INUSUTUS PARANALIS ANAL KESELERİN YANGISI

 

TANIM : Etçillerde anüsün her iki tarafında öne doğru olan anal keselerin ince akıtıcı kanallarının dışkı, dışkı kalıntıları ve kir nedeniyle iltihaplaşmasıdır.Görev yapamaz ve irinleşirler.Sekretin dışarı akmamasına  neden olurlar. Koyu bir kıvam alır ve anal bezde pis kokulu kitle halinde toplanırlar.
Anal keselerin çevresinde oluşan yangılar,tümörler akıtıcı kanalı tıkar ve içeriğin dışarı çıkmasına engel olur.Apseleşme ve bölgede deformasyon baslar.dışarı açılırsa anal keselerin fistülü seklinde bir klinik görünüm ortaya çıkartır. SEMPTOM : Bölgedeki basınç ve kaşıntıdan dolayı hayvan sakin değildir.Anüsünü yalamak ister.Anüsünü yere sürtmeye çalışır.(kızak kaymak gibi) anüs bölgesine kimseyi dokundurtmaz ağrısı vardır. iştah kaybı ve ilerleyen durumlarda kilo kaybı görülebilir. hayvan dışkısını yapmakta zorlanır. bölgede şiddetli kaşıntıdan dolayı anüs bölgesinde ısırık yaraları şekiilenebilir ve çoğu zamanda bu yaralar enfeksiyon kapabilirler. Anal keselerin bulunduğu bölgelerde tüy dökülmeleri dikkati çeker. Anüsün alt yan tarafında fındıktan ceviz büyüklüğüne kadar varan kısmen yumuşak kısmen de ağrılı şişlik saptanır.Hayvan gaitasını yapmaktan çekinir.Küçük parçalar halinde yapar. ve sık sık tuvaletini yapmaya çalışır. Özellikle evde beslenen küçük ırk köpeklerde sık rastlanan bu durumlarda çoğu zaman veteriner hekimin rutin muayeneleri esnasında anal keseler veteriner hekim tarafından boşaltılarak hastalığın oluşmasına engel olunur. Fakat unutulmaması gereken durum bu işlemin bir hekim tarafından yapılması gerektiği ve ortada hiç bir anormallik yokken bu tür bir işlemi yapmanın yada yaptırmanın hiç de doğru olmadığıdır.

Tedavisinde pek çok yöntem vardır. bu yöntemlerden hangisinin uygulanacağını veteriner hekimininz hastalığı şiddetine göre belirler. fistüllü olaylarda operasyon gerekir bazan apseleşmiş olaylar antibiyotikle tedavi edilebilirse de pek başarı şansı yüksek değildir. genelde operatif yolla kanalların açılması ve içerde toplanan sıvının boşaltılması gerekir. bazan analkeselerin komple alınması gerekebilir bu durumda bir daha böyle bir rahatsızlık oluşmaz ancak bununda doğurabileceği sıkıntıların olabileceğini unutmamanız gerekir.

AMAROSE BAKAR KÖRLÜK 

TANIM :
Gözde gözle görülebilecek patolojik değişiklik olmaksızın hayvanin görememesidir.

Bu hastalık bir çok göz hastalığının semptomudur.tüm evcil hayvanlarda özellikle sığır ve köpeklerde sik görülür

NEDENLER :
Nedenlerini 5 ana bolümde toplayabiliriz.
1-Gözün optik sisteminden ileri gelen bozukluklar
2-Retinadan ileri gelen bozukluklar
3-Nervus opticus + retina ile beyin görme merkezi arasındaki bağlantıda ki hatalardan ileri gelen bozukluklar
4-Merkezi Sinir Sistemi (MSS) hastalıkları
5-Metabolik bozukluklar

SEMPTOMLAR :
İlişkili olduğu hastalığa göre ani yada yavaş gelişir.Travmatik kökenlilerde ani şekillenir.Kongenital olanlarda ise Doğuştan körlük vardır.

Amarosisli hayvanlar ürkek yürüyüşleri tutuk alışık olmadığı yerlerde yere yada duvara çarpma görülür.

Klinik olarak en büyük semptom papillar refleksin kaybolmuş olmasıdır.ayrıca midriasis vardır.

VIT-A eksikliğine bağlı olaylarda bu vitamin eksikliğine bağlı aksaklıklarda şekillenir bu tur olaylarda körlükle beraber pupillalarda ödem ve vaskuler bir conjesyon görülür.

Amerose pek çok göz kusuruyla karışır. özellikle optik sistem rahatsızlıklarında dikkatli olmak ve olaya doğru yaklaşmak gerekir.
TEŞHİS :
Klinik görünümler göre yapılır.ayrıca sığır ve buzağıların kan ve kan serumunda VIT-A miktarı ölçülebilir.

PROGNOZ :
Akut olaylarda olumludur.özellikle Akut hypoavitaminosiste tedavi oldukça olumludur. Hastalığın başlangıç dönemlerinde ve özellikle doğumsal bir rahatsızlık yoksa tedavi şansı oldukça yüksektir. Bu dönemlerde hastanın iyi takip edilmesi ve iyibir muayeneden sonra tedavi şeklinin beşirlenmesi gerekir. Gözle ilgili rahatsızlıklar kısa sürede düzelmediğinden ve uzun süreli ilaçlar kullanılması gerektiğinden kontrollerinin dikkatli yapılması gerekir.

TEDAVİ :

HYPERADRENOCORTICISM (CUSHING’SYNDROME)

Kedilerde nadir görülen bir hastalıktır.hypofiz bezi tümörlerinden ileri gelir
KLİNİK PROFİL :
Etiyoloji : Hypofiz kökenli yada adrenal tümörler
Anamnez : Orta yaşlı ve daha büyük kedilerde görülür ve diabetle birlikte seyreder
Klinik belirtiler Sistemik : Polyuri, polydipsia, polyfagia, hyperglisemi, glucosuria, sarkık karın, sekonder enfeksiyonlar (sistit, pyothorax)Deri : Kellik, ince kıllar, yağlı deri(seborhea), hyperpigmentasyon, apse ,
Ayırıcı Teşhis Diabetes mellitus, Hypertitoidizim
Özel Test ACTH testi, kan profili, idrar testi, ultrasound, kimyasal testler
Tedavi
Prognoz
ANAMNEZ ve KLİNİK BAKI
Genel olarak orta ve daha yaşlı kedilerde görülür. çoğunlukla şeker hastalıklı kedilerde varedır (%81) polyuri, polydipsi, sarkık karın ve polyfagi vardır(%88-94)
Diğer belirtiler  kellik,kas kaybı, ağırlık artışı, karaciğer büyümesi, ince tüy, sekonder enfeksiyon, depresyon, ağırlık kaybı, deride kolay ezilme ve morarmalar, görülür. polyuri ve polydipsi sonucu glikokortikoitlerin hyperglisemiyi uyarması sonucu oluşan glikozuri ve diureze dikkat etmek gerekir. Köpeklerin hyperadrenocortiziminde bu durum sonradan da oluşabilir.Deride : eklem ve karın bölgesinde kellik, dağınık baş tüyleri, ince tüyler, yağlı deri, pigmentasyon, çürükler, tüylerde çabuk kopma ve kırılma, yüz bölgesinde seconder enfeksiyonlar, bakderi veya mantar kökenli sistit, pyothorax, bronchitis, rhinitis, pankreatitis ve domodiosis oluşur. iatrogenic hyperadreno-corticismde myopaty, simetrik kellik,ince tüy, deride çürük ve morarmalar, bilateral simetrik katarakt görülür.
Teşhis Ve Tedavi
Kimyasal profil ve kan testinde bazı değişiklikler görülebilir. kanda kolesterol ve şeker artar. idrardan şeker astılımı çoğalır, lymflymphopenia, eosinopenia , neutrophilia vardır AST ve ALT de artış vardır. BUN azalmıştır.

ACROMEGALY

Acromegaly olgun kedi ve köpeklerde Büyüme hormonunun (ACTH) neden olduğu normal olmayan salınımlarından kaynaklanan ve nadir görülen bir hastalıktır. En büyük nedeni Büyüme hormonu tümörleridir.Özellikle son zamanlarda kızgınlığın kontrolü amacıyla yapılan metroxyprogestorone (MPA) enjeksiyonlarının yüksek dozlarda ve sıklıkla yapılması da acromegalynin oluşumuna neden olduğu bilinmektedir.
KLİNİK PROFİL :
Etiyoloji : ACTH nın üretildiği bez tümörleri
Anamnez : Orta yaşlı ve daha büyük (8-14 yaş) kedilerde görülür Polyuria, Polidipsia ve Polifajia görülebilir
Klinik belirtiler Deride : Tüylerde kalınlaşma, baş ve boyun bölgesinde aşırı tüy katmanlarıSistemik :İç organlara ait değişik belirtiler görülebilir
Ayırıcı Teşhis Bütün sistemik hastalıklar
Özel Test Tomografi Ve ACTH düzey tespiti
Tedavi Radyoterapy ve Operasyon
Prognoz Kötü
ANAMNEZ ve KLİNİK BAKI
Genel olarak orta ve daha yaşlı kedilerde görülür ACTH nın salgısında ki artışa bağlı olarak vucut boyunda artma kilo artışı tüylerde kalınlaşma baş ve boyun bölgesindeki tüylerde katmanlaşma vede iç organlarda hypertrophy vardır. Anamnezde polyuria,polydipsia ve polyfajia zayuıflama yada şişmanlama derideçoğunlukla kalınlaşmalar ve özellikle baş ve boyun bolgesinde tüy katmanları görülür klinik bulgular arasında zayıf olarakta
Cardiomegaly Nephromegaly Mandibulada büyüme Kalpte murmur Kalp sahasında artma
*-Karinda şişme *-Kalp yetmezliği *-Böbrek yetmezliği Hepatomegaly
Diğer belirtiler  Spondylosis artropaty dilde hypertrophy  MSS belirtileri
Klinik Patoloji Olarak
Proteinuria Hyperproteinemia Azotemia Hypercolesterolemia Hyperphosphatemia
ALT de artış AST de artış Hyperglisemi glikozuria Hrytrocytosis
Teşhis Ve Tedavi
Anamnez, labaratuvar bulguları,klinik belirtiler teşhiste yardımcı olur. Acromegaly nin teşhisinde Acth ve glukoz testleri başarısız olmuştur. tomografi ve insulin tolorans testleri ile diabetes mellitustan ayrılmasına yardımcı olabilir. Tedavide radyoterapi yöntemi denenebilir. şururijikal yöntemler ve cobalt radyasyonu beraber denenebilir. bazı kedilerde tedavi sonrası conjektive kalp yetmezliği böbrek yetmezliği yada norolojik bozukluklar şekillenebilir.

ACNE

İdiopatik seyreder. yüzde dermatit vardır. her yaş gurubu kedide görülebilir. cinsiyet ayrımı yoktur.patogenesisis ve etiyolojisi kesin olarak bilinmemektedir. ergenlik dönemiyle alakası yoktur. gençlik döneminde oluşan yağ bezler, kıl folikülleri şişlikleriyle alakalı değildir. oluşumunda bir kaç faktör tespit edilmiştir.

  • yanlış tarama alışkanlığı
  • Yağ bezlerinin anormal salgısı
  • kıl dönmeleri
  • stres
  • viral hastalıklar
  • bağışıklık sisteminin baskı altına alındığı durumlar.
  • Tüylerin büyüme dönemindeki dinlenmeleri esnasında(yaklaşık 3 ay) yağ bezlerinin dişarı atması gereken yağların delikleri tıkaması
  • keratize olmuş defektlerin yağ bezlerine yerleşerek yağ bezi salgısını kötüleştirmesi

Geçmiş: çoğunlukla 1 yaş civarındaki kedilerde görülür. ama diğer yaşlardada görülebilir. lezyonlar değişkendir. hafif seyirlidir. bakderilerin işe karışmasıyla semptomlar artabilir.

Klinik : akne lezyonları koyu kahve renginde olup çenede ve dudaklarda yerleşir. kabuklar yumuşaktır. yumuşak eritromatoz (kızarık) yapıdadır. alt çenede ve dudaklar etrafında  şişlikler olabilir. bazan bunu bakderiyel foliculitis (folikul iltihabı) ile karakterize pustuller(deride oluşan içi iltihap dolu kabarcık)  takip eder. eğer bölgede inflomation (dokuların fiziksel yada kimyasal bir uyarana karşı gösterdikleri tepki) varsa bunu frunculos ve derin pyodermalar (deri iltihabı) takip eder. bazı lezyonlar ülseratiftir ve içleri exudatla doludur. bu sahneye sert nodüller, erythemalar, (deride oluşan kızarıklıklar) allophegia (kellik) ve ağrı oluşur. hastalık kronik seyirlidir. teşhisi kolaydır.

 

Patogenesis bilinmiyor
Anamnez Genç hayvanlarda hayatın her döneminde görülebilir
Belirtiler çene ve doduklarda nödüller vardır. çenede edema ve foliküller vardır.
Ayırıcı Teşhis Demodicosis, Malassezia, Eosonofilik granuloma, edema

BİZ KİMİZ

Bildiğiniz veteriner hekimlerden belkide çok farklı düşünen, olayları farklı yorumlayan, işini,  hayvanları, ve yaşamayı  her şartta sevmesini başarmış biriyiz desek……… ! doğru demiş oluruz……..

Biz mesleğimize 1991 yılından beri aşık olmuş ve her aşkın çilesinin

mutluluk olduğunu bilmiş bir topluluğun parçasıyız. Basından, sansasyönel haberlerden uzak sadece aşkını yaşamayı seçmiş hekimleriz.

Tek ilkemiz hasta sahiplerini değil hastalarımızı mutlu etmek…! Okula girdiğimiz 1986 yılından 1991 yılına kadar hocalarımızdan aldığımız en önemli bilgi bu . Güzel ülkemizin dört bir yanına yayıldık ve her zaman bu bilgiyi yaşayacağımız dostlar aradık, bazen bulduk sevindik bazenda üzüldük. Kimbilir belkide siz de bu bilgiyle yaşamak istersiniz…….!

Dostlarınızla mutlu ve umutlu kalın…..!

Kedilerde Üreme Davranışları

 Kedilerin anöstrusları gün ışığının mevsimsel değişimi ile ilgilidir. Bu olaya “fotoperiyodizm” denmektedir. Çiftleşme olmadığı taktirde dişi kediler reprodüktif mevsim müddedince her 2-3 haftada bir östrus göstermektedirler.

Kuzey yarım kürede bu üreme mevsimi genellikle Ocak’ta dünlerin uzaması ile başlayarak Eylül ayına kadar devam etmektedir. Bu mevsim süresince östrusun süresi ve uzunluğu fertlere göre değişiklik göstermektedir. Çiftleşmesine izin verilen kedilerde her üreme mevsiminde sadece iki östrus periyodu ve bunun sonucu olarak iki yavrulama görülmektedir.

Puberta be seksüel olgunluk Dişi kediler yaklaşık 8 ile 13 aylık iken seksüel olgunluğa ulaşmalarına rağmen, ırklar arasında bu süre oldukça değişkendir. Bazı kedi ırklarında östrus görülme yaşı 3 aylığa kadar görülebilmektedir. Ayrıca uzun tüylü kedi ırklarında 11 aylık iken ( İran kedileri 12-18 aylık yaşa kadar) gözlenen puberta yaşı, kısa tüylü bazı kedi ırklarında ile 9 ayda (siyam kedilerinde ortalama 9 aylık iken) gözenebilir. Dişi kediler en erken 5 aylık, en geç ise 18 aylık yaşta cinsel olgunluğa ulaşmış olmaları gereklidir.

Çevresel faktörler evcil kedilerde puberta yaşına etki etmektedir. Serbest yaşayan kediler saf ırk kedilerden daha erken cinsel olgunluğa ulaşırlar. Kedi yavruları büyük çoğunluğu ilk östruslarını 2.3-2.5 kg vücut ağırlığına ulaştıklarında (ort. 7 aylık) gösterirler. Puberta’nın başlangıcı yavrunun yaşından çok, çiftleşme sezonu ve yavru kedilerin doğdukları zaman ile yakından ilişkilidir. Ekim ile Aralık aylarında doğan yavru kediler birkaç ay sonra başlayacak çiftleşme mevsiminde seksüel olgunluğa ulaşamamış olabilirler.

Erkek kedilerde yaklaşık dişi kediler ile aynı yaşta puberta’ye ulaşırlar. Erkek kedilerde dişilere ilgi, atlama, pelvik itme hareketleri gibi cinsel davranışlar 4 aylıkta başlar iken, spermatogenezis 5 aylığa kadar başlamaz. Seksüel olgunluk yaşı, erkek kedilerde 9 aylık iken (yaklaşık 3.5 kg vücut ağırlığı) gerçekleşir reprodüktif aktivite 14 yaşın üzerinde de devam eder, fakat yetiştirmede kullanılan erkek kediler yanlızca 4-6 yaşa değin kullanılmalıdırlar.

Çiftleşme mevsimi Kuzey yarım kürede, evcil kediler yılda iki kez üreme mevsimi gösterirler. Bunlardan ilki bahar (Ocak ile Mart ayları) diperi ise geç yaz yada erken sonbahar (ağustos ile Ekim) mevsimleridir. Östrusların en yoğun olduğu dönem, kuzey yarım kürede Şubat Mart aylarıdır. Uygun iklim şartlarında yıl boyunca çiftleşmeler gözlenebilir.

Gün ışığının azalmaya başlaması ile beraber gelecek östrusun başlangıcına kadar anöstrus periyoduna girerler. Bazı durumlarda özellikle evde ve sun’i ışık altında bulundurulan kedilerde yıl boyu süren poliöstrik bir aktivite söz konusudur. Bu durum özellikle kısa tüylü kedi ırklarında (özellikle siyam), uzun tüylü kedi ırklarına nazaran daha sık gözlenir. Östrus siklusu Dişi kediler mevsime bağlı poliöstrik ve uyarılmış ovulasyon yapan hayvanlardır. Bunun sonucu olarak reprodüktif sikluslarını büyük ölçüde çiftleşme etkilenmektedir.

Çiftleşmemiş kediler her biri ortalama 7 gün süren, bir seri ovulasyonsuz siklus gösterirler. Kedilerde östrus siklusunun dönemleri genellikle; proöstrus, östrus, metaöstrus ve anöstrus olarak bildirilmektedir.

Metaöstrus, çiftleşme olmadığı taktirde iki östrus periyodu arasındaki “interöstrus” dönemdir. Çiftleşmemiş dişi kediler kontrollü ışık ve ısı altında bir yılda ortalama 13 östrus (4-25 östrus) gösterebilimektedir.

Klink bulgular Proöstrus döneminde; Kedilerde proöstrüs erkek kedi olmazsa anlaşılamaz. Bu dönem klink olarak, dişinin erkeğe cazip geldiği fakat erkeği kabul etmediği bir dönemdir. Dişi kedi başını veya boynunu herşey sürmek eğilimi gösterir ve bu hareketi ilgi artması olarak yorumlanabilir. Bu hareket dişi kedilerin seksüel olarak kabul edici döneme girmesinden önce, 1-3 gün devam eder. Bununla beraber proöstrus çoğu zaman östrus öncesinde fark edilemeyebilir. Bu dönemde idrar yapma sıklığında artış ve erkek kedilerde görülen idrar püskürtme hareketine benzer davranışlar gözenebilir.

Sürekli ses çıkartan dişi kedi lordoz pozisyonundadır. Vulvada ödem yoktur ve köpeklerde gözlenen viginal akıntı görülmez. Östrus döneminde; Kedilerde östrus, çiftleşe dönemi olarak tanımlanır. Dişinin erkeği kabul etmesi ile başlar, çiftleşmeyi reddi ile biter.

Kedilerde östrüs davranışları aniden başlar. Dişinin bağırmaları çok sıklaşır (vokalizasyon) ve sık sık pelvisini yukarıya kaldırarak çiftleşme pozisyonu alır. Bu erkek kedi varlığında daha belirgin görülür. Devamlı gerilme, anorexi gözlenir. Dişi kedi lordoz pozisyonu aldığı zaman kuyruğunu yana atıp arka bacaklar üzerinde durur. Bu durumda erkek kedi dişinin üzerine çıkar ve dişleri ile ensesinden yakalayarak pelvik ileri geri hareketlerle vulvayı arar.

Aşımın başlamasından ortalama ½-7 dakika sonra pelvisinvaginaya girmesi ve ejakulasyon meydana gelir. Ejakulasyon anında dişi kedi yüksek bir sesle bağırmaktadır. Bu bağırmanın vagina duvarı ile serviksin penis üzerindeki çıkıntılar tarafından uyarılması sonucu meydana gelmektedir. Daha sonra dişi erkeği hemen uzaklaştırır ve vulvasını yalayarak kendi çevresinde yuvarlanır. Ortalama 5-20 dakika sonra dişi tekrar çiftleşme pozisyonu alır ve erkeğin aşmasına izin verir. Eğer çift rahatsız edilmez ise 1-2 saat içerisinde 5-7 kez çiftleşme olur.

Bu devrede dişi kedinin perineal bölgesi yavaşça ovulur ve boyun bölgesinden kuyruk köüne kadar sıvazlanırsa kedi sternum üzerine oturur, pelvis yukarı kalkık pozisyonda kuyruğunu yana ve yukarı yönlendirir. Arka ayaklarını uzatır ve pelvik bölge üzerine elle bastırıldığında arka ayaklarını geriye doğru hareket ettirir.

Metaöstrus döneminde; ovulasyon şekillenmeyen (çiftleşme olmamış) bir östrus dönemi sonrası follikuler regresyon periyodudur. Ortalama 21 gğn (14-28 gün) sürer. Seksüel davranışlar kaybolmuştur. Ovulasyonun olduğu fakat gebeliğin oluşmadığı durumlarda yalanı gebelik gözlemlenir ve korpus luteum şekillenir.

Gebe olmayan kedilerde luteal dönem gebelik süresinin ortalama yarısı kadar sürer ve yaklaşık 7-10 gün içerisinde ovaryumlar aktif hale geçebilir. Bu sebeple dişi kedilerde bir çiftleşme sezonu boyunca 4-5 defa hayali gebelik (pseudoregnacy) görülebilir. Anöstrus dönemi; seksüel dinlenme dönemidir. Dişi kediler erkek kedileri yanlarına yaklaştırmazlar ve seksüel istekleri kaybolmuştur. Ovaryumlar küçüktür ve folleküller ortalama 0.5 mm büyüklüktedir.

Anöstrus Eylül ayında başlayığ Aralık ayında sona erer (kışın sonunda günlerin uzamasınabağlı olarak son bulur.) Anöstrusun başlamasında gün ışığının kısalması ve yaz ısısının yükselmesi önemli ise de bireysel farklılıklar oldukça fazladır. Günde 10 saatten fazla sun’i ışık alan dişi kedilerde anöstrus dönemi gecikebilir ve hatta yılar boyu bu dişiler kızgınlık gösterebilirler.

Anöstrus dönemindeki dişi kedilerde serum östrojen ve progesteron değerleri bazal düzeydedir. Çiftleşme Çiftleşme sırasında erkek kedi dişinin boyun bölgesinden kuvvetli şekilde ısırır. Erkek kedide penis arka tarafa dönük pozisyondadır ve bu aşamada kısmen erektil halde alt kısma horizontal 20-30 derecelik bir açıdadır.

Penis itme hareketlerini takiben ejakulasyon gerçekleşir. Erkek kedi penisi geri çekerken dişi çiftleşme çığlığı çıkararak (erkek kedinin penisindeki kornifiye papillalardan dolayı) ileri yönde hareket eder. Erkek kedi dişinin sinirli davranışlarından kaçmaya çalışır. dişi kedi kendi etrafında döner ve vulva bölgesini yalarken erkek kedi güvenli mesafeden bunu seyreder.çiftleşme birkaç dakika ie bir saat arasında sürer ve tekrarlanır.

Yaklaşık 7 kez ejakülasyonlu çiftleşme gerçekleşir. Çiftleşme sıklığı ve aralıkları bireyler arasında farklılıklar gösterir. Çiftleşme öncesi dönem 10 saniye ile 5 dakika arasında, çiftleşme 1-3 dakika, çiftleşme sonrası dönem ise 1 dakikadan azdır.

 

HASTA YADA OPERASYON GEÇİREN KEDİLERDE BESLENME

Hasta kedilerde beslenme en az kullanılan ilaçlar kadar önemlidir. Kedinizin yakalandığı hastalıktan daha erken kurtulması ve tedaviye cevap verebilmesi için hastalığına uygun gıdalarla beslenmesi gerekir. Hastalık döneminde vede operasyon sonrası dönemlerde kediler yemek yememe gibi bir sorunla karşınıza çikarlar. Bu dönemde onlara yardımcıolmak gerekir. Zaten bu konuda veteriner hekiminiz hastalığın durumuna ve şiddetine göre size kedinizin beslenmesi konujsunda herekli bilgileri detaylı olarak verecektir.

İshal olan kedilerde mutlaka temiz ve bol su vermek gerekir gıda olarakta çok kolay sindirilebilen gıdalarla beslemek zorunludur. Çunkü ishallerde alınan gıda bağısakta gereği kadar kalmaz ayrıca yakalandığı hastalığa bağlı olarakta gıdaların sindirimi engellenmiş yada basklı altına alınmış olabilir işte budurumda kedinize yardımcı olmak için yağsız mümkün  olduğunca sulu ve kolay sindirilebilen gıdalar vermelisiniz. Vucuttan atılan bazı vitamin ve mineral maddeleride dengelemek için ek vitamin ve mineral madde karmalarıda vermek gerekebilir

Bunun tam tersi olan kabızlık olaylarındaysa vucuttan atılması gereken maddeler bünyede fazla kaldığından bağısakta zararlı bakterilerin dahada artmasına neden olurlar ki buda kedinizin kendi kendini zehirlemesi gibi kötü sonuçlar doğurabilir. budurmda yediği gıdalardaki lif mıktarlarını artırmanız gerekir. ayrıca bağırsak hareketlerini artırması amacıyla yağlı gıdalar verilebilir.

Özellikle operasyonlardan sonra kedilerde iştah azalması ve yemek yememe gibi sorunlarla karşılaşılır. budurumda kedinize en çok sevdiği yemeği vermek bir alternatif olabilir. Yanlız unutmayınızki kedinizin en sevdiği yemek belkide onun için zararlı olabileceğinden bu durumu mutlaka veteriner hekiminizle konuşmalısınız.

Kısaca kedinizin yakalanmış olduğu hastalıklar onun gıdasının ne olacağına karar verdirir. böbreklerle ilgili sorunlarda, karaciğer rahatsızlıklarıda, ekzemalarda, kalp hasytalıklarında yani tüm hastalıklarda farklı gıda alternatifleri vardır ve siz kedinizin sağlığı için hastalığına uygun olan gıdalarla beslenmesini sağlamalısınız.