Evcil hayvanlarda üreme tablosu

 
Ergenlik Yaşı 4-18 (12) ay, çoğu ırklarda yaklaşık 15 ay
  siklus şekli Polyestrous Her yıl
 Büyük baş siklus genişliği 21 gün (18-24)
  Çiftleşme süresi 18 saat (10-24)
  Uygun çıftleşme zamanı Yumurtlamanın bitiminden 6 saat sonra
  Sonraki kızgınlık zamanı Değişir, bazı ırklarda 60-90 gün
Ergenlik Yaşı 7-12 (9) ay
  siklus şekli Çoğunlukla polyestrous, çoğu kez kış sonlarına doğru 
 Koyun siklus genişliği 16 gün (14-20)
  Çiftleşme süresi 24-48 saat
  Uygun çıftleşme zamanı Yumurtlamadan sonraki18-20 saat 
  Sonraki kızgınlık zamanı bir yıl sonra
Ergenlik Yaşı 4-8 (5) ay
  siklus şekli Çoğunlukla polyestrous, çoğu kez kış sonlarına doğru 
 Keçi siklus genişliği 18-21 gün (19)
  Çiftleşme süresi 2-3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlama esnasında
  Sonraki kızgınlık zamanı Sonraki yıl
Ergenlik Yaşı 4-9 (7) ay
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Domuz siklus genişliği 21 gün (16-24)
  Çiftleşme süresi 2-3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan sonraki 24 saat içinde
Sonraki kızgınlık zamanı 4-10 gün süt verimi durunca
Ergenlik Yaşı 10-24 (18) ay
  siklus şekli çoğu kez polyestrous, yaz döneminde
 At siklus genişliği değişken, ~21 gün (19-26)
  Çiftleşme süresi 6 gün (2-10)
  Uygun çıftleşme zamanı son birkaç günde bazı ırklarda son 2 gün
  Sonraki kızgınlık zamanı 4-14 gün (9)
Ergenlik Yaşı 5-24 ay;küçük ırklarda erken büyük ırklarda daha geç
  siklus şekli mevsime bağlı olmaksızın monestrous
 Köpek siklus genişliği 3-13 ay
  Çiftleşme süresi 2-21 gün (6-12 ortalama)
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan sonraki 2 günde ve sonraki günlerde
  Sonraki kızgınlık zamanı 2-3 ay sonra
Ergenlik Yaşı 4-12 (10) ay; Persian kedisinde  12-18 ay 
  siklus şekli polyostrus çoğunlukla yıllık
 kedi siklus genişliği 14-21 gün
  Çiftleşme süresi 6-7 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamanın 2. günü
  Sonraki kızgınlık zamanı 4-6 hafta
Ergenlik Yaşı 10 ay
  siklus şekli Monestrous aralık-mart ayları arasında fakat bazan ocak-şubat ayı arasında
 Tilki siklus genişliği  
  Çiftleşme süresi 2-4 gün
  Uygun çıftleşme zamanı  
  Sonraki kızgınlık zamanı gelecek kış
Ergenlik Yaşı 10 ay
  siklus şekli polyestrous şubat-nisan arasında
 Vizon siklus genişliği 7-10 gün
  Çiftleşme süresi 2 gün
  Uygun çıftleşme zamanı kızgınlık süresi boyunca
  Sonraki kızgınlık zamanı bir yıl sonra
Ergenlik Yaşı 6-8 ay (400-600 g)
  siklus şekli Polyestrous, karım mayıs arası
 Chinchilla siklus genişliği 30-50 gün (41)
  Çiftleşme süresi 6. gün geceleyin
  Uygun çıftleşme zamanı 2 yada 4 erkekle
  Sonraki kızgınlık zamanı 2-48 saat, yumurtlamadan sonraki 2. gece
Ergenlik Yaşı 5-8 ay
  siklus şekli Polyestrous
 Nutria siklus genişliği 24-29 gün
  Çiftleşme süresi 2-4 gün
  Uygun çıftleşme zamanı  
  Sonraki kızgınlık zamanı 48 saat
Ergenlik Yaşı 5-9 ay; bazen 4-12 ay
  siklus şekli her yıl
 Tavşan siklus genişliği düzensiz
  Çiftleşme süresi 1 ay
  Uygun çıftleşme zamanı vulva kanamalı olduğunda
  Sonraki kızgınlık zamanı hemen 
Ergenlik Yaşı 37-67 gün
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Siçan siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi ~14 saat (12-18)
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamaya yakın
  Sonraki kızgınlık zamanı 24 saat içinde
Ergenlik Yaşı 35 gün (28-49)
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Fare siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi siklusun ilk bir kaç saati içinde ve gece
  Uygun çıftleşme zamanı dişinin erkeği kabul etmeye başladığı ilk 3 saat içinde
  Sonraki kızgınlık zamanı 24 saat içinde 
Ergenlik Yaşı 55-70 gün
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Vahşi Domuz siklus genişliği 16 gün
  Çiftleşme süresi 6-11 saat gece
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan önce
  Sonraki kızgınlık zamanı hemen
Ergenlik Yaşı 4-6 hafta
  siklus şekli Polyestrous her yıl bazen kışın
 Hamster siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi 12 saat ilk gece
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan önce
  Sonraki kızgınlık zamanı sütten kesildikten sonra (yavrular)
Ergenlik Yaşı 9-12 hafta
siklus şekli Polyestrous
Gerbil siklus genişliği 4-6 gün
(Mongolian) Çiftleşme süresi 12-15 saat
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlama anında
  Sonraki kızgınlık zamanı 1-3 gün
Ergenlik Yaşı 3 yıl
siklus şekli Polyestrous her yıl
Rhesus siklus genişliği 27-28 gün (23-33)
Eşşek Çiftleşme süresi ~3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamaya yakın
  Sonraki kızgınlık zamanı sütten kesildikten sonra (yavrular)

Ulaşım Ve Konum

Aziz Mahmut Hüda-i Mahallesi

Doğancılar Caddesi No:71/A Üsküdar /İSTANBUL

Tel :0216 492 20 57

GSM: 0535 212 65 24

BİZE ULAŞMA YÖNTEMLERİ
1. YÖNTEM : Üsküdar sahilindeki büyük meydana gelin (Demokrasi Meydanı) sırtınızı sahile doğru çevirin sağ tarafta büyük bir cami var camiyle sahil arasında otobüs ve minibüs durağını göreceksiniz durakla caminin arasından bir yol geçi yor bu yola girin önce sağa sonra hemen sola kıvrılın ve hiçbir yere sapmadan yaklaşık 200 metre ilerleyin şimdi sağınızda sağlık ocağı var 10 m sonraysa Mithat paşa Kız meslek lisesini göreceksiniz 20 m daha devam edince hemen sağda Bizi bulacaksınız
2,YÖNTEM : Demokrasi meydanından sahili takip ederek harem yolluna girin 2. ışıklara geldiğinizde Üsküdar evlendirme dairesini sol tarafta göreceksiniz oradan yani ışıklardan U dönüşü yapın subay orduevini  geçin doğa aile çay bahçesinin önünden sağa dönün batı kolejini göreceksiniz 20 metre ilerde yol çatallaşıyor buradan tekrar sağa dönün 20 metre ilerde sol tarafta bizi bulacaksınız
3. YÖNTEM : Kadıköy’den gelirken doğancılar parkının oradaki ışıklarda direk karşıya geçin karakolu göreceksiniz yoldan hiç sapmadan devam 100 m sonra  sağ tarafta biz varız

Daha Büyük Görüntüle

 

İDRAR’IN RENGİ BİZE NELER ANLATIR?

İDRAR’IN RENGİ BİZE NELER ANLATIR?

Soluk sarı:  Normal idrar rengidir.

Turuncu- sarı :

İdrarın yoğunluğunun artması ; idrar taşları, fus

Kristaller : Ürat,Ksantin , sistin gibi kristaller, Kalsiyum Oksalat Monohidrat ve Dihidrat, Struit (Magnezyum-Amonyum-Fosfat), Kalsiyum Fosfat  kristalleri, alt ve üst idrar yolu hastalıkları

Ürobilin : karaciğer kökenli hastalıklar (Siroz, hepatit v.b)

Bilirubin : Enfeksiyöz hastalıklar (sepsis, FIP, feline coronavirus enfeksiyonu, hepatobiliyer hastalıklar, kedide Kolanjit ve Kolanjiohepatit, Safra Kesesi ve Ekstrahepatik Biliyer Hastalıklar ve kalp kurdu gibi hastalıklar)

Sarı-Kahverengi : Pankreas ve safra kesesi hastalıkları

Yeşil-Kahverengi : pankreas ve safra kesesi hastalıkları

Kahverengi- Siyah : Pankreas ve safra kesesi hastalıkları

Melanin : Ani körlük, yüz felci, keratoconjuktivitis sicca ve pannus

Methemoglobin : naftalin zehirlenmesi , Ventilasyon-Pertüzyon Uyuşmazlığı

Miyoglobin : Böbrek yada alt idrar yolu hastalıkları

Hematüri : Paratiroidizm, Ehrlichiozis,kalıtsal ve edinsel pıhtılaşma bozukluğuyla seyreden hastalıklar, böbrek yada idrar yollarını etkileyen hastalıklar, ekstraüriner hastalıklar(penis yada peripisium tümör yada apseleri, piyometra gibi hastalıklar),prostat, idrar yolu hastalıkları

 

Kahverengi

Melanin : Ani körlük, yüz felci, keratoconjuktivitis sicca ve pannus

Methemoglobin : naftalin zehirlenmesi , Ventilasyon-Pertüzyon Uyuşmazlığı

 

Renksiz :

Dilüle idrar : Endokrinolojik ve Metabolik Hastalıklar (Diabetes insipitus)

Süt beyaz :

Piyuri : paratiroidizim,  idrar yolu enfeksiyonları, prostat, prostat apsesi

Lipit : Akut körlük, Miyazis ve Miyopatiler

Kristaller : Ürat,Ksantin , sistin gibi kristaller, Kalsiyum Oksalat Monohidrat ve Dihidrat, Struvit (Magnezyum-Amonyum-Fosfat), Kalsiyum Fosfat  kristalleri , alt ve üst idrar yolu hastalıkları

Kırmızı,Pembe,Kırmızı-Kahverengi  :

Hematüri : Paratiroidizm, Ehrlichiozis,kalıtsal ve edinsel pıhtılaşma bozukluğuyla seyreden hastalıklar, böbrek yada idrar yollarını etkileyen hastalıklar, ekstraüriner hastalıklar(penis yada peripisium tümör yada apseleri), piyometra gibi hastalıklar),prostat, idrar yolu hastalıkları

Hemoglobinüri : Anemi, kardiyopulmoner hastalıklar (kalp kurdu)

Miyoglobinüri : Böbrek yada alt idrar yolu hastalıkları,

Porfirinüri  : Güneş ışığına maruz kalmış idrar

Piyuri : paratiroidizim,  idrar yolu enfeksiyonları, prostat, prostat apsesi

Zeki çelebi

Veteriner hekimi

Kaynak : mark.s.thomson : Small Animal Medical Differential Diagnosis (Second Edition)

 

 

 

Evcil hayvanlarda üreme tablosu

Ergenlik Yaşı 4-18 (12) ay, çoğu ırklarda yaklaşık 15 ay
  siklus şekli Polyestrous Her yıl
 Büyük baş siklus genişliği 21 gün (18-24)
  Çiftleşme süresi 18 saat (10-24)
  Uygun çıftleşme zamanı Yumurtlamanın bitiminden 6 saat sonra
  Sonraki kızgınlık zamanı Değişir, bazı ırklarda 60-90 gün
Ergenlik Yaşı 7-12 (9) ay
  siklus şekli Çoğunlukla polyestrous, çoğu kez kış sonlarına doğru 
 Koyun siklus genişliği 16 gün (14-20)
  Çiftleşme süresi 24-48 saat
  Uygun çıftleşme zamanı Yumurtlamadan sonraki18-20 saat 
  Sonraki kızgınlık zamanı bir yıl sonra
Ergenlik Yaşı 4-8 (5) ay
  siklus şekli Çoğunlukla polyestrous, çoğu kez kış sonlarına doğru 
 Keçi siklus genişliği 18-21 gün (19)
  Çiftleşme süresi 2-3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlama esnasında
  Sonraki kızgınlık zamanı Sonraki yıl
Ergenlik Yaşı 4-9 (7) ay
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Domuz siklus genişliği 21 gün (16-24)
  Çiftleşme süresi 2-3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan sonraki 24 saat içinde
Sonraki kızgınlık zamanı 4-10 gün süt verimi durunca
Ergenlik Yaşı 10-24 (18) ay
  siklus şekli çoğu kez polyestrous, yaz döneminde
 At siklus genişliği değişken, ~21 gün (19-26)
  Çiftleşme süresi 6 gün (2-10)
  Uygun çıftleşme zamanı son birkaç günde bazı ırklarda son 2 gün
  Sonraki kızgınlık zamanı 4-14 gün (9)
Ergenlik Yaşı 5-24 ay;küçük ırklarda erken büyük ırklarda daha geç
  siklus şekli mevsime bağlı olmaksızın monestrous
 Köpek siklus genişliği 3-13 ay
  Çiftleşme süresi 2-21 gün (6-12 ortalama)
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan sonraki 2 günde ve sonraki günlerde
  Sonraki kızgınlık zamanı 2-3 ay sonra
Ergenlik Yaşı 4-12 (10) ay; Persian kedisinde  12-18 ay 
  siklus şekli polyostrus çoğunlukla yıllık
 kedi siklus genişliği 14-21 gün
  Çiftleşme süresi 6-7 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamanın 2. günü
  Sonraki kızgınlık zamanı 4-6 hafta
Ergenlik Yaşı 10 ay
  siklus şekli Monestrous aralık-mart ayları arasında fakat bazan ocak-şubat ayı arasında
 Tilki siklus genişliği  
  Çiftleşme süresi 2-4 gün
  Uygun çıftleşme zamanı  
  Sonraki kızgınlık zamanı gelecek kış
Ergenlik Yaşı 10 ay
  siklus şekli polyestrous şubat-nisan arasında
 Vizon siklus genişliği 7-10 gün
  Çiftleşme süresi 2 gün
  Uygun çıftleşme zamanı kızgınlık süresi boyunca
  Sonraki kızgınlık zamanı bir yıl sonra
Ergenlik Yaşı 6-8 ay (400-600 g)
  siklus şekli Polyestrous, karım mayıs arası
 Chinchilla siklus genişliği 30-50 gün (41)
  Çiftleşme süresi 6. gün geceleyin
  Uygun çıftleşme zamanı 2 yada 4 erkekle
  Sonraki kızgınlık zamanı 2-48 saat, yumurtlamadan sonraki 2. gece
Ergenlik Yaşı 5-8 ay
  siklus şekli Polyestrous
 Nutria siklus genişliği 24-29 gün
  Çiftleşme süresi 2-4 gün
  Uygun çıftleşme zamanı  
  Sonraki kızgınlık zamanı 48 saat
Ergenlik Yaşı 5-9 ay; bazen 4-12 ay
  siklus şekli her yıl
 Tavşan siklus genişliği düzensiz
  Çiftleşme süresi 1 ay
  Uygun çıftleşme zamanı vulva kanamalı olduğunda
  Sonraki kızgınlık zamanı hemen 
Ergenlik Yaşı 37-67 gün
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Siçan siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi ~14 saat (12-18)
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamaya yakın
  Sonraki kızgınlık zamanı 24 saat içinde
Ergenlik Yaşı 35 gün (28-49)
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Fare siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi siklusun ilk bir kaç saati içinde ve gece
  Uygun çıftleşme zamanı dişinin erkeği kabul etmeye başladığı ilk 3 saat içinde
  Sonraki kızgınlık zamanı 24 saat içinde 
Ergenlik Yaşı 55-70 gün
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Vahşi Domuz siklus genişliği 16 gün
  Çiftleşme süresi 6-11 saat gece
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan önce
  Sonraki kızgınlık zamanı hemen
Ergenlik Yaşı 4-6 hafta
  siklus şekli Polyestrous her yıl bazen kışın
 Hamster siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi 12 saat ilk gece
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan önce
  Sonraki kızgınlık zamanı sütten kesildikten sonra (yavrular)
Ergenlik Yaşı 9-12 hafta
siklus şekli Polyestrous
Gerbil siklus genişliği 4-6 gün
(Mongolian) Çiftleşme süresi 12-15 saat
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlama anında
  Sonraki kızgınlık zamanı 1-3 gün
Ergenlik Yaşı 3 yıl
siklus şekli Polyestrous her yıl
Rhesus siklus genişliği 27-28 gün (23-33)
Eşşek Çiftleşme süresi ~3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamaya yakın
  Sonraki kızgınlık zamanı sütten kesildikten sonra (yavrular)

Zoonoz Hastalık Nedir?

.

Zoonoz hastalıklar hayvanlardan insanlara (zooantroponoz) ve insanlardan hayvanlara (antropozoonoz) bulaşabilen hastalıklardır. Zoonotik hastalıklar içerisinde bakteriyel, viral, fungal (mantar kaynaklı), riketsiyal (paraziter bir mikroorganizma türü) ve paraziter enfeksiyonlar yer almaktadır.

 

Bu konuya yaklaşırken hastalık yapan etkenin yaşam döngüsü esas alınmaktadır. Örneğin bazı parazitler için ara konakçı konumundaki  birey köpekken son konak insandır. Yani, parazitin yaşam amacı insana ulaşmak ve çoğalmaktır. İnsanın ya da bir salyangozun ara konak olarak rol oynadığı durumlar da geçerlidir.

 

Bakteri, virus, mantar veya riketsiya türlerinden mikroorganizmalar için durum farklıdır. Konakçı olarak seçtikleri canlılarda ürerler. Genellikle ara konakçıya ihtiyaç duymazlar. Tek ihtiyaçları bir organizmadan diğer organizmaya geçiş olanağı sağlayan ara yoludur. Bu geçiş yolları insanın hayvanla birlikte yaşamaya başlamasından çok önce mikroorganizmalar tarafından keşfedilmiştir. Zira sivrisinekler gibi eklem bacaklılar pek çok hastalığın bulaşmasında hem arakonakçı hem de vektör (taşıyıcı) olarak rol alırlar.

 

Ancak insan hayvan ilişkisi geliştikçe bu geçiş yollarında çeşitli dallanmaların olduğunu görmekteyiz. Örneğin evcil hayvan olarak evlerimize kabul ettiğimiz köpekler aracılığı ile bize bulaşabilen hastalıklar gibi. Medeniyetimizin gelişme sürecinde bu hastalıklarla mücadele zaman almış olsa da günümüzde bu zoonotik hastalıklara karşı pek çok önlemimiz bulunmaktadır. Bu önlemler içerisinde en başta hayvalarımızı bu hastalıklardan korumak gelmelidir.

 

Hayvanlarımızın bu hastalıklardan uzak durabilmesi Veteriner Hekimler tarafından düzenli uygulanan aşı ve parazit ilaçları çoğu zaman yeterli olmaktadır. Fakat hayvan sahiplerinin de bakım ve beslemede özen göstererek bu savunma hattında bir bütün oluşturmaları gerekmektedir.

 

Bu bölümde amacımız sizleri bu zoonotik hastalıklar hakkında bilgilendirmek, hayvanınızın ve sizin sağlığınızın korunmasına yardımcı olmaktır.

 

.

Zoonotik Hastalıklar

. .

KİST HİDADİT

Kedi ve köpeklerdeki asıl etkeni “Echinococcus Granulosus” adındaki bir şerittir. Kist hastalığında enfekte köpekler , kist etkenini direkt dışkılarıyla veya tüylerine bulaşmış ekinekok yumurtalarıyla taşırlar ve bulaştırırlar. Kist hastalığıyla enfekte olmayan köpeklerin tüyleri potansiyel olarak hasta edici bir özellik taşımaz. İnsanların kist etkenini almaları son derece tehlikeli sonuçlara yol açar.

 

Köpek ve kedilerin bağırsaklarında yaşayan E.Granulosus ve E.multilocularis dışkı ile atılan halkalar içinde çevreye yumurtalarını yayarlar. Donma, soğuk v.b şartlara çok dayanıklı olan bu yumurtaları insanlar enfekte hayvanın tüylerini YUTARAK, dışkı ile bir şekilde teması olan sebze ve meyveleri yiyerek, enfekte bir çiftlik hayvanının etini iyi pişmemiş halde yiyerek (örneğin çiğ köfte) alırlar.

 

Yumurtalar içindeki larvalar, insanda beyin, karaciğer ve akciğer gibi organlara yerleşerek içi sıvı dolu kistler oluşturur. Bu kistler büyüklüklerine bağlı olarak yerleştikleri organlarda ciddi sağlık problemlerine yol açarlar. İlaçla tedavisi tam mümkün olmayan bu kistler sadece cerrahi olarak çıkarılabilirler. Vücut içerisinde bu balonumsu kistlerin patlaması allerjik reaksiyonlara ve ölümlere yola açabilmektedirler.

 

Korunmada; evcil hayvanınızın düzenli veteriner kontrolünden geçmesi ve anti paraziter ilaçlarının uygulanıyor olması yeterlidir. Kendinizi korumak adına, çiğ et ürünlerinden ve iyi yıkandığından emin olmadığınız sebze ve meyvelerden uzak durmanız faydalı olacaktır.

 

MİKROSPOROZİS (Ringworm)

 

Kedi ve köpeklerde mikrosporozis M. canis tarafından oluşturulur. Genellikle baş, gövde ve bacaklarda görülen mantar enfeksiyonuna neden olur. Hastalık bir hayvandan diğerine direkt veya indirekt temasla bulaşır. İnsanlar hastalığı genellikle kedi veya köpeklerden alırlar. Hastalığın asıl kaynağı kedilerdir. Genç ve vitamin noksanlığı olan hayvanlar enfeksiyona daha duyarlıdır. Hastalık daha çok kış aylarında yayılma eğilimi gösterir.

 

Hastalığın Belirtileri; Kedi, köpeklerde oluşan yaraların şekli ve yerleştiği yerler bakımından benzerlik gösterdiği gözlenir. Yaralar en çok yüz, kulak, yanaklar, dudaklar, boynun yan tarafları, göz civarında ve daha az olarak da kuyruk ve pençelerde rastlanır. Erken dönemde; deride oval veya yuvarlak kıl dökülmesi, arkasından kepeklenme ve kabuklanma meydana gelir. M. canis insanlarda da benzer lezyonlar oluşturur.

 

Teşhis;  Derideki lezyonların hasta sahibinde de bulunuyor olması teşhisi destekler. Ancak kesin tanı ancak deri örneği alınması ve laboratuvar muayene ile mümkündür.

 

Tedavi; Lütfen deri hastalıklarının tedavisinin uzun sürdüğünü unutmayınız. Mantar enfeksiyonları uzun süre tedavi gerektiriler. Reçete edilen ilaçlarının mutlaka düzenli (yaralar iyileştikten sonra dahi) ve belirtilen tedavi süresinin sonuna kadar kullanılması gerekmektedir.

. .

TOKSOPLAZMOZİS

Toksoplazmoz, Toxoplasma gondii protozoonu tarafından oluşturulan, ve hamile bayanlarda düşüğe neden olabilen önemli zoonotik hastalıklardan birisidir. Hastalık her zaman belirti göstermeyebilir. Akut enfeksiyonu gebelerde ve bağışıklık sistemi baskı altında olan hastalarda önemli olmaktadır. Kronik toksoplazma enfeksiyonu etkenin vücutta bulunması anlamında kullanılır. Parazit yaşam döngüsünü son konak olarak kedilerde tamamlar. Son konakçıya gelene kadar arakonak olarak pek çok canlıyı kullanır. İnsana bulaşma bu devrede söz konusudur. İnsan parazitin kediye ulaşmak için kullandığı bir ara konaktır.

 

Ülkemizin Doğu Anadolu bölgesinde sıklıkla görülmekle beraber, insanlardaki enfeksiyon yurt genelinde %10-40 arası yaygınlık göstermektedir. Dünyanın pek çok yerinde yapılan araştırmaların sonucu kedilerin %1’e yakınının etkeni taşıdığı tespit edilmiştir. Kediler hastalığın yayılmasında birincil derecede önemlidirler. Ancak unutulmaması gereken nokta hastalık insanlara sadece kedilerden bulaşmamaktadır. İyi yıkanmamış sebze,meyve gibi ürünlerin tüketilmesi, etkeni barındıran memeli hayvanların (inek,koyun,keçi,vs) etlerinin, pastörize olmamış süt veya yumurta tüketimi gibi yollarla da etkeni almak mümkündür.  Insanlarda başlıca düşük, sinirsistemi ve göz hastalıkları (bölgesel retina nekrozu) gibi sonuçlar doğurabileceğinden kontrolü oldukça önemli bir hastalıktır.

 

Korunmak için, kedinizin iç paraziter ilaçlarının düzenli olarak yapılması ve düzenli Veteriner hekim kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Ayrıca kendinizi korumak adına kedinizin tuvaletini temizlerken bir eldiven giymeniz ve çocuklarınızı tuvalet bölgesinden uzak tutmanız elzemdir.

 

Eğer hamile iseniz, doktorunuzu kediniz olduğuna ya da kedilerle temasınız olduğuna dair bilgilendiriniz. LÜTFEN unutmayınız, toksoplazma paraziti sadece kedilerden bulaşmamaktadır.

.

KEDİ TIRMALAMA HASTALIĞI (Cat scratch disease) CSD

Kedi tırmalama hastalığı (CSD) Apifin felis yada Bartonella henselae, etkenlerin neden olduğu enfeksiyöz bir hastalıktır. Yaralar çoğunlukla kedilerin tırmalaması ile oluşmaktadır. Bulaşmanın pirelerin ısırmasıyla olduğu söylenmektedir ancak insandan insana da bulaşma bilinmemektedir. Hastalıkda ilk yaralar baş ve boyunda ve daha çok içi sıvı dolu kabarcıklarla görülür. Ağız veya burun içerisinde ağrılı yaralar, ortaya çıkabilir. Diş etlerinde kızarıklık ve şişme görülebilir. Hastalarda bu yaraların hepsi mevcut olduğu gibi bazen sadece tek biri de görülebilir.

 

Hastalarda yüksek ateş ve lenf yumrularının şişmesi (2-4 ay süre ile) görülür.Halsizlik, baş ve boğaz ağrıları ve nadiren dalak ve paratiroid bezinde büyüme görülebilir. Bazı hastalarda merkezi sinir sistemi bozukluklarına da rastlanır.

Teşhis; Bütün hastalarda lenf adenopatinin (lenf bezlerinin şişmesi) mevcut olması, hastaların kedilerle temasta olmaları, ısırılmaları veya tırmalanmaları gibi bilgiler teşhiste yardımcı olur. Ayrıca deri testleri tanı amacıyla kullanılır.Ancak kesin teşhis için etkenin laboratuvar teknikleri ile mutlaka belirlenmesi gerekmektedir.

Korunma; Pire mücadelesi gereklidir. Kedilerin tırmalamaları sonrası yaranın dezenfeksiyonu.

. .

LEPTOSPİROZİS

Enfekte hayvanlar idrarlarıyla çıkardıkları etkenlerle suları, toprağı ve kendi gıdalarını kontamine ederler. Rutubetli ortam mikroorganizmanın uzun süre canlılığını muhafaza etmesine yardımcı olur. Yazın ve sonbaharın erken dönemlerinde daha sık görülür. Leptospirozis infekte idrarla direkt; bulaşık, su, gıda ve toprakla indirekt bulaşır. Etken deri ve mukozalardan direkt geçerek kan dolaşımına karışırlar. Bu devre bir hafta sürer. Daha sonra etkenler kan yolu ile böbreklere, karaciğere ve diğer organlara yayılabilirler. Çeşitli toksinleri ile dokularda nekroza (hücre ölümleri) neden olurlar. Enfekte hayvanlar idrarlarıyla uzun süre çevrelerine etkeni saçarlar.

 

Hastalığın belirtileri; Etkenin vücuda girdikten sonra hastalık oluşturması için geçen süre 3 – 7 gündür. Klink bulgular karaciğer, böbrek ve damar sistemindeki bozukluklarla ilgili olarak ortaya çıkar. İlk görülen belirtiler iştahsızlık, kusma ve ateştir. Daha sonra sarılık, ağız içerisinde yaralar, çok su içme ve çok fazla miktarda idrar yapma, kanamalı mide barsak hastalıkları görülür.

 

Teşhis; Kesin tanı, idrar veya kandan yapılan kültürlerde etkenin izolasyonu veya direkt olarak karanlık saha mikroskobu ile yapılır. Tanıda ELİSA gibi testlerden de yararlanılır.

İnsan Sağlığı Açısından Riskler; Köpekler hastalığın insanlara enfeksiyonun bulaşmasında önemli olarak rol oynar. İnsanlara hastalık enfekte hayvanların idrar, kan ve hastalıklı organları ile bulaşır. Hem hastalığın köpeklerden insana naklini önlemek, hem de köpekleri enfeksiyondan korumak için hayvanlara mutlaka aşı uygulanmalıdır.

.

BRUCELLOSİS

Dişi köpeklerde yavru atma, erkek köpeklerde üreme bozuklukları, yavru köpeklerde ise ölümle seyreden zoonoz bir hastalıktır. Vagina akıntıları, sperma, idrar, plasenta (yavru kesesi) ve atık yavruları enfeksiyon kaynağıdır. Erkek hayvanlara enfeksiyon cinsel temas ile bulaşır. Enfeksiyonu takiben köpekler tedavi edilmezse iki yıldan fazla enfeksiyonu taşırlar ve bulaştırırlar.

 

Hastalığın belirtileri ; Köpekler çoğunlukla hastalığın belirtisini göstermezler. Ergin erkek ve dişilerde kısırlık, dişilerde yavru atma, ölü veya zayıf yavru doğurma, erkek köpeklerde deri hastalıkları, testislerde küçülme, gözlenebilen bulgulardır.

 

Teşhis; Ancak laboratuvar muayeneler ile mümkündür. Bunun için atık yavru yada yavru zarları, vaginal akıntı, sperma ya da kan mutlaka incelenmelidir.

İnsan Sağlığı Açısından Riskler; İnsanların kedi ve köpeklerden enfeksiyona yakalanması zordur. Ancak genital akıntılar, atık fetüsler ve plesenta ile direkt bulaşma olabilir.

.

LYME DISEASE (Borreliosis)

Borreliosis kenelerle nakledilen Borrelia burgdorfi isimli spiroketin neden olduğu bir hastalıkdır. Kuzey Amerika, Avustralya ve Avrupa’da görülen bu hastalığa Türkiye’de rastlandığı hakkında bir bilgi yoktur. Hastalık başlıca köpeklerin kenelerce ısırılması ya da insanların bu keneler tarafından ısırılması yolu ile bulaşır.

 

Hastalığın belirtileri; Hastalık ani bir topallık ile başlar. Eklemler şiş ve ağrılıdır. Topallıklar birkaç günde kaybolur. Ancak bazı olgularda tekrarlayabilir. Bazen beden ısısında da artış görülebilir. Radyolojik yoklamalarda eklemler normal gözükebilir.

 

Teşhis; Teşhisi nispeten zor bir hastalıktır. Kan ve eklem içi sıvının muayene edilmesi gerekir. Pek çok hastalık ile karışması mümkündür.

İnsan Sağlığı Açısından Önemi; İnsanlar hastalığı köpeklerden direkt olarak almazlar. Ancak köpek ve diğer hayvanların üzerlerindeki kenelerinin insanların derisi üzerinde gezmeleri ve kenelerin ısırması ile hastalık bulaşabilir. Köpekler üzerindeki kenelerin ilaçla yok edilmesi hastalıktan korunmada en önemli yoldur. Ayrıca riskli bölgelerde yaşayan hayvanların aşılanması da korunma açısından elzemdir.

. .

PASTEURELLOSİS

Kedi ve köpeklerde Pasteurella etkenlerine yara enfeksiyonlarında, ağızda ve  hayvanların boğazlarında rastlanır. Sağlıklı görünüşlü hayvanlarda da etken bulunmaktadır. Sağlıklı kedilerde bulunan bu etken daha tehlikeli iken köpeklerdeki daha az yara enfeksiyonuna neden olmaktadır. Bu nedenle kedi ısırmaları konusunda daha titiz olmak gerekmektedir.

 

İnsanlarda Pastörelloz; İnsanlarda pastörelloz daha ziyade kedi ve köpek ısırması sonucu meydana gelir. P. multocida lokal infeksiyonlardan başka menenjit, solunum yolu enfeksionları ve akut apandisitlere sebep olmaktadır.

. .

PSITTACOSIS – ORNITOSIS

Psittacosis, parrot familyasına  ait kuşlarda (papağan, muhabbet kuşları, vs.) görülen, insanlara da bulaşan enfeksiyöz bir hastalıkdır. Ornitosis, ise daha çok güvercin, evcil tavuk, hindi, ördek, deniz kuşları ve diğer kanatlılarda görülür.

 

Bulaşma; Bulaşma direkt temas ve solunumla olur. Hasta hayvanlarda; iştahsızlık, titreme, kafese yaslanma, tüylerin kabarması, yeşilimsi sarı ishal, burundan ve gözden akıntı gelmesi, zayıflama ve en önemlisi HAPŞIRMA görülür. Hasta hayvanlar hapşurarak etkeni metrelerce uzağa atabilirler. Genç hayvanlarda ölüm oranı daha yüksektir. Erginler hafif belirtilerle hastalığı atlatırlar. İnsanlara solunum yolu ile bulaşabilen bu hastalık halsizlik,yüksek ateş gibi genel belirtilerle uzun süren bir solunum yolu enfeksiyonuna neden olmaktadır.

 

Teşhis; Kesin teşhis için laboratuvar muayene şarttır. Buna hasta hayvandan alınan vücut sıvıları ve eğer hayvan öldüyse otopsi de dahildir. Ayrıca hastanın kuşlarla temasının bulunması teşhiste yardımcı olacaktır.

. .

CAMPLOBACTERİOSİS

Camplobacteriosis, Campylobacter jejuni’nin neden olduğu akut bir bağırsak enfeksiyonudur. Etken son yıllarda köpek ile kedilerde ve ayrıca insanlarda hastalık nedeni olduğundan zoonozlar sınıfına sokulmuştur.

 

Etken; Etkenler kontamine su ve gıdalarla indirekt olarak bulaşır. Direkt gaitanın alınması ile ağız yolu ile bulaşma da olabilir. Sinekler de bulaşmada rol oynarlar. Hayvanların çoğu klinik bulgu göstermedikleri halde dışkıları ile etkeni çevreye bulaştırırlar.

 

Hastalığın belirtileri; Etken vücuda girdikten sonra hastalık oluşumu için geçen süre 1-7 gün, hastalık süresi ise 7-10 gündür. Yavru köpeklerde iştahsızlık, bitkinlik, ishal, ateş, kusma, ani kas kasılmaları görülür. Bazı hayvanların iştahları normal olabilir. İshal sulu, mukuslu veya kanlıdır. Şiddetli olaylarda  dehidrasyon da görülebilir. Ergin köpekler enfekte olmalarına karşın herhangi bir semptom göstermeseler bile, kalabalık ve sağlıksız ortamların bulaşma nedeni olabileceği son dönemlerinde klinik campylobacteriosis’e rastlanabilir.

 

Teşhis;İshal olan köpeklerde hasta sahibinden alınan bilgiler çok önemlidir. Kesin tanı gaitadan yapılan testlerde bakterileri görmek  veya kültürler ile bakteri izolasyonuyla olur.

İnsan sağlığı yönünden önemi; Köpekler ve kediler enfeksiyondan sonra 40-120 gün bakterileri gaitaları ile çevreye saçtıkları için enfeksiyon kaynağıdırlar. Kedi ve köpeklerle yaşayan küçük çocuklar kendi gıdalarını enfekte ederek infeksiyonu kolayca alırlar. Hastalıktan korunmak için gerekli hijyenik koşullara uyulmalıdır. (ör; ellerin yıkanması, kedi kumunun sürekli temiz tutulması gibi)

. .

VEBA (Plaque)

Veba, Yersinia pestis bakterisinin neden olduğu zoonotik bir hastalıktır. Etken kemirici hayvanların pireleri tarafından çeşitli hayvan ve insanlara nakledilir. Enfeksiyon daha çok kemiricilerde görülür. İnsan ve hayvanlara enfekte kemirici pirelerinin ısırması yolu ile bulaşır. Temasla bulaşma daha az görülür.

 

Hastalığın Belirtileri; Enfeksiyon kedilerde daha sık olarak görünür. Hastalığın görülmesinden sonra kediler 3-4 gün içerisinde ölürler ya da ölü olarak bulunurlar. Hastalık köpeklerde de görülmesine karşın nadiren klinik belirtiler ortaya çıkar.

 

Teşhis; Enfeksiyonun belirli aralıklarla görüldüğü bölgelerde orijini bilinmeyen ani ateş yükselmeleri vebayı akla getirmelidir. Kesin teşhis ancak laboratuvar teknikleri ile yapılabilir.

İnsan Sağlığı Açısından Önemi; Hastalık enfekte kedilerden insanlara tırmalama ve ısırma ile direkt olarak geçer. Pirelerle mücadele kolay olmasına karşın endemik bölgelerde kedilerin kemiricilerle teması önlenmelidir.

UYUZ ETKENLERİ (AKARLAR)

Uyuz etkenleri tüm hayvan türlerinde şiddetli kaşıntı ve kıl dökülmeleri ile karakterize, bulaşıcı deri hastalığı meydana getirmektedir. Hastalığın meydana gelişi bakım ve beslenme koşullarına bağlıdır.Köpeklerde S.canis uyuzu karın altında, ayakların içyüzü ve baş gibi vücudun az kıllı veya kılsız bölgelerine yerleşir. Deride önce kızarıklık daha sonra kaşıntı başlar, deri üzerinde kepeklenme, kabuklanma, kıl dökülmesi ve daha sonraları deride kıvrımların oluştuğu gözlenir. Bazen tüm vücutta kepeklenme oluşur, deri elastikiyetini kaybeder, kaşıntı şiddetlenir, kaşınma nedeniyle deride sıyrıklar oluşur.
Kedi ve köpeklerin kulak yollarına yerleşen Otodectes cynotis
( kulak uyuzu ) hayvanların kulaklarında kırmızı-kahve renkli kabukların şekillenmesine, kulağın kalınlaşmasına, kulak yolunun kabuk ve koyu kirli renkte bir sıvı ile dolmasına ve şiddetli kaşıntıya neden olmaktadır. Hayvanın kulağını devamlı kaşıması sonucu kulak kepçesi üzerinde sıyrıklar oluşur, hastalık ilerlerse iç kulak iltihabı meydana gelme riski yüksektir.

Notoedres cati çoğunlukla kedilerde bulunan , kedilerin baş ve kulaklarından başlayarak boyun bölgesine kadar yayılabilen, kaşınma ile ayaklara, ayaklardan vücudun diğer bölgelerine de bulaşabilen bir hastalıktır. Etken öncelikle kulakların iç ve kenar kısımlarına yerleşir sonra kulağın üst kısımlarına, yüz ve gözkapakları ve boyuna doğru yayılır. Etkenin yerleştiği yerlerde önce kıllar dökülür, daha sonra deride kepeklenme ve zamanla deride kalınlaşma, çatlama ve kabuklanmalar meydana gelir. Göz kapaklarına yerleşme durumunda gözkapakları açılmaz, hayvanda şiddetli kaşıntı vardır, hayvan kansızlık ve aşırı zayıflıktan ölür. N. cati tarafından oluşturulan uyuz hastalığına özellikle yavru kedi ve köpeklerin baş bölgelerinde seyrek olarak rastlanır. İnsanlarda da geçici lezyonlar oluşturabilir.
Demodeks uyuzu köpeklerde her mevsimde ortaya çıkan bir deri paraziti hastalığıdır. Hastalık 2-12 aylık yavrularda daha sık rastlanır. Yeni doğan köpek yavruları parazitleri anaları ile direkt temas sonucu alırlar. Uzun tüylü ırklar uyuz etkenine karşı daha hassastırlar. Hastalığın köpeklerde ortaya çıkışını; kötü tüy bakımı, dengesiz beslenme, gereksiz yere sık yıkama, ağır enfeksiyon hastalıkları kolaylaştırır.
Demodeks uyuzuna ait lezyonlar gözler çevresinde, yüzde, boyun, göğüs ve arka ayaklarda deri üzerinde yuvarlak, küçük ve üzeri kepekle örtülü görünüştedir. Bunlar zamanla yayılıp genişler. Bölgenin kılları seyrekleşir veya tamamen dökülür. Deri üzeri tümden kepeklenir, lezyonların üzeri kabarıktır ve derinin rengi kırmızılaşmıştır, deri zamanla mavimtrak bir renk alır kaşıntı yoktur.

Travmanın Fizyomekanik Etkileri ve Sonuçları TRAVMANIN MEKANİZMALARI

Bu bölümde anlatılacak olan travmadan kasıt; basit olarak canlı bir sistemin dış kaynaklı ve zarar verici bir enerjiye maruz kalmasıdır. Pek çok durumda elektrik şoklarında olduğu gibi enerji birden aşırı miktarda organizmaya yüklenir. Ancak hipotermi ve soğuk ısırması durumlarında, aksine enerji sistemden alınır. Pek çok yaralanma durumunda enerjinin transferi mekanik etki olarak görülür. Mekanik değişiklikler, darp bölgesinde sistemde medana gelen değişikliklerle gözlenir. Deformasyon, sıkışma, esneme, yırtılma ya da bunların kombinasyonları travmaların neticeleridir. Deformasyon dalgası dokuda ilerlerken ön hatlardaki bölgeler doku bütünlüğünü koruyamayabilirler. Bunun nedeni pek çok dokunun viskoelastik olmasıdır.

Doku değişimleri aynı zaman da aktarılan enerjinin miktarına da bağlıdır. Vücudun homojen olmayışından ötürü, darbeye verilen doku yanıtı çok karmaşıktır. Eğer deformasyon yavaş bir şekilde olursa, yaralanma olmaksızın dokular yer değiştirebilir. Eğer deformasyon hızlı gerçeklerşirse, dokular yer değiştirmeden yaralanma meydana gelir. Tüm bu karmaşık tepkiler; dokunun gücü, yoğunluğu ve kollojen içeriğinin miktarı ile bağlantılıdır. Ateşli silah ve keskin madde yaraları, çarpma yaralanmaları ile benzerlikler gösterirler. Isırık yaraları ve çarpışma, doku avülziyonu ve ayrılması mevcutsa çarpma vakaları ile benzerlik gösterir. Ateşli ve kesici silah yaraları ile ısırık yaraları elastik deriden daha derin dokulara penetre olurlar. Örneğin ateşli silah yaralarında kemiğin parçalanması sonucu diğer bölümlerin de yaralanması söz konusudur.

Cerrahi travma da küt yara formlarına benzer. Operasyon sırasındaki kesme, ayırma, el ile genişletme, alet ve retraktör kullanımı söz konusudur. Termal ve elektrik yaralar ile nispeten daha az karşılaşılır. Isı, elektrik ve kimyasallar mekanik travmanın dışında farklı mekanizmalarla etki gösterirler. Isı eğer yoğunsa dokuyu dağlar ya da kömürleştirir.Daha düşük ısılar proteinleri pıhtılaştırarak hücre zedelenmesine ve nekroza yol açar. Elektrik enerjisi yolu boyunca ısıya dönüşür ve böylece dokuya zara verir. Elektrik kablolarını kemiren genç hayvanlarda pulmoner ödem ve katarakt oluşumları rapor edilmiştir.

Kimyasallar pek çok yol ile yaralanmaya neden olabilirler. Oksidasyon, redüksiyon,protein çökelmesi, koagulasyon ve hücresel nekroza yol açar. Tannik asit ve okzalik asit gibi protoplazmik zehirler enzim ya da iyonlarla birleşerek hücre ölümüne neden olurlar. Kantarit gibi vezikan ajanlar doku ile tepkimeye girerek histamin veya serotonin salınımına neden olarak işemi ve hücre ölümüne neden olurlar. Sülfirik asit gibi ajanlar dokuyu dehidre eder ve hücre ölümüne neden olurlar.

TRAVMANIN VÜCUT FONKSYONLARI ÜZERİNE ETKİSİ

Travma ve cerrahi sonucu oluşan etki, hücresel ve kimyasal dengeyi bozacaktır. Travmanın genel etkisi sistemik ve sellüler düzeylerde işler . Metabolik ve kardiyovasküler yanıt hipofiz hormonlarının ve bu yanıtın en üst kontrol noktası olan hipotalamus tarafından verilir. Doku ve inflamatuar hücrelerden gelen mediatörlerin; vücudun travma, şok ve sepsise verdiği yanıtta önemli faktör oldukları belirtilmiştir. Vücudun yaralanmaya verdiği yanıtın temel nedeni, iyileşme sürecinde gerekli olan oksijen ve temel maddelerin sağlanması, organ fonksiyonunun korunması ve böylece dengelerin sağlanmasıdır. Yaralanma arttıkça bu ihtiyaçlar ve de oluşacak olan tepkiler artacaktır. Bu yanıta neden olan tetiklemenin psişik stres, afferent sinir stimülasyonu ve vücuttaki sıvı hacminin azalması olduğu belirlenmiştir.

Erken nöroendokrin yanıtı başlatan etkinin dolaşım hacminin ve doku hipoksisinin olduğu görülmektedir. Yangısal hücre infiltrasyonu yaralanma sonrası yanıt neticesinde gerçekleşir. Bir organizmanın travmaya verdiği yanıt iki fazdan oluşur ve medcezire benzetilebilir. Bu reaksiyonun yoğunluğu, yaranın ciddiyeti ve düzelme sürecinin süresine bağlıdır. İlk faz canlının hayatta kalabilmesi için sürmesi gerektiği kadar devam eder. Bu sürede metabolik hız ve oksijen emiliminde azalma söz konusudur. Sonraki süreç organ fonksiyonlarını korumak ve hasarlı dokuyu iyileştirmek için enerji ve substratların organizasyonundan oluşur. Bu fazda artan metabolik hız ve oksijen emilimi söz konusudur.

Senaryo kan hacmine yanıtla başlar . Kan hacmindeki değişiklikler hipotalamusa ulaşır ve spinal kordaki retiküler formasyona iletilir. Bu gelişme sempatik postganglionik sinir uçlarından kateşolamin salınımını sitimüle eder. Kateşolaminler kardiyak çıkışı azaltır ve kan akımını düzenler. Metabolik hızı arttırır, glikojenoliz ve lipoliz ile enerji depolarını mobilize eder. Hipovolemi ağrı ya da doku yaralanması sitimulusları kontrol edildiğinde epinefrin ve norepinefrin normal seviyelere düşer. Bu hormonların konsantrasyonları büyük oranda yaralanmanın ciddiyeti ile ilişkilidir. Kısa süreli kateşolamin yanıtı organizmaya mobilize enerji ve düzenlenmiş organ fonksiyonları sağlar. Ancak uzun süreli kateşolamin etkisi sürekli kanlanmanın önemli olduğu orğanlarda, doku işemisine neden olabilir. Hipotalamus, böbreküstü bezlerinden salınan kortizolün konsantrasyonunu hipofizden salgılanan ACTH ile kontrol eder. Kortizol glukoneojenezi ve protein katabolizmasını stimüle eder. Yanıt olarak ADH da salgılanarak travmayla oluşan serum ozmolaritesindeki değişimleri düzenler. Yaralanma sonrası diğer hipofiz hormonlarının etkileri, salınıyor olmalarına rağmen klinik etkileri çok iyi anlaşılamamıştır. Metabolizma ve substrat düzenlenmesi yaralanma sonucu bozulur.

Sitokinlerin travma, şok ve sepsis sonucu oluşan değişikliklerden sorumlu olduğu bilinmektedir. Makrofaj ve monositler tarafından üretilen TNF’nin metabolik etkileri olduğu bildirilmişir. TNF varlığında glikoz transportu artar hücre içi glikojen azalırken laktat ve lipolizin artmasına neden olur. TNF aynı zamanda periferal dokulardaki aminoasitlerin mobilizasyonuna ve C-reaktif protein, haptoglobin, serulo plazmin ve beta-makroglobin gibi hepatik akut faz proteinlerinin üretimine neden olur. Salınım süresi uzadıkça sepsiste olduğu gibi kardiyak çıkışta azalma, hipotansiyon ve şok meydana gelir. Bir diğer sitokin yine makrofajlar tarafından üretilen interlöykin-1 dir. Löykositoz ve ateşe neden olur, akut faz proteinlerini indükler ve hipofiz kortikotropin salınımını azaltarak doğrudan adrenal korteksi uyarır. Aynı zamanda aminoasitleri mobilize eder ve azalan azot salınımıyla sonuçlanır. Prostoglandinlerin genel olarak yaradaki etkileri iyi anlaşılamamıştır. Yine de bir antiprostoglandin olan indometasin uygulaması sonucu cerrahi sonrası kateşolamin ve kortizol seviyelerinin azaldığı görülmüştür. Buna göre prostoglandinlerin travma yanıtında önemli yer tuttukları söylenebilir.

TRAVMADA SUBSTRAT DÜZENLENMESİ

KARBONHİDRATLAR

Hiperglisemi her yaralanmada glukagon ,kortizol ve de en çok epinefrine yanıt olarak oluşur. Glukagon, kateşolamin ve kortizol hiperglisemi oluşturur ve travmanın metabolik etkilerini yeniden ortaya çıkarır. Karbonhidratlar hayati organlar tarafından enerji kaynağı olarak kullanılırlar. Glukoz takviyesi köpeklerin ciddi hemorajik şoklarında yaşam süresini uzatır ancak hayati idameyi kesinleştirmez. İnsülin sekresyonunun yaralanma sonucu arttığı belgelenmiştir. Bu süre içerisinde dokularda insülin direnci söz konusudur. Bunun nedeni persistent hiperglisemide, glikoz tolerans testine yanıt olarak oluşan diyabetik yanıttan ibarettir.

PROTEİN

Üriner azot salınımı yaralanma sonrasında artar ve plazma proteinleriyle birlikte kısmen albumin seviyesi de azalır. Bu değişim yaralanmadan 3-5 gün sonra başlar ve yaranın yoğunluğuna göre devam eder. Yanıklar ve sepsis uzun süreli protein kayıplarına neden olurlar. Kaybedilen proteinlerin pek çoğu dalak ve karaciğer kökenli olmak üzere iskelet kası proteinleridir. Sindirilen protein de glukoza çevrilerek denge korunmaya çalışılır. Bunun açıklaması yaralanma sonrası yarı açlık ile düşen karbonhidrat kaynakları ve yağ asitlerinin karbonhidrat bileşiklerine çevrilememesidir. Aminoasitler hepatik glikoneojenaz ve akut faz proteinleri için temel oluştururlar. Sonuç kas katabolizması ve aminoasitlerin karaciğerde deaminasyonu ile birlikte glukoz oluşumudur. Eksojen glukoz uygulaması az da olsa protein katabolizmasını engeller.

YAĞ

Yaralanma sonrasında artan kortizol ve kateşolamin seviyeleri yağların yağ asitleri ve gliserole dönüşümünü sağlar. Yağ asitleri karaciğerde ve periferal dokuda Asetilkoenzim-A ya çevrilirek krebs döngüsüne girerler. Yağ asitleri ketonlara, betahidroksibütirik aside ve aseto asetata dönüşür. Bu ketonların konsantrasyonu, yaralanma sonrasında açlık döneminden daha düşüktür. Bunun yaralanmanın ciddiyeti ile alakalı olduğu sanılmaktadır. Yaralanma sonrasında artan keton tüketimi ve azalan keton üretimi söz konusudur. Beta-Adrenerjik reseptörler lipolizi kontrol eder. Travma ve sepsisde farklı gecikmiş yağ mobilizasyonları söz konusudur. Travmada yağ asitlerinin sonradan hissizleşen reseptörler sayesinde azaldığı görülür. Sepsisde Beta-Adrenerjik yanıtın erkenden azalması pek çok gün sonra dahi lipolizin artmasıyla sonuçlanır. Travma ve sepsise oluşan yanıt kaçınılmaz ve modifikasyonu zor olan nöroendokrin bir yanıttır. Metabolik yanıtın anlaşılması, komplikasyonları azaltmak için beslenmenin takviyelenmesi ile durumdan faydalanılmasını sağlar.

Kaynak : FOSSUM T.W. (2002) : Small Animal Surgery. Mosby, St. Lois, Missouri