinde ihtisas yapmak suretiyle hayvan psikologu olabiliyorlardı. Bu meslekler içinde, sadece veteriner hekimler medikal tedaviyi yapma yetisine sahip oldukları için, hayvan psikiyatrı olabilmektedirler. Ülkemizde bu özel bölümler henüz kurulmamıştır, ancak veteriner fakültelerinde verilen nöroloji eğitimi sayesinde, bu fakültenin mezunları, psikiyatrik bozukluğun tedavisini yapma yetkisine sahiptir. Bunun dışında, yasal olarak yetkili yoktur. İsteyenin istediği gibi, hayvan doğrayabildiği ülkemizde yasaları kim takar? Şeklinde bir soru da sorabilirsiniz; ancak bu nedenden ötürü, “Ben bildiğimi okur, istediğimi yapabilirim” diyen biri varsa, bu onun ahlâki sorunudur.Ayrıca, davranış bozukluğunun temelinde organik hastalıklar yatabilmektedir. Örneğin; anal bezlerinde problemi olan köpek otur komutunu öğrenemez. Bunlar tedavi edilmeden, normal köpeklere uygulanan eğitim metotlarının böyle hayvanlardaki stresi ne derece arttırabileceğine siz karar verin.

Davranış bozukluklarından korunma
Hayvan sahiplerinin veteriner hekimden alması gereken bilgilerBaşka hastalıklarda olduğu gibi, davranış bozukluklarında da probleme engel olmak, problemi gidermekten daha kolaydır. İleride şekillenecek potansiyel psikolojik problemler, köpek daha 3-12 haftalıkken, alınacak bazı tedbirlerle engellenebilecektir. Bu konuda hayvan sahibini aydınlatmak veteriner hekimlerin görevidir.

Aşağıdaki konularda veteriner hekimden bilgi isteyiniz.
A-Köpek edinilmeden önceKöpek daha satın alınmadan önce, veteriner hekimle kurulacak temasla, birçok yanlışın önüne geçilebilir. Sizin şartlarınıza ve kişiliğinize uymayan bir ırk ve cinsiyetin seçimi, hem sizi hem de köpeği mutsuz edecektir. Irklar üzerine yazılmış olan piyasa kitapları yeterince objektif olamamakta ve genellikle ırkların iyi yönlerine değinmektedirler. Az da olsa, bu ırkların kötü yönlerine değinen kitaplardan alacağınız bilgiler yeterli değildir; bu nedenle veteriner hekiminiz, en azından belirli ırklara mahsus olan hastalık ve doğuştan gelen kusurlar konusunda sizi aydınlatacaktır.

Bu dönemde veteriner hekimin önerilerini şöyle özetleyebiliriz:
1. Amaca ve kişiye uygun ırkın ve hattâ cinsiyetin belirlenmesi
2. Yavrular arasından en ideal olanın seçilmesi
3. Yavrunun alınacağı sağlıklı yerler
4. Yavrunun eve getirilişi ve evde yapılması gereken hazırlıklar

B- Köpek edindikten sonra

1. İlk günlerde sahibinin doğru ve yanlış olan davranışları üzerinde çalışma
2. Köpeğin teşvik edilmesi ya da kısıtlanması gereken davranışları
3. Sosyalizasyon dersleri
4. İtaat eğitimi ve ileri eğitim konusunda bilgiler

PSİKOLOJİ NEDİR? KÖPEK VE İNSAN PSİKOLOJİSİ ARASINDA NE FARK VARDIR
Psikoloji genel anlamda, canlıların davranış şekillerini, bu davranışların sebep ve sonuç ilişkileriyle mekânizmalarını inceleyen bilim dalıdır. Gerek davranış olayları, gerekse de düşünsel olaylar birbirinden bağımsız olmayıp, birlikte incelenirler. İnsanlar veya hayvanlar arasındaki bireysel farklılıklar ve nedenleri psikolojinin konusudur.Bütün bilimlerin olduğu gibi psikolojinin de kaynağı felsefedir. Ancak psikoloji, 20. yüzyılın başlarında bilimsel yöntemler kullanmasıyla felsefeden ayrılmış ve bilim olarak kabul görmeye başlamıştır.Davranış mekânizmalarının bir kısmı hayvanlar üzerinde de araştırılmış ve elde edilen bulgulardan insanlara genelleme yapılmıştır (örneğin; Pavlov’un deneyleri).Zaten psikoloji temelde hayvan-insan ayırımı yapmaz. Bütün canlıların davranışlarında sebep ve sonuç ilişkisini araştırır. İnsan ve hayvanın öğrenme süreçlerinde temel yapı birbirine benzer. Hayvan psikolojisi, her ne kadar biz insanlar tarafından yeterince kavranmamış olsa da, hayvanın yaşamında çok önemli yer tutan bir konudur. İnsan için, insan psikolojisi ne denli önemli ise, köpek için de aynı derece önemlidir dersek, hiç de abartmış olmayız. Beraber yaşayan, çoğu kez de aynı çevre şartlarının etkisi altında kalan bu iki canlı türü arasında mükemmel bir psikolojik iletişim sağlanmaktadır.Köpekte psikolojiyi ret eden tutuculara rağmen, 1970’li yılların başlarında yapılan çeşitli araştırmalarla hayvanlardaki davranış bozukluklarının tedavisinde psikoloji yöntemlerinin kullanılabileceği kabul görmeye başlamıştır. Bu yöntemleri geliştiren hayvan psikologları, davranış bozukluğu olan hastaları kabul etmeye başlamışlardır.Son yıllarda bazı ülkelerin veteriner fakültelerinde hayvanlarda psikolojik bozuklukların tedavisiyle uğraşan bilim dalları kurulmuştur. Ülkemizde “hayvan psikolojisi”, yakın bir gelecekte olması gereken yere getirilecek ve bu konuda İ.Ü. Veteriner Fakültesi öncülük edecektir. Hayvan ve insanın psikolojik yapısı arasındaki farklar nelerdir?Çok genel bir yaklaşımla, en önemli farkın öğrenme kapasiteleri arasındaki fark olduğunu söyleyebiliriz; zira insan ve köpekte birçok davranışın nedeni yaşam sırasında öğrenilenlerdir. İnsanın öğrenmesinde de ödül ve cezalar önemli yer tutar. Takdir edilen davranış yerleşir, olumsuz neticelere sebep olan davranış terk edilir.Bebekte olduğu gibi, yavru köpeğin çevreden gelen uyarımlara tepkisi çok sınırlıdır. Gelişimiyle beraber, öğrendiklerinin artmasına paralel olarak, tepkileri de artacaktır. Canlıları davranışa iten iç veya dış uyaranlardır. Bu uyaranlara gösterilen tepkilerin çeşitliliği, canlının gelişim seviyesine göre değişir. Bu noktada, köpek ve insan arasında kıyaslama yapılırsa, insanın bu uyarımlara gösterdiği tepki potansiyelinin köpeğinkinden yüzlerce kez daha fazla olduğu görülür. Gerçekten birçok temel davranış insanda, köpekte ve hattâ farede bile aynıdır. Bu nedenle insan ve köpek, hattâ daha da genellersek, insan ve hayvan davranışları arasındaki fark niceldir (tepki sayısı). Aksi olsaydı, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler insana genellenemez ve bu deney sonuçlarını, insan davranışlarını izah etmede kullananlar çıkmazdı.İnsan ve hayvan psikolojisi arasındaki en önemli benzerliklerden biri ise öğrenmeye meraktır. Bu iki canlı türü de, merakları sayesinde öğrenmeye son derece heveslidir. Bu merak yitirildiği zaman öğrenme arzusu da kalmaz. İnsan eğitimcileri gibi köpek eğitimcileri de, eğitimde merakın önemini çok iyi bilirler.
……………………………………………..
DOÇ. DR. H. TAMER DODURKA
Köpek psikolojisi hakkında daha fazla bilgi edinmek için

Neden Kedi ve Köpek Besleniyor ?

Neden Kedi ve Köpek Besleniyor ?

Aslında maymunlar zeki ve etkileyici olmalarının yanı sıra kedi ve köpek kadar da sevilen hayvanlardır, insanlar köpek ve kediye yönelırken niçin bu hayvanların dostluğundan uzaklaşmışlardır ? Geçmişte toplumun üst sınıflarının pet olarak maymun beslediklerine ilişkin belgeler mevcuttur.Günumüzde ise insanların pet olarak ilgi duydukları hayvan türünün basında köpekler gelmektedir. Batı ülkelennde hala köpeklere uzak duran ve pet olarak domuz, maymun, koyun, at, keçi ve inek besleyen insanlar bulunmakla birlikte, bunların sayışı fazla değildir.

Köpek ve kedi ne kadar yaygındır? ingiltere ‘de evlerin % 24 ‘ünde köpek ve % 20’sınde kedi mevcutken muhabbet kuşu ancak % 6 kadardır. Arkeologlar kurtların ilk evcılleştinlen hayvanlardan olduğunu ve bunun da yaklaşık olarak 14 bin yıl önce meydana geldiğin! ifade etmektedirler. insanların hayatta kalabilme rnücadelesinde hayvanların katkısının önemli rolü olmuştur. Bu yakın ilişkide; insanların yerleşik yaşam tarzım seçmeleri île sofra artıklarım, yiyecek parçalarım ve kemikleri kurtlara ver-
meleri bir başlangıç oluşturmuştur. Kurtlar bu yolla bir kısım gereksinimlerim kolaylıkla sağlamışlardır.

Köpeğin yaşamımıza girmesindeki en önemli nokta; bu hayvanın doğru yer ve zamanda, diğer evcil hayvanlarda olduğu gibi, insanın yakımnda bulunmasından kaynaklanmıştır.

Vücut büyüklüğü, pet olarak köpeğin bu kadar yaygın yetiştirilmesinin bir diğer önemli nedenidir, Köpekler geniş bir yelpaze içersinde dağılım gösteren vücut büyükiüğüne sahiptirler. Bu dağılım içersinde büyük ırk köpekler, örneğin irlanda kurt köpeği bile insanlarla yakın iletişim kurabilmektedir.

Köpeklerin iyi eğitilebilir olmaları, tercih edilmelerinim bir başka nedenidir ve eğitimleri yalnız yeme, içme, dışkılama ve idrarlarım yapmayla da sınırlı değildir. Bekçilik, av, yarış, görme özürlülere yardımcı olma, bomba, mayın, uyuşturucu, enkaz altında kalanları arama, kızak ile yük çekme ve kurtarma faaliyetlerine katılma için de köpekler son derece güvenilir bir tarzda yetiştirilebilir.

Sonuç olarak insanlar ilgileri ve olanakları çerçevesinde farklı büyüklükte, değişik davranış özelliklerine sahip köpekleri değişik amaçlar için seçebilme, onları bakıp, büyütebilme şansına sahiptirler.

Kediler tüm ırklar dikkate alındığında ve köpeklerle karşılaştırıldığında, birbirine oldukça yakın vücut büyüklüğüne sahip hayvanlardır.

insanların tüylü, sıcak varlıkları sevmeleri de köpek ve kediye yönelmelerinde önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca yaşlı insanlar onları çocukları yerine koymaktadır. Daha genç insanlar ise, dostluğu, güveni ve vefayı buldukları için hayatlarım bu hayvanlarla paylaşmayı tercih etmektedirler.

Hamster ve fareler çok küçük ev hayvanlar olup, kafesleri dışında bakılamazlar. Kafesten çıkartılacak olurlarsa da ezilebilir, kaybolabilir ya da diğer hayvanlara yem olabilirler.

Bu yazı ; Prof.dr.Ahmet ergün ve doç.dr.Ö.Hakan Muğlalının kedi ve köpek besleme besleme hastalıkları ve klinik besleme kitabından alınmıştır.

KÖPEK ve KEDİ BESLEME

Tüm diğer bilimsel konularda olduğu gibi kedi ve köpek beslemeyle ilgili önemli gelişmeler yirminci yüzyılda, özellikle de yirminci yüzyılın ikinci yarısında olmuştur. Kedi ve köpek beslemeye olan ilginin artışında insanların yaşam tarzlarındaki değişmeler ve Dünya’ya bakış açısında ortaya çıkan farklılıklar da etkili olmuştur. Ayrıca, çekirdek aile sayısındaki artışlar, yazılı ve görsel iletişim araçlarındaki sürat ve yaygınlık, ailelerin kültür ve sosyo-ekonomik düzeylerindeki dikkati çeken iyileşmeler olumlu katkı yapmıştır. Tüm bu sayılanlardan daha önemli olmak üzere hastalıkların önlenmesi ve sağıltımında ortaya konulan gelişmeler, bilimsel yöntemlerle üretilen dengeli ve sağlıklı, ticari karma yemlerde bu gelişmede etkili olmuştur. Ayrıca, bazı resmi ve özel kuruluşların profesyonel bir yaklaşımla vermeye başladıkları eğitimin de buna kalkışı vardır. Geniş halk kitlelerinin hayvan haklarım benimsemesi ve bunları gelişmişliğin bir göstergesi olarak ortaya koyup, uluslararası platformlarda savunması, yalnız kedi ve köpeğin değil tüm diğer hayvanların da en azından türlerinin korunması bakımından olumlu yaklaşımlardır,

Bu değişmelere koşut olarak Türkiye’de de son on yıl içersinde kedi ve özellikle de köpek sayısında dikkati çeken artışlar meydana gelmiştir. Büyük illerde özel veteriner kliniklerin hızla arttığı, köpek, kedi satan marketlere ve dergılere ılgının arttığı görülmektedir. Türkiye’de 1997 yılı içersinne köpek ve kedi yemi, aşısı ve aksesuarı ithali için ödenen paranın 12 milyon ABD dolarım aşması konun boyutlarım ortaya koyması bakımından çarpıcıdır.

Tüm bu gelişmelerin Türkiye’de sağlıklı bir biçimde olduğunu söylemek de olası değildir. Sertifikalı, annesi babası bilinen saf ırkların üretimi yerine tesadüfi çiftleştirmelerle elde edilen yavrular elden ele dolaşmaktadır.

Bu arada bütün Dünya’nın yakından tanıdığı sadık bir dost ve bir görev hayvanı olan Sivas Kangal köpeğinin üretimi meraklı özel kişi ve kuruluşların yanı sıra üniversitelerde, Silahlı Kuvvetlerde ve Emniyet Kuvvetlerinde ciddi programlar dahilinde yapılmakta olup, önemli sayısal artışlar meydana gelmiştir.

Akbaş ve Kars (Şark) Çoban Köpekleri ve benzeri diğer yerli köpek ırklarımızın da aynı ilgiyi görmesi ümit edilmektedir.

Ankara ve Van kedilerine olan ilgi de giderek artmakta olup, üretilmeleri üniversitelerin ve bazı araştırma enstitülerinin programları içersine alınmıştır.

Köpek ve kedi başta olmak üzere pet adı verilen evde beslenen hayvanların sahiplenilmesinde duygusallıktan uzak ve gerçekçi olmak gerekmektedir. Bir diğer ifade ile hayvan sahiplerinin;

1- yaşadıkları yakın çevrenin sağlık ve huzurunun bozulmamasına azami dikkati sarf etmeleri,

2- bedensel ve moral bakımdan kendi sağlıklarına özen göstermeleri,

3- hayvanın hak ve gereksinmelerini bilme ve yerine getirmede titiz olma mecburiyetleri vardır.

Ayrıca unutulmamalıdır ki hayvanlar hep genç ve sağlıklı kalmazlar. Onlarında canlı oldukları, bir diğer ifade ile hastalanabilecekleri ve yaşlanacakları bilinmelidir. Gerçek hayvan sevgisi de böyle zamanlarda ortaya çıkmaktadır.

Zoonoz Hastalık Nedir?

.

Zoonoz hastalıklar hayvanlardan insanlara (zooantroponoz) ve insanlardan hayvanlara (antropozoonoz) bulaşabilen hastalıklardır. Zoonotik hastalıklar içerisinde bakteriyel, viral, fungal (mantar kaynaklı), riketsiyal (paraziter bir mikroorganizma türü) ve paraziter enfeksiyonlar yer almaktadır.

 

Bu konuya yaklaşırken hastalık yapan etkenin yaşam döngüsü esas alınmaktadır. Örneğin bazı parazitler için ara konakçı konumundaki  birey köpekken son konak insandır. Yani, parazitin yaşam amacı insana ulaşmak ve çoğalmaktır. İnsanın ya da bir salyangozun ara konak olarak rol oynadığı durumlar da geçerlidir.

 

Bakteri, virus, mantar veya riketsiya türlerinden mikroorganizmalar için durum farklıdır. Konakçı olarak seçtikleri canlılarda ürerler. Genellikle ara konakçıya ihtiyaç duymazlar. Tek ihtiyaçları bir organizmadan diğer organizmaya geçiş olanağı sağlayan ara yoludur. Bu geçiş yolları insanın hayvanla birlikte yaşamaya başlamasından çok önce mikroorganizmalar tarafından keşfedilmiştir. Zira sivrisinekler gibi eklem bacaklılar pek çok hastalığın bulaşmasında hem arakonakçı hem de vektör (taşıyıcı) olarak rol alırlar.

 

Ancak insan hayvan ilişkisi geliştikçe bu geçiş yollarında çeşitli dallanmaların olduğunu görmekteyiz. Örneğin evcil hayvan olarak evlerimize kabul ettiğimiz köpekler aracılığı ile bize bulaşabilen hastalıklar gibi. Medeniyetimizin gelişme sürecinde bu hastalıklarla mücadele zaman almış olsa da günümüzde bu zoonotik hastalıklara karşı pek çok önlemimiz bulunmaktadır. Bu önlemler içerisinde en başta hayvalarımızı bu hastalıklardan korumak gelmelidir.

 

Hayvanlarımızın bu hastalıklardan uzak durabilmesi Veteriner Hekimler tarafından düzenli uygulanan aşı ve parazit ilaçları çoğu zaman yeterli olmaktadır. Fakat hayvan sahiplerinin de bakım ve beslemede özen göstererek bu savunma hattında bir bütün oluşturmaları gerekmektedir.

 

Bu bölümde amacımız sizleri bu zoonotik hastalıklar hakkında bilgilendirmek, hayvanınızın ve sizin sağlığınızın korunmasına yardımcı olmaktır.

 

.

Zoonotik Hastalıklar

. .

KİST HİDADİT

Kedi ve köpeklerdeki asıl etkeni “Echinococcus Granulosus” adındaki bir şerittir. Kist hastalığında enfekte köpekler , kist etkenini direkt dışkılarıyla veya tüylerine bulaşmış ekinekok yumurtalarıyla taşırlar ve bulaştırırlar. Kist hastalığıyla enfekte olmayan köpeklerin tüyleri potansiyel olarak hasta edici bir özellik taşımaz. İnsanların kist etkenini almaları son derece tehlikeli sonuçlara yol açar.

 

Köpek ve kedilerin bağırsaklarında yaşayan E.Granulosus ve E.multilocularis dışkı ile atılan halkalar içinde çevreye yumurtalarını yayarlar. Donma, soğuk v.b şartlara çok dayanıklı olan bu yumurtaları insanlar enfekte hayvanın tüylerini YUTARAK, dışkı ile bir şekilde teması olan sebze ve meyveleri yiyerek, enfekte bir çiftlik hayvanının etini iyi pişmemiş halde yiyerek (örneğin çiğ köfte) alırlar.

 

Yumurtalar içindeki larvalar, insanda beyin, karaciğer ve akciğer gibi organlara yerleşerek içi sıvı dolu kistler oluşturur. Bu kistler büyüklüklerine bağlı olarak yerleştikleri organlarda ciddi sağlık problemlerine yol açarlar. İlaçla tedavisi tam mümkün olmayan bu kistler sadece cerrahi olarak çıkarılabilirler. Vücut içerisinde bu balonumsu kistlerin patlaması allerjik reaksiyonlara ve ölümlere yola açabilmektedirler.

 

Korunmada; evcil hayvanınızın düzenli veteriner kontrolünden geçmesi ve anti paraziter ilaçlarının uygulanıyor olması yeterlidir. Kendinizi korumak adına, çiğ et ürünlerinden ve iyi yıkandığından emin olmadığınız sebze ve meyvelerden uzak durmanız faydalı olacaktır.

 

MİKROSPOROZİS (Ringworm)

 

Kedi ve köpeklerde mikrosporozis M. canis tarafından oluşturulur. Genellikle baş, gövde ve bacaklarda görülen mantar enfeksiyonuna neden olur. Hastalık bir hayvandan diğerine direkt veya indirekt temasla bulaşır. İnsanlar hastalığı genellikle kedi veya köpeklerden alırlar. Hastalığın asıl kaynağı kedilerdir. Genç ve vitamin noksanlığı olan hayvanlar enfeksiyona daha duyarlıdır. Hastalık daha çok kış aylarında yayılma eğilimi gösterir.

 

Hastalığın Belirtileri; Kedi, köpeklerde oluşan yaraların şekli ve yerleştiği yerler bakımından benzerlik gösterdiği gözlenir. Yaralar en çok yüz, kulak, yanaklar, dudaklar, boynun yan tarafları, göz civarında ve daha az olarak da kuyruk ve pençelerde rastlanır. Erken dönemde; deride oval veya yuvarlak kıl dökülmesi, arkasından kepeklenme ve kabuklanma meydana gelir. M. canis insanlarda da benzer lezyonlar oluşturur.

 

Teşhis;  Derideki lezyonların hasta sahibinde de bulunuyor olması teşhisi destekler. Ancak kesin tanı ancak deri örneği alınması ve laboratuvar muayene ile mümkündür.

 

Tedavi; Lütfen deri hastalıklarının tedavisinin uzun sürdüğünü unutmayınız. Mantar enfeksiyonları uzun süre tedavi gerektiriler. Reçete edilen ilaçlarının mutlaka düzenli (yaralar iyileştikten sonra dahi) ve belirtilen tedavi süresinin sonuna kadar kullanılması gerekmektedir.

. .

TOKSOPLAZMOZİS

Toksoplazmoz, Toxoplasma gondii protozoonu tarafından oluşturulan, ve hamile bayanlarda düşüğe neden olabilen önemli zoonotik hastalıklardan birisidir. Hastalık her zaman belirti göstermeyebilir. Akut enfeksiyonu gebelerde ve bağışıklık sistemi baskı altında olan hastalarda önemli olmaktadır. Kronik toksoplazma enfeksiyonu etkenin vücutta bulunması anlamında kullanılır. Parazit yaşam döngüsünü son konak olarak kedilerde tamamlar. Son konakçıya gelene kadar arakonak olarak pek çok canlıyı kullanır. İnsana bulaşma bu devrede söz konusudur. İnsan parazitin kediye ulaşmak için kullandığı bir ara konaktır.

 

Ülkemizin Doğu Anadolu bölgesinde sıklıkla görülmekle beraber, insanlardaki enfeksiyon yurt genelinde %10-40 arası yaygınlık göstermektedir. Dünyanın pek çok yerinde yapılan araştırmaların sonucu kedilerin %1’e yakınının etkeni taşıdığı tespit edilmiştir. Kediler hastalığın yayılmasında birincil derecede önemlidirler. Ancak unutulmaması gereken nokta hastalık insanlara sadece kedilerden bulaşmamaktadır. İyi yıkanmamış sebze,meyve gibi ürünlerin tüketilmesi, etkeni barındıran memeli hayvanların (inek,koyun,keçi,vs) etlerinin, pastörize olmamış süt veya yumurta tüketimi gibi yollarla da etkeni almak mümkündür.  Insanlarda başlıca düşük, sinirsistemi ve göz hastalıkları (bölgesel retina nekrozu) gibi sonuçlar doğurabileceğinden kontrolü oldukça önemli bir hastalıktır.

 

Korunmak için, kedinizin iç paraziter ilaçlarının düzenli olarak yapılması ve düzenli Veteriner hekim kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Ayrıca kendinizi korumak adına kedinizin tuvaletini temizlerken bir eldiven giymeniz ve çocuklarınızı tuvalet bölgesinden uzak tutmanız elzemdir.

 

Eğer hamile iseniz, doktorunuzu kediniz olduğuna ya da kedilerle temasınız olduğuna dair bilgilendiriniz. LÜTFEN unutmayınız, toksoplazma paraziti sadece kedilerden bulaşmamaktadır.

.

KEDİ TIRMALAMA HASTALIĞI (Cat scratch disease) CSD

Kedi tırmalama hastalığı (CSD) Apifin felis yada Bartonella henselae, etkenlerin neden olduğu enfeksiyöz bir hastalıktır. Yaralar çoğunlukla kedilerin tırmalaması ile oluşmaktadır. Bulaşmanın pirelerin ısırmasıyla olduğu söylenmektedir ancak insandan insana da bulaşma bilinmemektedir. Hastalıkda ilk yaralar baş ve boyunda ve daha çok içi sıvı dolu kabarcıklarla görülür. Ağız veya burun içerisinde ağrılı yaralar, ortaya çıkabilir. Diş etlerinde kızarıklık ve şişme görülebilir. Hastalarda bu yaraların hepsi mevcut olduğu gibi bazen sadece tek biri de görülebilir.

 

Hastalarda yüksek ateş ve lenf yumrularının şişmesi (2-4 ay süre ile) görülür.Halsizlik, baş ve boğaz ağrıları ve nadiren dalak ve paratiroid bezinde büyüme görülebilir. Bazı hastalarda merkezi sinir sistemi bozukluklarına da rastlanır.

Teşhis; Bütün hastalarda lenf adenopatinin (lenf bezlerinin şişmesi) mevcut olması, hastaların kedilerle temasta olmaları, ısırılmaları veya tırmalanmaları gibi bilgiler teşhiste yardımcı olur. Ayrıca deri testleri tanı amacıyla kullanılır.Ancak kesin teşhis için etkenin laboratuvar teknikleri ile mutlaka belirlenmesi gerekmektedir.

Korunma; Pire mücadelesi gereklidir. Kedilerin tırmalamaları sonrası yaranın dezenfeksiyonu.

. .

LEPTOSPİROZİS

Enfekte hayvanlar idrarlarıyla çıkardıkları etkenlerle suları, toprağı ve kendi gıdalarını kontamine ederler. Rutubetli ortam mikroorganizmanın uzun süre canlılığını muhafaza etmesine yardımcı olur. Yazın ve sonbaharın erken dönemlerinde daha sık görülür. Leptospirozis infekte idrarla direkt; bulaşık, su, gıda ve toprakla indirekt bulaşır. Etken deri ve mukozalardan direkt geçerek kan dolaşımına karışırlar. Bu devre bir hafta sürer. Daha sonra etkenler kan yolu ile böbreklere, karaciğere ve diğer organlara yayılabilirler. Çeşitli toksinleri ile dokularda nekroza (hücre ölümleri) neden olurlar. Enfekte hayvanlar idrarlarıyla uzun süre çevrelerine etkeni saçarlar.

 

Hastalığın belirtileri; Etkenin vücuda girdikten sonra hastalık oluşturması için geçen süre 3 – 7 gündür. Klink bulgular karaciğer, böbrek ve damar sistemindeki bozukluklarla ilgili olarak ortaya çıkar. İlk görülen belirtiler iştahsızlık, kusma ve ateştir. Daha sonra sarılık, ağız içerisinde yaralar, çok su içme ve çok fazla miktarda idrar yapma, kanamalı mide barsak hastalıkları görülür.

 

Teşhis; Kesin tanı, idrar veya kandan yapılan kültürlerde etkenin izolasyonu veya direkt olarak karanlık saha mikroskobu ile yapılır. Tanıda ELİSA gibi testlerden de yararlanılır.

İnsan Sağlığı Açısından Riskler; Köpekler hastalığın insanlara enfeksiyonun bulaşmasında önemli olarak rol oynar. İnsanlara hastalık enfekte hayvanların idrar, kan ve hastalıklı organları ile bulaşır. Hem hastalığın köpeklerden insana naklini önlemek, hem de köpekleri enfeksiyondan korumak için hayvanlara mutlaka aşı uygulanmalıdır.

.

BRUCELLOSİS

Dişi köpeklerde yavru atma, erkek köpeklerde üreme bozuklukları, yavru köpeklerde ise ölümle seyreden zoonoz bir hastalıktır. Vagina akıntıları, sperma, idrar, plasenta (yavru kesesi) ve atık yavruları enfeksiyon kaynağıdır. Erkek hayvanlara enfeksiyon cinsel temas ile bulaşır. Enfeksiyonu takiben köpekler tedavi edilmezse iki yıldan fazla enfeksiyonu taşırlar ve bulaştırırlar.

 

Hastalığın belirtileri ; Köpekler çoğunlukla hastalığın belirtisini göstermezler. Ergin erkek ve dişilerde kısırlık, dişilerde yavru atma, ölü veya zayıf yavru doğurma, erkek köpeklerde deri hastalıkları, testislerde küçülme, gözlenebilen bulgulardır.

 

Teşhis; Ancak laboratuvar muayeneler ile mümkündür. Bunun için atık yavru yada yavru zarları, vaginal akıntı, sperma ya da kan mutlaka incelenmelidir.

İnsan Sağlığı Açısından Riskler; İnsanların kedi ve köpeklerden enfeksiyona yakalanması zordur. Ancak genital akıntılar, atık fetüsler ve plesenta ile direkt bulaşma olabilir.

.

LYME DISEASE (Borreliosis)

Borreliosis kenelerle nakledilen Borrelia burgdorfi isimli spiroketin neden olduğu bir hastalıkdır. Kuzey Amerika, Avustralya ve Avrupa’da görülen bu hastalığa Türkiye’de rastlandığı hakkında bir bilgi yoktur. Hastalık başlıca köpeklerin kenelerce ısırılması ya da insanların bu keneler tarafından ısırılması yolu ile bulaşır.

 

Hastalığın belirtileri; Hastalık ani bir topallık ile başlar. Eklemler şiş ve ağrılıdır. Topallıklar birkaç günde kaybolur. Ancak bazı olgularda tekrarlayabilir. Bazen beden ısısında da artış görülebilir. Radyolojik yoklamalarda eklemler normal gözükebilir.

 

Teşhis; Teşhisi nispeten zor bir hastalıktır. Kan ve eklem içi sıvının muayene edilmesi gerekir. Pek çok hastalık ile karışması mümkündür.

İnsan Sağlığı Açısından Önemi; İnsanlar hastalığı köpeklerden direkt olarak almazlar. Ancak köpek ve diğer hayvanların üzerlerindeki kenelerinin insanların derisi üzerinde gezmeleri ve kenelerin ısırması ile hastalık bulaşabilir. Köpekler üzerindeki kenelerin ilaçla yok edilmesi hastalıktan korunmada en önemli yoldur. Ayrıca riskli bölgelerde yaşayan hayvanların aşılanması da korunma açısından elzemdir.

. .

PASTEURELLOSİS

Kedi ve köpeklerde Pasteurella etkenlerine yara enfeksiyonlarında, ağızda ve  hayvanların boğazlarında rastlanır. Sağlıklı görünüşlü hayvanlarda da etken bulunmaktadır. Sağlıklı kedilerde bulunan bu etken daha tehlikeli iken köpeklerdeki daha az yara enfeksiyonuna neden olmaktadır. Bu nedenle kedi ısırmaları konusunda daha titiz olmak gerekmektedir.

 

İnsanlarda Pastörelloz; İnsanlarda pastörelloz daha ziyade kedi ve köpek ısırması sonucu meydana gelir. P. multocida lokal infeksiyonlardan başka menenjit, solunum yolu enfeksionları ve akut apandisitlere sebep olmaktadır.

. .

PSITTACOSIS – ORNITOSIS

Psittacosis, parrot familyasına  ait kuşlarda (papağan, muhabbet kuşları, vs.) görülen, insanlara da bulaşan enfeksiyöz bir hastalıkdır. Ornitosis, ise daha çok güvercin, evcil tavuk, hindi, ördek, deniz kuşları ve diğer kanatlılarda görülür.

 

Bulaşma; Bulaşma direkt temas ve solunumla olur. Hasta hayvanlarda; iştahsızlık, titreme, kafese yaslanma, tüylerin kabarması, yeşilimsi sarı ishal, burundan ve gözden akıntı gelmesi, zayıflama ve en önemlisi HAPŞIRMA görülür. Hasta hayvanlar hapşurarak etkeni metrelerce uzağa atabilirler. Genç hayvanlarda ölüm oranı daha yüksektir. Erginler hafif belirtilerle hastalığı atlatırlar. İnsanlara solunum yolu ile bulaşabilen bu hastalık halsizlik,yüksek ateş gibi genel belirtilerle uzun süren bir solunum yolu enfeksiyonuna neden olmaktadır.

 

Teşhis; Kesin teşhis için laboratuvar muayene şarttır. Buna hasta hayvandan alınan vücut sıvıları ve eğer hayvan öldüyse otopsi de dahildir. Ayrıca hastanın kuşlarla temasının bulunması teşhiste yardımcı olacaktır.

. .

CAMPLOBACTERİOSİS

Camplobacteriosis, Campylobacter jejuni’nin neden olduğu akut bir bağırsak enfeksiyonudur. Etken son yıllarda köpek ile kedilerde ve ayrıca insanlarda hastalık nedeni olduğundan zoonozlar sınıfına sokulmuştur.

 

Etken; Etkenler kontamine su ve gıdalarla indirekt olarak bulaşır. Direkt gaitanın alınması ile ağız yolu ile bulaşma da olabilir. Sinekler de bulaşmada rol oynarlar. Hayvanların çoğu klinik bulgu göstermedikleri halde dışkıları ile etkeni çevreye bulaştırırlar.

 

Hastalığın belirtileri; Etken vücuda girdikten sonra hastalık oluşumu için geçen süre 1-7 gün, hastalık süresi ise 7-10 gündür. Yavru köpeklerde iştahsızlık, bitkinlik, ishal, ateş, kusma, ani kas kasılmaları görülür. Bazı hayvanların iştahları normal olabilir. İshal sulu, mukuslu veya kanlıdır. Şiddetli olaylarda  dehidrasyon da görülebilir. Ergin köpekler enfekte olmalarına karşın herhangi bir semptom göstermeseler bile, kalabalık ve sağlıksız ortamların bulaşma nedeni olabileceği son dönemlerinde klinik campylobacteriosis’e rastlanabilir.

 

Teşhis;İshal olan köpeklerde hasta sahibinden alınan bilgiler çok önemlidir. Kesin tanı gaitadan yapılan testlerde bakterileri görmek  veya kültürler ile bakteri izolasyonuyla olur.

İnsan sağlığı yönünden önemi; Köpekler ve kediler enfeksiyondan sonra 40-120 gün bakterileri gaitaları ile çevreye saçtıkları için enfeksiyon kaynağıdırlar. Kedi ve köpeklerle yaşayan küçük çocuklar kendi gıdalarını enfekte ederek infeksiyonu kolayca alırlar. Hastalıktan korunmak için gerekli hijyenik koşullara uyulmalıdır. (ör; ellerin yıkanması, kedi kumunun sürekli temiz tutulması gibi)

. .

VEBA (Plaque)

Veba, Yersinia pestis bakterisinin neden olduğu zoonotik bir hastalıktır. Etken kemirici hayvanların pireleri tarafından çeşitli hayvan ve insanlara nakledilir. Enfeksiyon daha çok kemiricilerde görülür. İnsan ve hayvanlara enfekte kemirici pirelerinin ısırması yolu ile bulaşır. Temasla bulaşma daha az görülür.

 

Hastalığın Belirtileri; Enfeksiyon kedilerde daha sık olarak görünür. Hastalığın görülmesinden sonra kediler 3-4 gün içerisinde ölürler ya da ölü olarak bulunurlar. Hastalık köpeklerde de görülmesine karşın nadiren klinik belirtiler ortaya çıkar.

 

Teşhis; Enfeksiyonun belirli aralıklarla görüldüğü bölgelerde orijini bilinmeyen ani ateş yükselmeleri vebayı akla getirmelidir. Kesin teşhis ancak laboratuvar teknikleri ile yapılabilir.

İnsan Sağlığı Açısından Önemi; Hastalık enfekte kedilerden insanlara tırmalama ve ısırma ile direkt olarak geçer. Pirelerle mücadele kolay olmasına karşın endemik bölgelerde kedilerin kemiricilerle teması önlenmelidir.

VAZOMOTOR FELCİ COLLAPS SOK TANIM :

Vazomotor merkezinin felci sonucunda oluşan,kan basıncının düşmesi ve damarların genişlemesiyle karakterize hastalık tablosuna collaps adi verilir
VAZOMOTOR merkezinin felcine neden olan nedenler bazen çok ani dirler ve kısa surede hayvanin ölmesine neden olurlar.(1-2 Dakka).Bu tabloya sok adi verilir.Diğer bir deyişle acut kalp yetmezliği semptomlarının olmadığı dolaşım yetmezliğine klinik man SOK adi verilir.Bazen VAZOMOTOR felci kalp yetmezliği ile birlikte şekillenebilir.O zaman kalp yetmezliği semptomları da hastalıkta gözlenir.(ARİTMİ,EXTRASISTOL,CYANOSE,VENALARIN DOLGUNLUĞU)
ETIYOLOJI :
Çeşitli toksin ve zehirli maddeler medulla oblangatada ki VAZOMOTOR merkezini felce uğratabilir.Özellikle enfeksiyoz hastalıklar,mide-barsak yangıları,pleuritis ve peritonitisin seyri esnasinda oluşan toksinler, mide-barsak yırtılmaları,barsaklardaki patolojik vaziyet bozuklukları, kloroform ve kloral hidray zehirlenmeleri kollapsa neden olur.
Büyük kan kayıpları,sensibil sinir uçlarının aşırı uyarılmalarına neden olan operasyonlar hatta ani korku ve heyecanlar sok yapabilir.Sokun acut olarak oluşumu halinde bayılma (SYNCOP) görülür.
Hayat merkezlerinin ani tahribatları sonucunda oluşan ölümlerde collaps görülmez.Buna APOPLEXIA adi verilir.(APOPLEKTIK OLUM)
SEMPTOM :
Hayvan durgunlaşır.Bakışlar dalgındır.Özellikle perifer kısımlar soğumuştur. (kulak,burun ucu,ayaklar v.b.)Soğuk ter vardır.Nabız hızlı ve çok zayıftır. Vücut ısısı düşer.Sancı semptomları kaybolur.Göz conjuktivalari mavi-siyah renge dönüşür.Hayvan sahibinin emirlerini anlamaz sendeler ve hatta yere düşer.