Kuşlar Hakkında İlginç Bilgiler

Devekuşu yaklaşık 135 kilograma ulaşan ağırlığı ve 2,5 metreyi bulan boyuyla yaşayan en iri kuştur. Yeni Zelanda’da yaşadığı bilinen soyu tükenmiş moalar ise 3,5 metre boyunda uçamayan kuşlardı. Öte yandan And kondorunun (Vultur gryphus) ve gezgin albatrosun (Diomedea exulans) kanat açıklıkları 3,5 metreye erişebilmektedir. Yeryüzünün en küçük kuşu Küba’da yaşayan arı kolibrisidir (Mellisuga helenae). Bu kuşun uzunluğu 5,5 santimetreyi, ağırlığı 2 gramı aşmaz. Kuşlar şakımaları ve ilginç davranışlarıyla insanların en sevdiği hayvanlar arasında yer alır. Ama bazı kuşlar, özellikle tarla ürünlerini yağmalayarak önemli zararlara yol açar. Örneğin Afrika’da yaşayan küçük yapılı bir kuş türü olan küela (Quelea quelea) çekirge sürülerini andırır biçimde aşırı çoğalarak girdiği tarım alanlarını yıkıma uğratır. Tek bir küela sürüsünde 20 milyonu aşkın kuş bulunabilir. Uçamayan Kuşlar Afrika’ya özgü bir kuş türü olan devekuşı (Struthio camelus) uçamaz; ama kanatların saatte 70 kilometreye ulaşan bir hızla koşarken denge unsuru olarak kullanır.Emu (Dro maius novaehollandiae) 1,5 metreyi aşan boyuyla devekuşundan sonra yaşayan en iri kuştur. Avustralya’da yerleşimin başlamasıyla birlikte kırıma uğrayan birçok benzerinden geriye yalnız bu tür kalmıştır. Emular da çok hızlı koşabilir ve saatte yaklaşık 50 kilometrelik bir hıza ulaşırlar. Üç türden oluşan kiviler (Apteryx cinsi) Yeni Zelanda’ya özgü uçamayan kuşlardır. Ağırlığı 450 gramı bulan yumurtaları gövdelerine göre son derece iridir. Ender rastlanan kuş türlerinden takahe (Notornis mantelli) yalnız Yeni Zelanda’da,Güney Adası’nın ıssız vadilerinde bulunur. Saz tavuklarma akraba olan bu uçamayan kuş türü parlak mavi ve yeşil renklerle bezelidir. Güney Amerika’ya özgü uçamayan iki kuş türünden oluşan rea (Rhea cinsi), devekuşlarının zebra ve antiloplarla birlikte dolaşması gibi, geyik ve guanako sürüleriyle karışık halde bulunur. Pasifik Adaları’ndan Yeni Kaledonya’da yaşayan kagu (Rhynochetus jubatus), kanatlarını yalnız iki yana açıp “dans” ederken kullanır. Dalıcımartıların uçamayan tek türü olan büyük dalıcımartı (Pinguinus impennis) yakın bir zamana kadar Atlas Okyanusu’nun kuzeyindeki kayalık adalarda yaşıyordu. Ama 19. yüzyıl başlarında denizciler tarafından kırıma uğratılmış, sonuncu çift 1844’te öldürülmüştür. Bir zamanlar Afrika’nın doğu kıyıları açıklarındaki Mauritius Adası’nda yaşayan dodo (Raphus cucullatus) da yaklaşık 200 yıl önce yok olmuştur. Uçamayan kuşların genellikle bulundukları yerlerde yaşayan doğal düşmanları olmadığından, kaçmak için uçmaya gereksinimleri yoktur. Ama insanlar yalnız kendileri değil yanlarında getirdikleri köpek, kedi ve fare gibi hayvanlarla da bu kuşların sonlarını hazırlamışlardır.

Kuşların Yaşama Ortamları

Dünyada ve yurdumuzda her türlü yaşama ortamında kuşlara rastlarız.Köy,kasaba ve şehirlerde serçe, güvercin, gugucuk, sığırcık, kırlangıç, karga, saksağan, kukumav ve leyleklere rastlanır. Bunların birçoğu saçak ve kiremit altlarında, baca deliklerinde, çatılarda yuvalanır. Bir kısmı ise ağaçlarda, damlarda, balkon, kapı ve pencere kirişlerinde açık veya kapalı yuvalar yaparlar. Birçoğu insanlardan artan gıdalarla beslenirler.Yerleşim yerleri dışında tarım alanları, çalılık ve ağaçların bulunduğu kırlarda yaşarlar. Ağaçlar, çalılar, otluklar ve kayalıklar yuvalanmaları ve barınmalarını sağlarlar. Meyveler, tohumlar, böcekler ve küçük hayvanlarla beslenirler. Göllerde, bataklık ve sazlarda, akarsu boylarında rastlanan ve çoğunluğu suya bağımlı olan kuşlar sazlıklarda, adacıklarda, oyuklarda yuvalanırlar, balıklar, böcekler, kurtçuklar ve bitkilerle beslenirler. Deniz kıyılarında rastlanan kuşların çoğu da kıyıda veya denizde avlandıkları canlılar ve kıyılardaki yarlarda, kayalıklarda veya kumsallarda yuvalanırlar. Ormanlarda ise ağaçlarda, ağaç kovuklarında ve dallarda yuvalanan, böcekler,meyve ve tohumlarla beslenen kuşlara, kuşlar ve küçük memelilerle beslenen gündüz ve gece yırtıcılarına rastlanır. Sarp kayalıklarda, dağların yüksek yerlerinde buraya has kartal, akbaba gibi büyük yırtıcı kuşlara, dağ kargaları, urkeklik ve kaya serçesi, kaya ardıcı gibi kuşlara rastlanır. Steplerde ise yerde yuvalanan ve iyi koşabilen, tohum ve böceklerle beslenen kuşlara ve çeşitli yırtıcı kuşlara rastlanır. Her yaşama ortamının kendine özgü, ortama çok iyi uyum sağlamış kuş türleri vardır. Bazı türler ise çok değişik ortamlara uyum sağlayabilir ve değişik ortamlarda rastlanırlar.

KUŞLARDA GÖÇ

Kuşlarla ilgilenen,kuşları azçok tanıyan herkes ilkbaharın geldiğini kırlangıçların ve leyleklerin gelmesi ile fark eder.Daha bir çok kuş baharla birlikte yurdumuza gelerek yuvasını yapar ve kuluçkaya yatar. Yavrularını büyüten bu kuşlar sonbaharın gelmesiyle tekrar geldikleri sıcak ülkelere dönerler.Bu kez sonbaharda yurdumuz üzerinden geçerek güney ülkelerine giden veya yurdumuzun sulak sahalarında, bataklıklarında kışlamaya gelen diğer kuşlara rastlarız.Avcı olanlar yaban ördekleri ve kazların gelişini ve dönüşlerini,bıldırcınların,çullukların belli bölgelere gelmelerini gayet iyi takip ederler.Kuşların ilkbahar ve sonbaharda muntazaman tekrarladıkları ve uzun mesafeleri kat ederek gerçekleştirdikleri bu büyük göç milyonlarca yıldan beri süre gelmektedir.içgüdüsel bir hareket olduğu kabul edilen bu büyük göçün nedenleri henüz tam olarak bilinmemekle beraber ortaya konan çeşitli varsayımlar vardır.Bunlardan biri ve hala geçerli sayılanı buzulçağının bitmesiyle Afrika,Güney Asya ve Güney Amerika’ daki çeşitli kuşlar kuzeye doğru yayılmış ve şimdiki kuluçka alanlarına gelerek bahar ve yaz aylarında uygun kuluçka,barınma ve beslenme alanları bulmuşlardır.Fakat kışın başlamasıyla barınma ve beslenme olanaklarının daralması üzerine anavatanları olan güneye inmişlerdir.Dönüşte de geldikleri yolu izlemişlerdir.Uygun ortamlarda yaşamla­rını sürdürmek için yapılan bu göçler gelecek nesillere kalıtsal bir özellik olarak geçmiştir.Göç besin azlığını gidermekten çok içgüdüsel bir hareket haline dönüşmüştür. Göçten alıkonan göçmen kuş yavruları yaşlılar gittikten sonra sahndıklarında doğrultu içgüdüsüyle güneye yönelirler,ama gerçek göç yolunu bulamazlar.Yavrular göç yollarını ana babalarından öğrenirler. Kuşların göç sırasında aynı yolu nasıl buldukları eskiden beri bilimsel olarak incelenmektedir. Varılan kanılar kuşların yön bulmak için güneşi, ayı ve yıldızları çok iyi kullandıkları, ayrıca dünyanın manyetik alanını da kullandıkları doğrultusundadır. Eski dünyanın kuzeyinde kuluçkaya yatan kuşların bir bölümü kışı Güney Avrupa, Kuzey Afrika, Akdeniz sahilleri, Ortadoğu ve Basra körfezinde, bir kısmı Kızıldeniz, Nil vadisi, Orta ve Güney Afrika’da, diğer bir kısmı da Hindistan ve Güneydoğu Asya’da geçirmektedirler. Her yıl muntazaman uzun bir göçe katılan bu kuşlara “Göçmen Kuşlar” diyoruz. Göçmen kuşların bir kısmı ilkbahar ve yazın yurdu­muzda olurlar (Yaz Göçmenleri), bir kısmı ise sonbahar ve kış aylarında raslanırlar (Kış Göçmenleri). Bir kısmı ise güneye göç sırasında yurdumuzdan geçerler (Geçit Kuşları).
Bu büyük göçün dışında bazı kuşlar, yerli kuşların bir bölümü de yine iklim, barınma ve beslenme şartlarındaki değişiklikler dolayısıyle kısa mesafeli, dağların yüksek yerlerinden vadi tabanlarına veya daha ılıman bölgelere kısa göçler yaparlar. Doğu ve Orta Anadolu’nun birçok yerinde bilinen ve raslanan keklik sökünleri örnek olarak ve­rilebilir. Orta Anadolu’nun tamamen karla kaplandığı, göllerin donduğu zamanlarda yerli ve göçmen ördekler, kazlar güneye, Akdeniz kıyısındaki sulak alanlara giderler. Bu diğer büyük göçten ayrılmalıdır.
Bu kısa göçlerin dışında bazı kuşlar daha iyi beslenebilmek için yer değiştirirler. Bu her yıl tekrarlanabildiği gibi, kurak ve yağışlı yıllara bağlı olarak daha uzun periyotlar içinde de olabilir. Mesela Step Tavuğu (Syrraptes paradoxus) bazı yıllar İran’dan batıya doğru, Orta Avrupa’ya kadar gitmektedir. Bu tip hareket eden kuşlara “Gezginci kuş” denir.
Yurdumuz Orta ve Doğu Avrupa ile Kuzeybatı Asya’da yazı geçiren kuşların göç yolu üzerinde önemli bir yer işgal eder. Orta ve Doğu Avrupa’daki kuşlar Balkanlar ve Trakya istikametinden gelerek Boğazlan geçer. Marmara, Ege ve Orta Anadolu üzerin­den Akdeniz kıyılarına ve Doğu Akdenize, oradan güneye Nil vadisi, Orta ve Güney Afrika, Arabistan ve Basra körfezine ulaşırlar. Karadenizi doğruca geçen bir kısım kuşta Orta Anadolu’yu katederek güneye inerler. Diğer önemli bir kol da Karadenizin doğusu ve Kafkaslar üzerinden inerek Çoruh vadisi, Karasu ve Fırat vadilerini takiben güneye iner. Bütün bu göç yolları Doğu Akdenizde ve Güneydoğu Anadolu’da birleşerek yukarda belirtilen yolu takiben güneye iner.

KANATLILARDA ÜREME SİSTEMİ HASTALIKLARI

1-YUMURTLAMA ZORLUĞU VE KABUKSUZ YUMURTA

Dişi kanatlılarda tek bir ovaryum(sol taraf) ve tek bir genital kanal mevcuttur, sağ taraf embiriyoner dönemden sonra gelişimini tamamlayamaz. Ovaryumun iki görevi vardır; dişi gamet hücresi(ovum) ve steroid hormonların salgılanmasıdır. Ovaryumdan sonra infindubulum, magnum ve isthmus’tan oluşan oviduct gelmektedir. İnfundubulum ovaryumdan atılan ovumu yakalar, sperm bu bölmede ovumla birleşir ve zigotu oluşturur. Magnum kısmında yumurta akı(albumin) salgılanır ve son kısım olan isthmus’ta yumurta kabuğu zarı zarı oluşturulur. Uterus’a(kabuk bezi) denmesinin nedeni yumurta kabuğunun burada oluşturulmasıdır. Vajina spermanın oviduct yönünde hareketini ve yumurtanın uterustan kloakaya geçmesini sağlar.
Kanatlı erkeklerinden horoz, hindi, keklik, sülün, kanarya, serçe vs. de penis bulunmazken, ördek ve kazlarda basit bir penis vardır. Penis bulunmayan türlerde phallus(fallus) denen ve ereksiyon yeteneğine sahiptir organel çiftleşme sırasında vagina ile temas ederek spermayı ejakule etmektedir.
Cinsel gelişimini tamamlamış kanatlılar “fotostimülatorik” olmakta ve bu dönemden sonra cinsel fonksiyonlar tamamen ışığa bağlı olarak devam etmektedir, ışık kuşların üreme hormonlarını aktif hale getirerek üreme mekanizmasını çalıştırır. Bu yüzden günlerin uzamaya başladığı şubat mart ayları üreme sezonu başlangıcıdır. Kanatlılarda kuluçka içgüdüsü prolaktin denen hormon tarafından sağlanır, Yumurtlanan yumurta, yuvanın mevcudiyeti ve mevsimin etkisi ile prolaktin salgılanır, yumurtanın üzerine yatan dişi kuşun göğsüne yumurtaların temas etmesi ile meydana gelen sinirsel etki ile hipofiz bezi uyarılarak prolaktin yoğunluğu kuluçka müddetince korunur, böylece hem hayvanın kuluçkada yatması, hem de prolaktinin diğer bir görevi olan yumurtlama olayının kuluçka süresince durması sağlanır.
Yumurtlama zorluğu problemine gelince; yumurta kabuğu uterusta oluştuğu için takılma yumurtanın kloakaya geçiş yeri vajinada olmaktadır. Sağlıklı gözüken bir kuşta bu problem ortaya çıkabilmekte, karın altında belirgin bir şişlik, yumurtanın çevresindeki sinirlere baskı nedeniyle ayakları üzerinde ve tünekte sabit duramama ve titreme, karnın palpasyonunda parmakla yumurtanın hissedilmesi hemen tanı yı koydurur. dikkatli davranılmaz ise kırılan yumurta uterusu yırtarak peritonit oluşturabilir.
ilk kez yumurtlayan dişilerde en çok görülür, henüz vücut gelişimini tamamlamış dişi eşe atıldığı taktirde yumurta kanalı yumurtanın geçişi için uygun bir büyüklükte olmayabilir. Diğer bir neden kalsiyum metabolizmasındaki bozukluklardır, kalsiyum yönünden yetersiz beslenen bir kuş, kabuğu oluşturabilmek için kemik ve dokularındaki kalsiyumu kullanır ve kemik yapısı zayıfladığı gibi, kalsiyumun görev aldığı kas, sinir, kan dokularında da yetersizlik oluşur. Yumurtayı üreme sistemi boyunca iten kaslar zayıf hareket eder. Bazende vajina yumurtanın geçişini engelleyecek derece de dardır.
Oldukça kısa sürede müdahale edilmelidir. Ağızdan verilen zeytinyağı sadece kuş kabız olduğu durumda etkiyebilir onun dışında tedavi edici bir uygulama değildir, kuşa kalsiyum enjeksiyonu, makat tan, ulaşılabilirse vajina içine Hint yağı,gliserin veya zeytin yağı uygulanabilir, cerrahi müdahale kanarya gibi küçük kuşlarda pek başarılı bir yöntem değildir. Bu arada uterus(genital kanal) düz kaslarının kontraksiyonunu sağlayan oksitosin hormonu yumurtanın çıkışını sağlayabilir ama bunun kanaryalarda uygulandığını hiç bir kaynak ve kişiden duymadım  o yüzden ben deneyene kadar bekleyin.

KUŞLARIN DAVRANIŞLARI

Kuşların içgüdüleri çok iyi gelişmiştir. Görme duyuları da çok iyidir. Bu nedenle kuşlar objeleri çok iyi tanır, faydalı ve zararlı olanları çok çabuk ayırt ederler. Tehlikeli objelere yaklaşmaz ve hemen uzaklaşırlar. Saksağanlar, kargalar eli tüfekli bir kişiyle bir çiftçiyi, çobanı kolayca ayırt ederler. Av kuşlarının hepsi insanı, özellikle avcıyı çok iyi tanırlar. İnsanlar tarafından beslenen, bakılan kuşların çoğu bakıcılarını tanır ve ondan ürkmezler. Evinizde kuşların bu özellikleri ile ilgili gözlemleri kolayca yapabilirsiniz. Şayet balkonunuza gelen güvercinleri, serçe ve sığırcıkları sürekli yemlerseniz balkona elinizde bir kap veya başka bir şeyle çıkarsanız, daha içeri girmeden saçakta bekleşen kuşların hemen balkonunuza indiğini görürsünüz. Balkona başka bir iş için eli boş çıktığınızda kuşlar balkona inmeyecektir. Kuşlar yemlenirken balkona çıktığınızda bir kısmı uçacak, en yakın yere konacaktır. Ama kuşları sürekli yemleyen kişiden başkasının, bir yabancının balkona çıkması, hatta balkon kapısına yaklaşması ile birlikte hepsi ürkerek uçacaktır. Doğada da benzer şeyleri gözlemek mümkündür. Çift süren bir çiftçiyi leylekler, kargalar 5-6 metre mesafeden takip ederler yabancı bir objenin yaklaşmasıyla hemen uçarlar. Kuşlar koyunla köpeği, çobanla avcıyı, buğday tanesi ile kum tanesini kolayca ayırt ederler.Kuşların diğer hareketlerinde de kuvvetli ve dengeli içgüdüleri hakimdir. Kovuklarda, kapalı yuvalarda barınan kuşlar giriş deliğine hiç sapmadan duralamadan doğruca ulaşırlar. Açıktaki yuva yerlerini isabetle bulurlar. Konacakları bir telefon teline, kuru bir dal ucuna çok isabete ulaşırlar.Beslenirken gördükleri bir tohumu,bir böceği nokta tesbiti ile bir uçuşta gagaları ile yakalarlar.Uçarken de bu gelişmiş içgüdüleri ile sık ağaçlar,çalılar arasından,en karışık labirentlerden kolayca çıkarlar.Tehlikeyi çabuk fark eder,ya hemen uçarak hızla uzaklaşır veya yerde,otlar ve çalılar arasında çabucak pusarak gizlenirler.Sessiz ve hareketsiz kalarak tehlikenin uzaklaşmasını beklerler.Sürüler halinde yaşayan kuşlardan tehlikeyi ilk sezen tehlike ötüşü ile diğerlerini hemen uyarır ve hep birlikte hareket ederler.Kuşların göçleri bahsinde de belirtildiği gibi çok gelişmiş içgüdüleri ve duyuları ile binlerce kilometrelik göç yollarını şaşırmadan takip ederler.
Kuşların Öğrenme ve taklit kabiliyetleri de yüksektir.Saksağan,küçük karga ve diğer bazı kuşlar birçok sesleri taklit edebilirler.

Şakıma, Kur Yapma ve Savunma

Mevsimler arasında belirgin ayrımların görüldüğü kuşaklarda kuşlar bahar aylarında ürer. Erkek kuş, dişileri çeken ve çevredeki öbür erkek kuşları uyaran ötüşüyle yerini belli eder. Kızılgerdan (Erithacus rubecula) gibi az sayıda kuş türünün dişisi de şakır. Kuşların şakıması genellikle erkeğin bir yeri gözüne kestirip sahiplendiğinin belirtisidir. Bu “bölge” bir kuşun ya da bir kuş çiftinin türdeşlerine karşı savunduğu ağaçlar, çalılar ya da bir toprak parçası olabilir. Kızılgerdan gibi bazı kuşlar kışın kendilerine bir beslenme bölgesi belirler ve çiftler ayrıldıktan sonra bu bölge dişiye kalır.
Erkek bölgesini belirlediğinde yalnızca türdeşlerini kovmakla kalmaz, türüne oldukça benzeyen başka kuşları da kovalar. Sonunda bir dişinin bölgesine girmesine izin verirken genellikle her zamankinden farklı biçimde öterek dişinin çevresinde uçup tüylerini sergileyerek kur yapmaya başlar.
İri yırtıcı kuşların bölgeleri birkaç kilometre çapında olabilir. Kuş kolonilerinde bu böl­ge bir yuvanın çok yakın çevresiyle sınırlıdır. Bu durumda kuşlar koloninin yerleştiği bölgeyi ortaklaşa kullanabilirler.

ÜREME SİSTEMİ HASTALIKLARI YUMURTLAMA ZORLUĞU VE KABUKSUZ YUMURTA

Dişi kanatlılarda tek bir ovaryum(sol taraf) ve tek bir genital kanal mevcuttur, sağ taraf embiriyoner dönemden sonra gelişimini tamamlayamaz. Ovaryumun iki görevi vardır; dişi gamet hücresi(ovum) ve steroid hormonların salgılanmasıdır. Ovaryumdan sonra infindubulum, magnum ve isthmus’tan oluşan oviduct gelmektedir. İnfundubulum ovaryumdan atılan ovumu yakalar, sperm bu bölmede ovumla birleşir ve zigotu oluşturur. Magnum kısmında yumurta akı(albumin) salgılanır ve son kısım olan isthmus’ta yumurta kabuğu zarı zarı oluşturulur. Uterus’a(kabuk bezi) denmesinin nedeni yumurta kabuğunun burada oluşturulmasıdır. Vajina spermanın oviduct yönünde hareketini ve yumurtanın uterustan kloakaya geçmesini sağlar.

Kanatlı erkeklerinden horoz, hindi, keklik, sülün, kanarya, serçe vs. de penis bulunmazken, ördek ve kazlarda basit bir penis vardır. Penis bulunmayan türlerde phallus(fallus) denen ve ereksiyon yeteneğine sahiptir organel çiftleşme sırasında vagina ile temas ederek spermayı ejakule etmektedir.

Cinsel gelişimini tamamlamış kanatlılar “fotostimülatorik” olmakta ve bu dönemden sonra cinsel fonksiyonlar tamamen ışığa bağlı olarak devam etmektedir, ışık kuşların üreme hormonlarını aktif hale getirerek üreme mekanizmasını çalıştırır. Bu yüzden günlerin uzamaya başladığı şubat mart ayları üreme sezonu başlangıcıdır. Kanatlılarda kuluçka içgüdüsü prolaktin denen hormon tarafından sağlanır, Yumurtlanan yumurta, yuvanın mevcudiyeti ve mevsimin etkisi ile prolaktin salgılanır, yumurtanın üzerine yatan dişi kuşun göğsüne yumurtaların temas etmesi ile meydana gelen sinirsel etki ile hipofiz bezi uyarılarak prolaktin yoğunluğu kuluçka müddetince korunur, böylece hem hayvanın kuluçkada yatması, hem de prolaktinin diğer bir görevi olan yumurtlama olayının kuluçka süresince durması sağlanır.

Yumurtlama zorluğu problemine gelince; yumurta kabuğu uterusta oluştuğu için takılma yumurtanın kloakaya geçiş yeri vajinada olmaktadır. Sağlıklı gözüken bir kuşta bu problem ortaya çıkabilmekte, karın altında belirgin bir şişlik, yumurtanın çevresindeki sinirlere baskı nedeniyle ayakları üzerinde ve tünekte sabit duramama ve titreme, karnın palpasyonunda parmakla yumurtanın hissedilmesi hemen tanı yı koydurur. dikkatli davranılmaz ise kırılan yumurta uterusu yırtarak peritonit oluşturabilir.

ilk kez yumurtlayan dişilerde en çok görülür, henüz vücut gelişimini tamamlamış dişi eşe atıldığı taktirde yumurta kanalı yumurtanın geçişi için uygun bir büyüklükte olmayabilir. Diğer bir neden kalsiyum metabolizmasındaki bozukluklardır, kalsiyum yönünden yetersiz beslenen bir kuş, kabuğu oluşturabilmek için kemik ve dokularındaki kalsiyumu kullanır ve kemik yapısı zayıfladığı gibi, kalsiyumun görev aldığı kas, sinir, kan dokularında da yetersizlik oluşur. Yumurtayı üreme sistemi boyunca iten kaslar zayıf hareket eder. Bazende vajina yumurtanın geçişini engelleyecek derece de dardır.

Oldukça kısa sürede müdahale edilmelidir. Ağızdan verilen zeytinyağı sadece kuş kabız olduğu durumda etkiyebilir onun dışında tedavi edici bir uygulama değildir, kuşa kalsiyum enjeksiyonu, makat tan, ulaşılabilirse vajina içine Hint yağı,gliserin veya zeytin yağı uygulanabilir, cerrahi müdahale kanarya gibi küçük kuşlarda pek başarılı bir yöntem değildir. Bu arada uterus(genital kanal) düz kaslarının kontraksiyonunu sağlayan oksitosin hormonu yumurtanın çıkışını sağlayabilir ama bunun kanaryalarda uygulandığını hiç bir kaynak ve kişiden duymadım  o yüzden ben deneyene kadar bekleyin.

Kanaryalarda Üreme sistemi hastalıkları

ÜREME SİSTEMİ HASTALIKLARI

YUMURTLAMA ZORLUĞU VE KABUKSUZ YUMURTA

Dişi kanatlılarda tek bir ovaryum(sol taraf) ve tek bir genital kanal mevcuttur, sağ taraf embiriyoner dönemden sonra gelişimini tamamlayamaz. Ovaryumun iki görevi vardır; dişi gamet hücresi(ovum) ve steroid hormonların salgılanmasıdır. Ovaryumdan sonra infindubulum, magnum ve isthmus’tan oluşan oviduct gelmektedir. İnfundubulum ovaryumdan atılan ovumu yakalar, sperm bu bölmede ovumla birleşir ve zigotu oluşturur. Magnum kısmında yumurta akı(albumin) salgılanır ve son kısım olan isthmus’ta yumurta kabuğu zarı zarı oluşturulur. Uterus’a(kabuk bezi) denmesinin nedeni yumurta kabuğunun burada oluşturulmasıdır. Vajina spermanın oviduct yönünde hareketini ve yumurtanın uterustan kloakaya geçmesini sağlar.
Kanatlı erkeklerinden horoz, hindi, keklik, sülün, kanarya, serçe vs. de penis bulunmazken, ördek ve kazlarda basit bir penis vardır. Penis bulunmayan türlerde phallus(fallus) denen ve ereksiyon yeteneğine sahiptir organel çiftleşme sırasında vagina ile temas ederek spermayı ejakule etmektedir.
Cinsel gelişimini tamamlamış kanatlılar “fotostimülatorik” olmakta ve bu dönemden sonra cinsel fonksiyonlar tamamen ışığa bağlı olarak devam etmektedir, ışık kuşların üreme hormonlarını aktif hale getirerek üreme mekanizmasını çalıştırır. Bu yüzden günlerin uzamaya başladığı şubat mart ayları üreme sezonu başlangıcıdır. Kanatlılarda kuluçka içgüdüsü prolaktin denen hormon tarafından sağlanır, Yumurtlanan yumurta, yuvanın mevcudiyeti ve mevsimin etkisi ile prolaktin salgılanır, yumurtanın üzerine yatan dişi kuşun göğsüne yumurtaların temas etmesi ile meydana gelen sinirsel etki ile hipofiz bezi uyarılarak prolaktin yoğunluğu kuluçka müddetince korunur, böylece hem hayvanın kuluçkada yatması, hem de prolaktinin diğer bir görevi olan yumurtlama olayının kuluçka süresince durması sağlanır.
Yumurtlama zorluğu problemine gelince; yumurta kabuğu uterusta oluştuğu için takılma yumurtanın kloakaya geçiş yeri vajinada olmaktadır. Sağlıklı gözüken bir kuşta bu problem ortaya çıkabilmekte, karın altında belirgin bir şişlik, yumurtanın çevresindeki sinirlere baskı nedeniyle ayakları üzerinde ve tünekte sabit duramama ve titreme, karnın palpasyonunda parmakla yumurtanın hissedilmesi hemen tanı yı koydurur. dikkatli davranılmaz ise kırılan yumurta uterusu yırtarak peritonit oluşturabilir.
ilk kez yumurtlayan dişilerde en çok görülür, henüz vücut gelişimini tamamlamış dişi eşe atıldığı taktirde yumurta kanalı yumurtanın geçişi için uygun bir büyüklükte olmayabilir. Diğer bir neden kalsiyum metabolizmasındaki bozukluklardır, kalsiyum yönünden yetersiz beslenen bir kuş, kabuğu oluşturabilmek için kemik ve dokularındaki kalsiyumu kullanır ve kemik yapısı zayıfladığı gibi, kalsiyumun görev aldığı kas, sinir, kan dokularında da yetersizlik oluşur. Yumurtayı üreme sistemi boyunca iten kaslar zayıf hareket eder. Bazende vajina yumurtanın geçişini engelleyecek derece de dardır.
Oldukça kısa sürede müdahale edilmelidir. Ağızdan verilen zeytinyağı sadece kuş kabız olduğu durumda etkiyebilir onun dışında tedavi edici bir uygulama değildir, kuşa kalsiyum enjeksiyonu, makat tan, ulaşılabilirse vajina içine Hint yağı,gliserin veya zeytin yağı uygulanabilir, cerrahi müdahale kanarya gibi küçük kuşlarda pek başarılı bir yöntem değildir. Bu arada uterus(genital kanal) düz kaslarının kontraksiyonunu sağlayan oksitosin hormonu yumurtanın çıkışını sağlayabilir ama bunun kanaryalarda uygulandığını hiç bir kaynak ve kişiden duymadım  o yüzden ben deneyene kadar bekleyin.

KUŞLARIN GÖZLENMESİ ve TANINMASI

Kuşlara dünyanın her yerinde,her çeşit ortamda rastlamanın mümkün olduğu belirtilmişti.Hatta kuşları evin penceresinden, balkonundan da gözlemek mümkündür. Ama çok çeşitli olan kuşları tanımak için onları doğada gözlemek gerekir.Gözlemler çıplak gözle yapılabilir. Ancak kuşları ürkütmeden,kaçırmadan gözleyip inceleyebilmek için belli bir uzaklıktan dürbünle gözlemek daha yararlıdır.Kuş gözlemlerinde çalıların içinde, kaya ve ağaçların arkasında saklanarak veya çalı çırpıdan yahut bezden yapılmış bir gözlem kulübesinden gözlemek çok daha iyi sonuç verir Geniş göl aynalarında veya yalçın yüksek kayaların üzerindeki kuşları 30,40 veya 60 yaklaştırmalı bir teleskopla gözlemek,onları daha iyi tanıyabilmek yönünden yararlıdır.Hangi yaşama ortamlarında hangi tür kuşlara rastlayacağımızı bilebildiğimiz ölçüde kuşları daha kolay gözler ve tanıyabiliriz.Ayrıca ilkbahar ve yaz aylarında yerli kuşların yanı sıra yaz göçmenlerine,kış aylarında kış göçmenlerine, sonbahar ve ilkbaharda da geçit kuşlarına rastlayabileceğimizi unutmamalıyız. Kuşların tanınmasında büyüklükleri, renkleri,ayak,gaga,kuyruk uzunlukları ve şekilleri ile yürüyüşleri ve uçuşları önemli ipuçları verir.İri kuşları uzak mesafelerden tanıyabiliriz.Suda yüzen ördek ve benzerlerini duruşları,yüzüşleri,dalışları ve havalanışları ile ayırt edebiliriz. Uçarken kanat çırpışları veya süzülüşleri,yavaş,hızlı,dalgalı veya zikzaklı uçuşları da kuşları tanımada yararlı olur.Kuşların sesleri ve ötüşleri de onları görmeden tanımamıza ve yerlerini belirleyip yaklaşarak gözlememizi yardımcı olur

 

Kuşlarda Tüy dökülmesi ve tüy yolma:

Küşlarda tüy dökülmeleri ve trüy yolmanın ana nedenleri

  • Tüylerdeki gelişim eksiklikleri

  • Yaralanmalar

  • Göz yaşı akıntıları

  • Alerjik nedenler

  • Akarlar

  • Hormonal eksiklikler

  • Protozoal hastalıklar

  • Çevresel faktörler

  • Kıl folikülleri iltihapları

  • Viral enfeksiyonlar

  • Stres

  • Alışkanlıklar diye sıralanabilir.

   Tüy gelişim eksikliğinde tüylü olınası gereken bölgelerde tüy bulunmaz. Cıkan tüyler anormal yapıdadır. kısa süre içinde dökülür yada çıkış süresi uzar (normal süre  21-25 gün)

  Yaralanmalara bağlı olarak oluşan tüy dökülmelerinde yaralanmanın deride oluşturduğu tahribat önemlidir. serin ve kıl foliküllerinin tahrip olduğu olaylarda yara bölgesi iyileştikten sonrada bu bölgede yeni tüyler çıkmaz. hafif yaralanmalarda dökülen tüyler normal süresi içinde tekrar çıkar.

   Göz yaşı akıntılarının bol olduğu durumlarda ki bazı sistemik hastalıklar ve göz hastalıkları bu guruptadır. göz yaşının temas ettiği bölgelerdeki kıllçar dökülürler eğer rahatsızlık devam eder ve kuşunuz tedavi edilmezse  bu akıntılar bölgede irkiltilere neden olur ve birdaha o bölgeden kolay kolay tüy çıkmaz

   Kozalaklı ağaçlarla temas eden bazı türlerde alerjik reaksiyonlara bağlı tüy dökülmeleri görülür. Alerjen maddeler ortadan kaldırıldığında yada bu tür maddelere kuşun teması engellendiğinde tüyler tekrar çıkar.

   Akarlar bir parazit türüdür. göz ,gaga ve vent bölgesinde bal peteğine benzeyen yaralar oluştururlar. bu bölgelerde tüy dökülmelkeri oluşur.

   Tüyün yeniden çıkmadığı veya tüy değişiminin gerçekleşmediği kuşlarda şişmanlık yada deri tümörleri varsa tiroit bezinin düzgün çalışmadığından  şüphelenmek gerekir

   Protozoal hastalıklarda özellikle muhabbet kuşları ve. Cockatiellerde göğsün gerisinde tüy dökülmeleri olabilir

   Çevresel faktörlerde kuşun bulunduğu ortamdaki hava nemindeki düşüşlerde de tüyün çıkma süresinde uzama ve tüy dökülmeleri görülebilir

   Polifolikulitis adı verilen yaygın kıl folikülleri iltihaplarında da tüy dökülmeleri oluşur ve yeni tüyün çıkma süresi başlarda uzar tedavi edilmediği durumlarda tüysüzlük kalıcı olabilir.

   Kuşlarda görülen pek çok viral hastalıkda geçici tüy dökülmeleri görülebilir

   Kuşun kendi tüyünü yolması olgusuysa pek çok nedene bağlı olarak şekillenir ve sistemik bir muayeneyi gerektirir.

  • Enfeksiyonlar

  • Metabolik hastalıklar

  • Zehirlenmeler

  • Tüy ve deri parazitleri

  • Kıl folikülü iltihapları

  • Hormanal sistem rahatsızlıkları

  • Tümörler

  • Üreme sistemi anormallikleri

  • Davranış bozuklukları v.b pek çok sebeb sayılabilir.

   Erkek kuşlarda görülebilen bazı davranışlar ; Dişi kuşlara hatta kendi yavrularına karşı saldırganlık göstererek onlarda tüy dökülmelerine neden olabilirler. Erkek kuşlar bazan yuva yapmak amacıyla kendi tüylerini yolabilirler. Erişkin kuşlar daha genç kuşlarla bir araya konulduklarında da erişkinlerde kendi tüylerini yolma davranışı görülebilir. Cockatiel ve Macavv’ların yanma dişi kuş konulmadığında kendi tüylerini yolma davranışı gösterirler, kafes boyunun azlığı kuşlara banyo yapma imkanının tanınmamasında da tüylerin yolunması davranışı görülebilir. piskolojik tüy yolma ise daha çok Amazon papağanı, Afrika gri papağanı ve Macaw’da görülür. Uygulanan yanlış tedavi yöntemleri tüy yolma alışkanlığının oluşmasının en büyük nedenidir. Çünkü Tüy yolma Uzun süren hastalık yada sttres sonucu oluşur. Kuşlarda tüy yolma problemi ortaya çıkar çıkmnaz mutlaka veteriner hekime  muayene ettirilip nedenler tespit edilmeli ve gereken tedavi yöntemi titizlikle uygulanmalıdır.

.  Kuşlar ilk olarak kanat ve kuyruk sonra sırt ve göğüs bölgesi tüylerini yolarlar, baş ve boyun bölgesindeki tüyler sağlam kalır. Psikolojik tüy yolmanın nedenleri alışkanlık, can sıkmtısı, korku, sinirlilik, yeni kafes arkadaşı, yeni oyuncak, eve başka bir hayvanın alınması. kafes arkadaşının olmayışı, kafes arkadaşının ölmesi ve diyet değişikliğidi gibi sebepler olabileceği  gibi Hipotroidizimde özellikle baş bölgesinde kasıntısız ve kabuklanmanın bulunmadığı tüy dökülmesi de olabilir.

Teşhis ve Tedavi : Yukarda bahsedildiği gibi  tüy yolma yada tüysüz kalamanın nedenleri  oldukça çoktur. Tedavi ve teşhiste mutlaka veteriner ekiminizin sizi yönlendirmesine ve verdiği  reçetenin dikkatli bir şekilde uygulanmasına dikkat  edini

MUHABBET KUŞLARI

Evimizin neşesi olan muhabbet kuşlarının ülkemizde pek çok cinsi bulunmaktadır. Değişik renklerde olan muhabbet kuşları insanları streslerini almaları bakımlarının kolay yapılması maliyetlerinin düşük olması ve her halde en önemlisi konuşturulmaya alıştırılabilmeleri nedeniyle en çok tercih edilen hayvanlar arasında yer alır. Muhabbet kuşları hala Avustralya çöllerinde vahşi hayatlarını sürdürerek uçuşlarına devam ederler.Bu doğal ortamlarında sürüler oluşturarak yaşamlarını idame ettirmeye çalışırlar ve kısıtlı imkanlardan faydalanarak yaz yağmurlarının getireceği bereketli günleri beklerler. Ekolojik dengeyi ticari amaç uğruna bozmaktan kaçınmayan insanoğlu, büyük ağlarla sürüler şeklindeki muhabbet kuşlarını avlayarak doğal ortamlarından koparırlar. Bu şekilde doğal ortamlarından ayrılan kuşlar kafeslere konularak birçok ülkeye satılmak üzere trajik ölüm yolculuğuna başlar.Olumsuz şartların ve stresin yoğun olduğu bu yolculuk sırasında ölümler oldukça çok fazladır. Ancak bu yolculuğa dayanabilecek güçte olanlar hayatta kalır ve satılmak üzere mağazaların bir köşesindeki kafeslerde esaret günlerine başlarlar.. öncelikle bir hayvan sever olarak daha sonra Veteriner Hekim olarak doğanın koparılmış bir parçası olan bu muhabbet kuşlarının satın alınmasına kesinlikle karşıyız. Yabani hayattan gelen bu kuşların evcilleştirilmesi çok zor ve hatta imkansızdır. Evcilleşmeyen bir muhabbet kuşunun da esareti haricinde sizlerle paylaşacağı hiçbir şey olamaz. Bilinçsizce bu tip kuşların alınması, bu pazarın ve dolayısıyla bu trajedinin devamını sağlamaktadır. Sizlere tavsiyemiz ; ülkemizde özel olarak yetiştirilmiş ve üretilmiş muhabbet kuşlarının 1,5 aylık yavrularını satın almanızdır. Bu yavruların 3. ayını geçmemiş olması daha kolay evcilleştirmeniz açısından sizlere avantaj sağlayacaktır. Bu yavru muhabbet kuşlarını, özel üreticilerden, bazı hayvan satan mağazalardan yada çevrenizdeki birilerinin kuşlarının yavrularından da edinebilirsiniz. Bu genç muhabbet kuşları çok kısa sürede evcilleşir ve hayatının büyük bir bölümünü sizlerle paylaşarak evinizin neşesi, ailenizin bir ferdi olur. Bir süre sonra onun da ihtiyaçları göz önünde bulundurularak 2. bir kuş edinilebilir. Ama bu durumda sizlerle paylaşacağı zamanın biraz azalacağı unutulmayarak ihtiyacı doğrultusunda karar verilmelidir. Başlangıçta bir çift kuş alınması evcilleştirme ve konuşmayı öğretmede bir takım konsantrasyon zorlukları çıkarabilmektedir. öncelikle bir erkek yavru alınıp eğitildikten sonra yada 1 yaşına geldiğinde aynı şekilde bir dişi yavru alınması doğru olur. Dişi de yaşını doldurduktan sonra uyumlu bir çift oluştururlar. Muhabbet kuşlarının eş kabullenmede seçici oldukları göz ardı edilmemelidir. Temel Gereksinimler * Yüksek kaliteli tohum * Temiz ve taze su ( multi – vitamin takviyeli ) * Mürekkep balığı kemiği * Mineral tablet * En az bir oyuncak ( sallanabilir geniş halka, merdiven, ayna vb. ) * Günlük ilgi Evcilleştirme : öncelikle yeni evine gelen muhabbet kuşunuzun birkaç gün yeni ortamına ve kafesine alışmasını beklemelisiniz. Muhabbet kuşlarını evcilleştirmek kolaydır ve kısa sürede karşılığını alırsınız. ilk olarak evcilleştirme bir kişi tarafından yapılmalıdır. Bu kişi kuşla yalnız olmalı ve ani hareketlerden kaçınmalı, stres yapmasını önlemelidir. Eğitime kafes içinde başlanmalı, kafes içine sokulan el mümkün olduğunca yavaş hareket ettirilerek ona dokunmaya çalışılmalıdır. ürkütmeden güvenini kazanmaya çalışmalısınız. Bu arada sakin, yumuşak ses tonuyla onunla konuşun. Bir süre sonra kendisine dokunmanıza izin verecektir. Bu şekilde onun güvenini kazanıp daha sonra işaret parmağınızla göğsüne dokunarak parmağınıza çıkmasını tembihleyin. Kesinlikle elinizle kavrayıp tutmaya çalışmayın. Bu onların en nefret ettiği şeydir ve size güvenini kaybeder. ilk aşamada kafesine ve size alışan kuşunuzu artık kafes dışına çıkarabilirsiniz. Bunu yapmadan önce bir takım önlemleri almalısınız ; * Kapıların, pencerelerin kapalı olmasına ve camların önünde tül yada perde olmasına dikkat etmelisiniz. Aksi taktirde açık kapı yada pencerelerden dışarı kaçabilir veya camları fark etmeyerek çarpıp ölebilir. * Odada kedi, köpek olmamalı. * Aspiratör varsa çalışır durumda olmamalı. * Ateş yada kızgın bir şeyler olmamalı. * Yeterli derecede ışık olmalı. Uygun ortam sağlandıktan sonra, elinizi yavaş hareketlerle kafese sokup işaret parmağınızın üzerine çıkmasını sağlayın. Bir süre tam bir güven sağlayana kadar onunla konuşup iletişim kurun. Daha sonra elinizi yavaşça kafesin dışarısına onunla birlikte çıkarın. ilk başta gönülsüz olacaktır. Dışarı çıkmak istemediğinden parmağınızdan atlayıp kafesin tellerine tutunacaktır. Birkaç defa denedikten sonra kafesin dışına çıkmaya ikna edebilirsiniz. Dışarı çıktığında uçarak etrafı tanımasına müsaade edin. Uçarken üzerinize konmaya çalışacaktır. Onu korkutacak ani hareketlerden kaçınmalısınız. Kafesin üzerine konan kuşunuz, kafesinin içerisine kendi girebilir. Girmediği taktirde işaret parmağınızın üzerine alıp içeriye sokmaya çalışın. Asla onu yakalamak için kovalamayın. içeri girmiyorsa yapılacak en son şey; havanın kararmasını bekleyerek veya suni bir karartma uygulayarak görüş olmadığı için uçamayacak olan kuşunuzu yumuşak bir şekilde kavrayarak kafesine koyabilirsiniz. Konuşmayı öğretmek Birçok papağan türü insan mimik ve konuşmalarını başarıyla taklit edebilir. Muhabbet kuşları da iyi bir konuşucudur. Genç olanları yaşlı olanlara oranla konuşmayı daha çabuk öğrenir. Erkeklerin konuşma haznesi dişilere göre daha fazladır. Muhabbet kuşları kelime haznelerinde 20 den fazla kelimeyi rahatlıkla tutabilirler. Bu alandaki rekor 1000 kelimenin üzerindedir. Günün belli saatlerinde onunla ilgilenirken devamlı olarak onunla konuşun. Sizin çıkardığınız sesleri dikkatle dinleyecek ve aynısını çıkarmaya çalışacaktır. ilk olarak ona adını öğretmekle başlayabilirsiniz. Seslerinizi teybe kaydedip ona dinleterek de öğretebilirsiniz. Kafesine ayna koyarak öğrendiklerini onunla konuşmasına, pratik yapmasına fırsat yaratın.Muhabbet kuşunuzun kısa sürede ve ilginiz doğrultusunda çok sayıda kelimeyi net olarak çıkarabildiğini göreceksiniz. Kelime haznesini de onunla muhabbetiniz doğrultusunda geliştirecektir. 18 Gün içinde yumurtadan çıkan yavru muhabbet kuşlarının cinsiyetlerini ayırt etmek oldukça zordur. Bu dönemde yem yiyemeyen yavruları yaklaşık 1 ay süreyle anneleri bakar. bu süre içinde yine anneleri yavrulara yemek yemenin yanı sıra uçmak gibi yavrular için pek çok önemli alışkanlığı da öğretir. Yavrular büyüdükçe burunlarının üstünde bulunan ve önceleri beyaz olan burun eti bazı yavrularda mavi renk almaya başlar ki bu yavrularda cinsiyetlerinin ayırımında oldukça önemlidir. Renk değişikliği olan yavrular erkek yavrulardır. Yaklaşık 1 yaşına gelen muhabbet kuşları olgun kabul edilirler ve yumurtlamaya başlarlar bu süre artabildiği gibi azalabilir de.Bir yumurtlama döneminde 3-8 adet arasında yumurta yaparlar. Bu yumurtalardan yavrunun çıkabilmesi için annenin yanında bir erkek muhabbet kuşunun bulunması ve onunla çiftleşmesi gerekir. Eğer erkek kuş yoksa yavrunun çıkma şansı da yoktur. 18. gününde yavrular yumurtadan çıkar. Yumurtadan çıkan yavrular tüysüz, çıplak ve kördür. Gözler 6. gün açılır.İnanılmaz bir hızda büyüyen yavrular 28. günlerinde yuvayı terk edecek duruma gelirler. 5-6 haftalıkken kanat ve kuyruk tüyleri gelişimlerini tamamlar, uçmaya ve kendi başlarına beslenmeye başlarlar. Bu dönemde yavru yemi kullanmanızda fayda vardır. Ömürleri ortalama 7-10 yıl kadardır. Ömürleri bakım ve beslenme şartları ve stres faktörleriyle alakalı olarak artabilir yada azalabilir. Yeni yavru alırken : Yavru bir muhabbet kuşu almadan önce bazı şeylere dikkat etmeniz gerekir. Önce kaç yavru alacağınıza ve bunların cinsiyetlerinin ne olacağına karar vermelisiniz. Tabi sonrada nereden bu yavruları temin edeceğinize, sağlıklı yavruları nereden alabileceğinize karar vermelisiniz. Önce sağlıklı bir yavrunun nasıl olması gerektiğini öğrenmeniz lazım. Sağlıklı bir yavrunun tüyleri parlak ve vücuduna yapışık (kabarık değil) kakası ne sert nede yumuşak sürekli hareket eden öten ve yerinde duramayan bir davranış tarzı olmalı. vücudunun herhangi bir yerinde tüy dökülmesi olmamalı ve burnu akmamalıdır. Bütün bunları dikkate alarak yavruları alabileceğiniz bir kuşçuya yada tanıdığınız yavrusu olan bir arkadaşınıza gidebilirsiniz. Sıra kafeste : Yavrunuzun yaşayacağı ev olan kafesi alırken mutlaka yavrunun rahat hareket edebileceği genişlik ve büyüklükte olmasına dikkat etmeniz gerekir. Özellikle kafes içine yavrunuzun oyuncaklarını koyduktan sonra yavruya ne kadarlık bir dolaşma alanı kaldığına ve bu alan içinde kanatlarını rahat bir şekilde hareket ettirip ettiremediğine dikkat etmelisiniz. Kafesine koyacağınız oyuncakların ve tüneklerin temiz olmasına özen göstermelisiniz. Sağlıklı bir kuşunuzun olması için kafesin zeminine kuş kumunu ve tüneklerine de tünek zımparasını takmalısınız. Tabi ki Yavrunuzun kalsyum ihtiyacını karşılarken gagasının da bakımını yapan gaga taşını da unutmayacaksınız. Mama ve su : Öncelikle yavrunuzu iyi kalitede kabuklu yem vermelisiniz. Çünkü yemle alması gereken vitaminler sadece kabuklu yemlerde bolca bulunur. Vereceğiniz su ise taze,temiz ve ılık içme suyu olmalıdır. Bakımları : Yavrunuzun düzenli olarak bakımını yapmanız gerekir. Düzenli olarak yavru sayınıza bağlı olarak kafesini temizlemelisiniz. Gagasının fazla uzayıp uzamadığını kontrol etmekte sizini işleriniz arasındadır tabi ki Kuşunuzun düzenli olarak tırnaklarının uzayıp uzamadığını da kontrol etmelisiniz. Özellikle fazla uzun tırnaklar onun perdeye asılı kalmasına ve ayaklarında kırılmalara dahi neden olabileceğini unutmamalısınız. Gagasının uzamasını kontrol altına almak için dil balığı kemiği ve tırnak uzamalarını kontrol altına almak için de tünek zımparası kullanmanızda fayda var. Yumurtlama zamanı : Kafesinizde mutlaka bir folluğun bulunmasına dikkat edin çünkü yumurtlama dönemlerinde yumurtalarını bu folluklara yapacaklardır. ayrıca hemen belirtelim ki bu yumurtaları mümkün olduğu kadar ellememeye dikkat edin çünkü anne kuşunuz sizin zannettiğinizden daha çok kıskanç olabilir ve bir gün bu yumurtaları folluktan dışarı attığını görebilirsiniz. Bu dönemde annenin beslenmesine dikkat etmelisiniz. Veterinerinizin önerisine göre antibiyotik veya vitamin takviyesinde bulunmanız gerekebilir. HASTALIKLARI Muhabbet kuşları oldukça hastalıklara karşı hassastırlar. Çok kolay hasta olurlar ve oldukça zor iyileşirler. Kuşunuz hasta olduğunu ishal yada kabız olmasından, Tüylerinin kabarmasından,yemek yememesinden yada hapşırmasından anlayabilirsiniz. Önemli olan her şeyde olduğu gibi uygun tedaviye erken başlamaktır. Kusma : Kusma bir hastalık değildir. Kusma bazı hastalıkların bir belirtisi olarak ortaya çıkar. O yüzden kusma oldukça önemli bir belirtidir.Muhabbet kuşlarında oldukça sık görülen kusma bazen eş istemenin de bir belirtisi olabilmektedir. Kuşlarda tifoda ecoli enfeksiyonlarında sindirim sistemi rahatsızlıklarında da sıkça kusmaya rastlanır. Kusmanın tedavisini mutlaka bir veteriner hekimin kontrolünde yapılması gerekir. Genellikle eş isteyen kuşlar aynanın karşısına geçerek kusarlar. İshal : Kuşunuzun ishal olması mikrobik bir olay olarak değerlendirilir ve yine sebepleri altında pek çok hastalık yatar. ecoli enfeksiyonlar tifo ve sindirim sistemi rahatsızlığında bazen solunum sistemi rahatsızlıklarında da ishal görülebilir. Muhabbet kuşları oldukça hassas olduklarından stres faktörleri de onlarda çoğu zaman ishal yapar. Tüylerin kabartılması : Muhabbet kuşları hava akımlarına karşı oldukça hassastırlar. en ufak bir hava akımında çok kolay hasta olurlar. Ateşli hastalıklarda özellikle tüylerini kabartarak vücut ısılarını dengelemeye çalışırlar. Böyle durumlarda yapılan en büyük yanlışlardan biri de kuşa aspirin içirilmesidir. Yapılacak doğru hareketse hemen veteriner hekime müracaat etmektir. Nezle : Çoğu kişi her burun akıntısını nezle yada astım olarak değerlendirir.Oysa durum bunlardan çok daha farklı bir sebebe dayanabilir. Kuşlarda burun akıntısı nezlede astımda yada solunum yollarının herhangi bir yerindeki iltihaplanmadan kaynaklanıyor olabilir. Bunun nedenini iyi düşünüp uygun tedaviyi yapmak en doğrusudur. Kaşıntılar : Kuşunuzun kaşıntısı pek çok sebebe dayalı olabilir. Öncelikle Kuşunuzda dış parazit adını verdiğimiz bit yada pirelerin bulunup bulunmadığını kontrol etmelisiniz . Özellikle kanat içlerinde ve bacak aralarında tüylerini aralayarak yapacağınız basit bir kontrol size bu konuda bir fikir verebilir. kuşunuzda dış parazit olmadığı halde hala kaşınıyorsa bunun nedeni mantar enfeksiyonları, karaciğer yağlanmaları yada gıdaya bağlı alerjiler veya bir böcek ısırmasına karşı şekillenen alerjik olaylar hatta evde kullandığınız parfümlere bağlı şekillenebilen alerjiler dahi olabilir. Tümörler ve kistler : Kuşlarda tümörler ve kistler oldukça sık rastlanan bir durumdur. Erken yapılan müdahalelerde bunlar çok kolay tedavi olunabilirken gecikmiş olaylarda durum hiçte hoş değildir. Özellikle tüylerde şekillenen tümörler ve bağırsak tümörlerine çok sık rastlanır. Hatta bu tümörler çoğu zaman yumurtanın karın boşluğunda kalması ile sıkça karıştırılır. Yaralanmalar kırıklar-çıkıklar : Kuşlarda yaralanmalar çoğu zaman fark edilmeden üstlerine basılması kapı aralıklarına sıkışmaları yada perdeye konduklarında tırnaklarının perdeye takılı kalması sonucu oluşur. Bazen elektrik çarpmaları yada gaga ve tırnağını keserken uygun yerden kesilmemesi sonucu da şekillenebilir. Zaman geçirmeden veteriner hekime kuşunuzu götürmek onun hayatını kurtaracağını unutmayınız.

 

MUHABBET KUŞLARI

Evimizin neşesi olan muhabbet kuşlarının ülkemizde pek çok cinsi bulunmaktadır. Değişik renklerde olan muhabbet kuşları insanları streslerini almaları bakımlarının kolay yapılması maliyetlerinin düşük olması ve her halde en önemlisi konuşturulmaya alıştırılabilmeleri nedeniyle en çok tercih edilen hayvanlar arasında yer alır.

  Muhabbet kuşları hala Avustralya çöllerinde vahşi hayatlarını sürdürerek uçuşlarına devam ederler.Bu doğal ortamlarında sürüler oluşturarak yaşamlarını idame ettirmeye çalışırlar ve kısıtlı imkanlardan faydalanarak yaz yağmurlarının   getireceği bereketli günleri beklerler.

  Ekolojik dengeyi ticari amaç uğruna bozmaktan kaçınmayan insanoğlu, büyük ağlarla sürüler şeklindeki muhabbet kuşlarını avlayarak doğal ortamlarından koparırlar. Bu şekilde doğal ortamlarından ayrılan kuşlar kafeslere konularak birçok ülkeye satılmak üzere trajik ölüm yolculuğuna başlar.Olumsuz şartların ve stresin yoğun olduğu bu yolculuk sırasında ölümler oldukça çok fazladır. Ancak bu yolculuğa dayanabilecek güçte olanlar hayatta kalır ve satılmak üzere mağazaların bir köşesindeki kafeslerde esaret günlerine başlarlar..

  öncelikle bir hayvan sever olarak daha sonra Veteriner Hekim olarak doğanın koparılmış bir parçası olan bu muhabbet kuşlarının satın alınmasına kesinlikle karşıyız.

  Yabani hayattan gelen bu kuşların evcilleştirilmesi çok zor ve hatta imkansızdır. Evcilleşmeyen bir muhabbet kuşunun da esareti haricinde sizlerle paylaşacağı hiçbir şey olamaz. Bilinçsizce bu tip kuşların alınması, bu pazarın ve dolayısıyla bu trajedinin devamını sağlamaktadır.

  Sizlere tavsiyemiz ;  ülkemizde özel olarak yetiştirilmiş ve üretilmiş muhabbet kuşlarının  1,5  aylık yavrularını satın almanızdır. Bu yavruların 3. ayını geçmemiş olması daha kolay evcilleştirmeniz açısından sizlere avantaj sağlayacaktır. Bu yavru muhabbet kuşlarını, özel üreticilerden, bazı hayvan satan mağazalardan yada çevrenizdeki birilerinin kuşlarının yavrularından da edinebilirsiniz. Bu genç muhabbet kuşları çok kısa sürede evcilleşir ve hayatının büyük bir bölümünü sizlerle paylaşarak evinizin neşesi, ailenizin bir ferdi olur.

Bir süre sonra onun da ihtiyaçları göz önünde bulundurularak  2. bir kuş edinilebilir. Ama bu durumda sizlerle paylaşacağı zamanın biraz azalacağı unutulmayarak ihtiyacı doğrultusunda karar verilmelidir. Başlangıçta bir çift kuş alınması evcilleştirme ve konuşmayı öğretmede bir takım konsantrasyon zorlukları çıkarabilmektedir. öncelikle bir erkek yavru alınıp eğitildikten sonra yada 1 yaşına geldiğinde aynı şekilde bir dişi yavru alınması doğru olur. Dişi de yaşını doldurduktan sonra uyumlu bir çift oluştururlar. Muhabbet kuşlarının eş kabullenmede seçici oldukları göz ardı edilmemelidir.

                      Temel Gereksinimler

                    *   Yüksek kaliteli tohum
                    *   Temiz ve taze su ( multi – vitamin takviyeli )
                    *   Mürekkep balığı kemiği
                    *   Mineral tablet
                    *   En az bir oyuncak ( sallanabilir geniş halka, merdiven, ayna vb. )
                    *   Günlük ilgi
Evcilleştirme :

 öncelikle yeni evine gelen muhabbet kuşunuzun birkaç gün yeni ortamına ve kafesine alışmasını 
 beklemelisiniz. Muhabbet kuşlarını evcilleştirmek kolaydır ve kısa sürede karşılığını alırsınız. ilk olarak evcilleştirme bir kişi tarafından yapılmalıdır. Bu kişi kuşla yalnız olmalı ve ani hareketlerden kaçınmalı, stres
yapmasını önlemelidir. Eğitime kafes içinde başlanmalı, kafes içine sokulan el mümkün olduğunca yavaş hareket ettirilerek ona dokunmaya çalışılmalıdır. ürkütmeden güvenini kazanmaya çalışmalısınız. Bu arada sakin, yumuşak ses tonuyla onunla konuşun. Bir süre sonra kendisine dokunmanıza izin verecektir. Bu şekilde onun güvenini kazanıp daha sonra işaret parmağınızla göğsüne dokunarak parmağınıza çıkmasını tembihleyin. Kesinlikle elinizle kavrayıp tutmaya çalışmayın. Bu onların en nefret ettiği şeydir ve size güvenini  kaybeder.
ilk aşamada kafesine ve size alışan kuşunuzu artık kafes dışına çıkarabilirsiniz. Bunu yapmadan önce bir takım önlemleri almalısınız ;

  *    Kapıların, pencerelerin kapalı olmasına  ve camların önünde tül yada perde olmasına dikkat
etmelisiniz. Aksi taktirde açık kapı yada pencerelerden dışarı kaçabilir veya camları fark etmeyerek
çarpıp ölebilir.
  *    Odada kedi, köpek olmamalı.
  *    Aspiratör varsa çalışır durumda olmamalı.
  *    Ateş yada kızgın bir şeyler olmamalı.
  *    Yeterli derecede ışık olmalı.

Uygun ortam sağlandıktan sonra, elinizi yavaş hareketlerle kafese sokup işaret parmağınızın üzerine çıkmasını sağlayın. Bir süre tam bir güven sağlayana kadar onunla konuşup iletişim kurun. Daha sonra elinizi yavaşça kafesin dışarısına onunla birlikte çıkarın. ilk başta gönülsüz olacaktır. Dışarı çıkmak istemediğinden parmağınızdan atlayıp kafesin tellerine tutunacaktır. Birkaç defa denedikten sonra kafesin dışına çıkmaya ikna edebilirsiniz. Dışarı çıktığında uçarak etrafı tanımasına müsaadeedin. Uçarken üzerinize konmaya çalışacaktır. Onu korkutacak ani hareketlerden kaçınmalısınız. Kafesin üzerine konan kuşunuz, kafesinin içerisine kendi girebilir. Girmediği taktirde işaret parmağınızın üzerine alıp içeriye sokmaya çalışın. Asla onu yakalamak için kovalamayın. içeri girmiyorsa yapılacak en son şey; havanın kararmasını bekleyerek  veya suni bir karartma uygulayarak görüş olmadığı için uçamayacak olan kuşunuzu yumuşak bir şekilde kavrayarak kafesine koyabilirsiniz.
Konuşmayı öğretmek
Birçok papağan türü insan mimik ve konuşmalarını başarıyla taklit edebilir. Muhabbet kuşları da
 iyi bir konuşucudur.
 Genç olanları yaşlı olanlara oranla konuşmayı daha çabuk öğrenir. Erkeklerin konuşma haznesi
 dişilere göre daha fazladır. Muhabbet kuşları kelime haznelerinde 20 den fazla kelimeyi rahatlıkla
 tutabilirler. Bu alandaki rekor 1000 kelimenin üzerindedir.

Günün belli saatlerinde onunla ilgilenirken devamlı olarak onunla konuşun. Sizin çıkardığınız  sesleri dikkatle dinleyecek ve aynısını çıkarmaya çalışacaktır. ilk olarak ona adını öğretmekle başlayabilirsiniz.

Seslerinizi teybe kaydedip ona dinleterek de öğretebilirsiniz. Kafesine ayna koyarak öğrendiklerini onunla konuşmasına, pratik yapmasına fırsat yaratın.Muhabbet kuşunuzun kısa sürede ve ilginiz doğrultusunda çok sayıda kelimeyi net olarak çıkarabildiğini göreceksiniz. Kelime haznesini de  onunla muhabbetiniz doğrultusunda geliştirecektir.

18 Gün içinde yumurtadan çıkan yavru muhabbet kuşlarının cinsiyetlerini ayırt etmek oldukça zordur. Bu dönemde yem yiyemeyen yavruları yaklaşık 1 ay süreyle anneleri bakar. bu süre içinde yine anneleri yavrulara yemek yemenin yanı sıra uçmak gibi yavrular için pek çok önemli alışkanlığı da öğretir. Yavrular büyüdükçe burunlarının üstünde bulunan ve önceleri beyaz olan burun eti bazı yavrularda mavi renk almaya başlar ki bu yavrularda cinsiyetlerinin ayırımında oldukça önemlidir. Renk değişikliği olan yavrular erkek yavrulardır.

Yaklaşık 1 yaşına gelen muhabbet kuşları olgun kabul edilirler ve yumurtlamaya başlarlar bu süre artabildiği gibi azalabilir de.Bir yumurtlama döneminde 3-8 adet arasında yumurta yaparlar. Bu yumurtalardan yavrunun çıkabilmesi için annenin yanında bir erkek muhabbet kuşunun bulunması ve onunla çiftleşmesi gerekir. Eğer erkek kuş yoksa yavrunun çıkma şansı da yoktur.  18. gününde yavrular yumurtadan çıkar. Yumurtadan çıkan yavrular tüysüz, çıplak ve kördür. Gözler 6. gün açılır.İnanılmaz bir hızda büyüyen yavrular  28. günlerinde yuvayı terk edecek duruma gelirler. 5-6 haftalıkken kanat ve kuyruk tüyleri gelişimlerini tamamlar, uçmaya ve kendi başlarına beslenmeye başlarlar. Bu dönemde yavru yemi kullanmanızda fayda vardır.
Ömürleri ortalama 7-10 yıl kadardır. Ömürleri bakım ve beslenme şartları ve stres faktörleriyle alakalı olarak artabilir yada azalabilir.

Yeni yavru alırken : Yavru bir muhabbet kuşu almadan önce bazı şeylere dikkat etmeniz gerekir. Önce kaç yavru alacağınıza ve bunların cinsiyetlerinin ne olacağına karar vermelisiniz. Tabi sonrada nereden bu yavruları temin edeceğinize, sağlıklı yavruları nereden alabileceğinize karar vermelisiniz. Önce sağlıklı bir yavrunun nasıl olması gerektiğini öğrenmeniz lazım. Sağlıklı bir yavrunun tüyleri parlak ve vücuduna yapışık (kabarık değil) kakası ne sert nede yumuşak sürekli hareket eden öten ve yerinde duramayan bir davranış tarzı olmalı. vücudunun herhangi bir yerinde tüy dökülmesi olmamalı ve burnu akmamalıdır. Bütün bunları dikkate alarak yavruları alabileceğiniz bir kuşçuya yada tanıdığınız yavrusu olan bir arkadaşınıza gidebilirsiniz.  

Sıra kafeste : Yavrunuzun yaşayacağı ev olan kafesi alırken mutlaka yavrunun rahat hareket edebileceği genişlik ve büyüklükte olmasına dikkat etmeniz gerekir. Özellikle kafes içine yavrunuzun oyuncaklarını koyduktan sonra yavruya ne kadarlık bir dolaşma alanı kaldığına ve bu alan içinde kanatlarını rahat bir şekilde hareket ettirip ettiremediğine dikkat etmelisiniz. Kafesine koyacağınız oyuncakların ve tüneklerin temiz olmasına özen göstermelisiniz. Sağlıklı bir kuşunuzun olması için kafesin zeminine kuş kumunu ve tüneklerine de tünek zımparasını takmalısınız. Tabi ki Yavrunuzun kalsyum ihtiyacını karşılarken gagasının da bakımını yapan gaga taşını da unutmayacaksınız.    

Mama ve su : Öncelikle yavrunuzu iyi kalitede kabuklu yem vermelisiniz. Çünkü yemle alması gereken vitaminler sadece kabuklu yemlerde bolca bulunur. Vereceğiniz su ise taze,temiz ve ılık içme suyu olmalıdır.

Bakımları : Yavrunuzun düzenli olarak bakımını yapmanız gerekir. Düzenli olarak yavru sayınıza bağlı olarak kafesini temizlemelisiniz. Gagasının fazla uzayıp uzamadığını kontrol etmekte sizini işleriniz arasındadır tabi ki  Kuşunuzun düzenli olarak tırnaklarının uzayıp uzamadığını da kontrol etmelisiniz. Özellikle fazla uzun tırnaklar onun perdeye asılı kalmasına ve ayaklarında kırılmalara dahi neden olabileceğini unutmamalısınız. Gagasının uzamasını kontrol altına almak için dil balığı kemiği ve tırnak uzamalarını kontrol altına almak için de tünek zımparası kullanmanızda fayda var.

Yumurtlama zamanı : Kafesinizde mutlaka bir folluğun bulunmasına dikkat edin çünkü yumurtlama dönemlerinde yumurtalarını bu folluklara yapacaklardır. ayrıca hemen belirtelim ki bu yumurtaları mümkün olduğu kadar ellememeye dikkat edin çünkü anne kuşunuz sizin zannettiğinizden daha çok kıskanç olabilir ve bir gün bu yumurtaları folluktan dışarı attığını görebilirsiniz. Bu dönemde annenin beslenmesine dikkat etmelisiniz. Veterinerinizin önerisine göre antibiyotik veya vitamin takviyesinde bulunmanız gerekebilir.

HASTALIKLARI

        Muhabbet kuşları oldukça hastalıklara karşı hassastırlar. Çok kolay hasta olurlar ve oldukça zor iyileşirler. Kuşunuz hasta olduğunu ishal yada kabız olmasından, Tüylerinin kabarmasından,yemek yememesinden yada hapşırmasından anlayabilirsiniz. Önemli olan her şeyde olduğu gibi uygun tedaviye erken başlamaktır.

Kusma : Kusma bir hastalık değildir. Kusma bazı hastalıkların bir belirtisi olarak ortaya çıkar. O yüzden kusma oldukça önemli bir belirtidir.Muhabbet kuşlarında oldukça sık görülen kusma bazen eş istemenin de bir belirtisi olabilmektedir. Kuşlarda tifoda ecoli enfeksiyonlarında sindirim sistemi rahatsızlıklarında da sıkça kusmaya rastlanır. Kusmanın tedavisini mutlaka bir veteriner hekimin kontrolünde yapılması gerekir. Genellikle eş isteyen kuşlar aynanın karşısına geçerek kusarlar.

İshal   :  Kuşunuzun ishal olması mikrobik bir olay olarak değerlendirilir ve yine sebepleri altında pek çok hastalık yatar. ecoli enfeksiyonlar tifo ve sindirim sistemi rahatsızlığında bazen solunum sistemi rahatsızlıklarında da ishal görülebilir. Muhabbet kuşları oldukça hassas olduklarından stres faktörleri de onlarda çoğu zaman ishal yapar.

Tüylerin kabartılması : Muhabbet kuşları hava akımlarına karşı oldukça hassastırlar. en ufak bir hava akımında çok kolay hasta olurlar. Ateşli hastalıklarda özellikle tüylerini kabartarak vücut ısılarını dengelemeye çalışırlar. Böyle durumlarda yapılan en büyük yanlışlardan biri de kuşa aspirin içirilmesidir. Yapılacak doğru hareketse hemen veteriner hekime müracaat etmektir.

Nezle  : Çoğu kişi her burun akıntısını nezle yada astım olarak değerlendirir.Oysa durum bunlardan çok daha farklı bir sebebe dayanabilir. Kuşlarda burun akıntısı nezlede astımda yada solunum yollarının herhangi bir yerindeki iltihaplanmadan kaynaklanıyor olabilir. Bunun nedenini iyi düşünüp uygun tedaviyi yapmak en doğrusudur.

Kaşıntılar  : Kuşunuzun kaşıntısı pek çok sebebe dayalı olabilir. Öncelikle Kuşunuzda dış parazit adını verdiğimiz bit yada pirelerin bulunup bulunmadığını kontrol etmelisiniz . Özellikle kanat içlerinde ve bacak aralarında tüylerini aralayarak yapacağınız basit bir kontrol size bu konuda bir fikir verebilir. kuşunuzda dış parazit olmadığı halde hala kaşınıyorsa bunun nedeni mantar enfeksiyonları, karaciğer yağlanmaları yada gıdaya bağlı alerjiler veya bir böcek ısırmasına karşı şekillenen alerjik olaylar hatta evde kullandığınız parfümlere bağlı şekillenebilen alerjiler dahi olabilir.

Tümörler ve kistler : Kuşlarda tümörler ve kistler oldukça sık rastlanan bir durumdur. Erken yapılan müdahalelerde bunlar çok kolay tedavi olunabilirken gecikmiş olaylarda durum hiçte hoş değildir. Özellikle tüylerde şekillenen tümörler ve bağırsak tümörlerine çok sık rastlanır. Hatta bu tümörler çoğu zaman yumurtanın karın boşluğunda kalması ile sıkça karıştırılır.

Yaralanmalar kırıklar-çıkıklar  : Kuşlarda yaralanmalar çoğu zaman fark edilmeden üstlerine basılması kapı aralıklarına sıkışmaları yada perdeye konduklarında tırnaklarının perdeye takılı kalması sonucu oluşur. Bazen elektrik çarpmaları yada gaga ve tırnağını keserken uygun yerden kesilmemesi sonucu da şekillenebilir. Zaman geçirmeden veteriner hekime kuşunuzu götürmek onun hayatını kurtaracağını unutmayınız.