ÇİKOLATA VE KÖPEĞİNİZ

Köpeklere çikolata ve çikolata içeren şekerlemelerinin verilmeme nedeninin başında onların şeker hastalığına karşı korunması amacı yatar. Oysa köpeğiniz için zararlı olan çikolatanın tamamı değil çikolatanın içinde bulunan KAFEİN ve THEOBROMİN  adı verilen toksik maddelerdir. Özellikle hassas ırklarda görülen çikolata zehirlenmesinin nedeni theobromin’in kendisidir. Bu madde acı çikolatada 15 mg/g; sütlü çikolatada ise 1,5 mg/g oranında bulunur ve bazı durumlarda theobromin tedavi amacıyla hekimlikte kullanılır ki bu durumda tedavi amacıyla verilmesi gereken miktar 20 mg/kg dır. oysa aynı madde 200 mg/kg dozda alındığında öldürücü olabilmektedir.

%0,2 oranında theobromin cacao ürünlerinin kullanıldığı ticari mamaların yenmesini takip eden 1-2 gün içinde bazı ölüm olaylarının görüldüğü rapor edilmiştir. Bazı durumlarda belirtiler gıda alındıktan 8 saat sonra ortaya çıkar ve ölümler gıda alındıktan 12-24 saat sonra şekillenir köpeklerde bazen kalp kasının sertleşmesi sonucunda kalp yetmezliği belirtileri ,kalp ritim bozuklukları, susuzluk, ishal, idrar tutamama, sinirlilik, klonik kas spazmı, uykusuzluk, titreme ve koma ortaya çıkabilir.

 

KÖPEK ve KEDİ BESLEMEDE GENEL YAKLAŞIM

KÖPEK ve KEDİ BESLEME

Tüm diğer bilimsel konularda olduğu gibi kedi ve köpek beslemeyle ilgili önemli gelişmeler yirminci yüzyılda, özellikle de yirminci yüzyılın ikinci yarısında olmuştur. Kedi ve köpek beslemeye olan ilginin artışında insanların yaşam tarzlarındaki değişmeler ve Dünya’ya bakış açısında ortaya çıkan farklılıklar da etkili olmuştur. Ayrıca, çekirdek aile sayısındaki artışlar, yazılı ve görsel iletişim araçlarındaki sürat ve yaygınlık, ailelerin kültür ve sosyo-ekonomik düzeylerindeki dikkati çeken iyileşmeler olumlu katkı yapmıştır. Tüm bu sayılanlardan daha önemli olmak üzere hastalıkların önlenmesi ve sağıltımında ortaya konulan gelişmeler, bilimsel yöntemlerle üretilen dengeli ve sağlıklı, ticari karma yemlerde bu gelişmede etkili olmuştur. Ayrıca, bazı resmi ve özel kuruluşların profesyonel bir yaklaşımla vermeye başladıkları eğitimin de buna kalkışı vardır. Geniş halk kitlelerinin hayvan haklarım benimsemesi ve bunları gelişmişliğin bir göstergesi olarak ortaya koyup, uluslararası platformlarda savunması, yalnız kedi ve köpeğin değil tüm diğer hayvanların da en azından türlerinin korunması bakımından olumlu yaklaşımlardır,

Bu değişmelere koşut olarak Türkiye’de de son on yıl içersinde kedi ve özellikle de köpek sayısında dikkati çeken artışlar meydana gelmiştir. Büyük illerde özel veteriner kliniklerin hızla arttığı, köpek, kedi satan marketlere ve dergılere ılgının arttığı görülmektedir. Türkiye’de 1997 yılı içersinne köpek ve kedi yemi, aşısı ve aksesuarı ithali için ödenen paranın 12 milyon ABD dolarım aşması konun boyutlarım ortaya koyması bakımından çarpıcıdır.

Tüm bu gelişmelerin Türkiye’de sağlıklı bir biçimde olduğunu söylemek de olası değildir. Sertifikalı, annesi babası bilinen saf ırkların üretimi yerine tesadüfi çiftleştirmelerle elde edilen yavrular elden ele dolaşmaktadır.

Bu arada bütün Dünya’nın yakından tanıdığı sadık bir dost ve bir görev hayvanı olan Sivas Kangal köpeğinin üretimi meraklı özel kişi ve kuruluşların yanı sıra üniversitelerde, Silahlı Kuvvetlerde ve Emniyet Kuvvetlerinde ciddi programlar dahilinde yapılmakta olup, önemli sayısal artışlar meydana gelmiştir.

Akbaş ve Kars (Şark) Çoban Köpekleri ve benzeri diğer yerli köpek ırklarımızın da aynı ilgiyi görmesi ümit edilmektedir.

Ankara ve Van kedilerine olan ilgi de giderek artmakta olup, üretilmeleri üniversitelerin ve bazı araştırma enstitülerinin programları içersine alınmıştır.

Köpek ve kedi başta olmak üzere pet adı verilen evde beslenen hayvanların sahiplenilmesinde duygusallıktan uzak ve gerçekçi olmak gerekmektedir. Bir diğer ifade ile hayvan sahiplerinin;

1- yaşadıkları yakın çevrenin sağlık ve huzurunun bozulmamasına azami dikkati sarf etmeleri,

2- bedensel ve moral bakımdan kendi sağlıklarına özen göstermeleri,

3- hayvanın hak ve gereksinmelerini bilme ve yerine getirmede titiz olma mecburiyetleri vardır.

Ayrıca unutulmamalıdır ki hayvanlar hep genç ve sağlıklı kalmazlar. Onlarında canlı oldukları, bir diğer ifade ile hastalanabilecekleri ve yaşlanacakları bilinmelidir. Gerçek hayvan sevgisi de böyle zamanlarda ortaya çıkmaktadır.

VET & PET

“Vet”, Batı dillerinde veteriner hekimin kısa yazılımı ve konuşma dilinde ki ifadesidir. “Pet”, elin baş ve boyundan başlayarak dolaştırılması, temas ederek sevmek anlamında ingilizce bir kelimedir. Evde beslenen tüm hayvanlar dokunularak sevilmeseler bile, köpek ve kedi böyle sevildiği için, evde bakılan bütün hayvanlar için “pet” kelımesi kullanılmakta olup, kısa ve kolay olduğu için dılımize de girmiştir. Bu grupta başta köpek ve kedi olmak üzere, koyun, keçi, maymun, tavuk, tavşan, kobay , hamster,  fare, midilli atı, ve akvaryum balıkları ile kuşlar yer almaktadır. Meraklıları tarafından yılan, akrep, örümcek, vb de evde beslenmekle birlikte, bunların sayışı son derece azdır.

Neden Kedi ve Köpek Besleniyor ?

Aslında maymunlar zeki ve etkileyici olmalarının yanı sıra kedi ve köpek kadar da sevilen hayvanlardır, insanlar köpek ve kediye yönelırken niçin bu hayvanların dostluğundan uzaklaşmışlardır ? Geçmişte toplumun üst sınıflarının pet olarak maymun beslediklerine ilişkin belgeler mevcuttur.Günumüzde ise insanların pet olarak ilgi duydukları hayvan türünün basında köpekler gelmektedir. Batı ülkelennde hala köpeklere uzak duran ve pet olarak domuz, maymun, koyun, at, keçi ve inek besleyen insanlar bulunmakla birlikte, bunların sayışı fazla değildir.

Köpek ve kedi ne kadar yaygındır? ingiltere ‘de evlerin % 24 ‘ünde köpek ve % 20’sınde kedi mevcutken muhabbet kuşu ancak % 6 kadardır. Arkeologlar kurtların ilk evcılleştinlen hayvanlardan olduğunu ve bunun da yaklaşık olarak 14 bin yıl önce meydana geldiğin! ifade etmektedirler. insanların hayatta kalabilme rnücadelesinde hayvanların katkısının önemli rolü olmuştur. Bu yakın ilişkide; insanların yerleşik yaşam tarzım seçmeleri île sofra artıklarım, yiyecek parçalarım ve kemikleri kurtlara ver-
meleri bir başlangıç oluşturmuştur. Kurtlar bu yolla bir kısım gereksinimlerim kolaylıkla sağlamışlardır.

Köpeğin yaşamımıza girmesindeki en önemli nokta; bu hayvanın doğru yer ve zamanda, diğer evcil hayvanlarda olduğu gibi, insanın yakımnda bulunmasından kaynaklanmıştır.

Vücut büyüklüğü, pet olarak köpeğin bu kadar yaygın yetiştirilmesinin bir diğer önemli nedenidir, Köpekler geniş bir yelpaze içersinde dağılım gösteren vücut büyükiüğüne sahiptirler. Bu dağılım içersinde büyük ırk köpekler, örneğin irlanda kurt köpeği bile insanlarla yakın iletişim kurabilmektedir.

Köpeklerin iyi eğitilebilir olmaları, tercih edilmelerinim bir başka nedenidir ve eğitimleri yalnız yeme, içme, dışkılama ve idrarlarım yapmayla da sınırlı değildir. Bekçilik, av, yarış, görme özürlülere yardımcı olma, bomba, mayın, uyuşturucu, enkaz altında kalanları arama, kızak ile yük çekme ve kurtarma faaliyetlerine katılma için de köpekler son derece güvenilir bir tarzda yetiştirilebilir.

Sonuç olarak insanlar ilgileri ve olanakları çerçevesinde farklı büyüklükte, değişik davranış özelliklerine sahip köpekleri değişik amaçlar için seçebilme, onları bakıp, büyütebilme şansına sahiptirler.

Kediler tüm ırklar dikkate alındığında ve köpeklerle karşılaştırıldığında, birbirine oldukça yakın vücut büyüklüğüne sahip hayvanlardır.

insanların tüylü, sıcak varlıkları sevmeleri de köpek ve kediye yönelmelerinde önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca yaşlı insanlar onları çocukları yerine koymaktadır. Daha genç insanlar ise, dostluğu, güveni ve vefayı buldukları için hayatlarım bu hayvanlarla paylaşmayı tercih etmektedirler.

Hamster ve fareler çok küçük ev hayvanlar olup, kafesleri dışında bakılamazlar. Kafesten çıkartılacak olurlarsa da ezilebilir, kaybolabilir ya da diğer hayvanlara yem olabilirler.

Bu yazı ; Prof.dr.Ahmet ergün ve doç.dr.Ö.Hakan Muğlalının kedi ve köpek besleme besleme hastalıkları ve klinik besleme kitabından alınmıştır.

 

Apartman dairelerinde hayvan besleme

Apartmanda köpek beslenmesi ile ilgili malesef istenmeyen durumlar ortaya çıkıyor. Yönetim kararı değil de apartman yönetmeliğinde “evcil hayvan beslenememesi” ibaresi var mıydı?

Aşağıda emsal bir mahkeme kararı var. Fikriniz olsun diye yolluyorum. Ayrıca hayvan hakları yasa tasarısı iç işleri komisyonunda ve rapor verilmiş haberi geldi. Fakat dikkatinizi çekmek istediğim konu, uzun zamandır tartışılan yasa tasarısındaki eksik ve suistimale açık maddeler. Bu konu ile ilgili çalışmalar devam ediyor. İdeal bir yasa tasarısının TBMM’den geçmesi apartman dairelerinde hayvan besleyen kişileri de rahatlatacaktır.

——————————
ÖRNEK MAHKEME

Mersin’de ikamet eden Veteriner Hekim Tandan Emek, 2001 senesinde köpeğinin havlaması yüzünden mahkemeye verildiği halde davayı kazanmıştır. Bu veteriner hekimle yapılan kişisel görüşme sonucu, evdeki hayvandan şikayetçi birisi tarafından mahkemeye verilme durumunda uygulanabilecek savunma metotları ile ilgili bilgiler aşağıdadır:

Adana 2. idare mahkemesi
Dosya no: 2001/761 E.

Kurgu: Şikayetçi apartman sakini köpeğinin çok havladığını bahane ederek köpek sahibini Cevre İl Müdürlüğü’ne şikayet eder. Köpek sahibine köpeği uzaklaştırması için uyarı gelir. Köpek uzaklaştırılmazsa para cezası gelir. Ancak eğer ses ölçümü yapılmamışsa bu cezanın hiçbir geçerliliği yoktur, sakın ÖDEMEYİN.

**Öncelikle apartman yönetim planı iyi okunmalı. “Apartman yönetim planı” apartmanın inşası bittikten sonra yapılan ilk toplantıda yapılır. Yani apartman kaç yıl önce inşa edildiyse, o ilk toplantıda “evcil hayvan beslenemez” diye bir karar yönetim planına konulmuş ve kat sahipleri tarafından imzalanmışsa yapılabilecek fazla bir şey yoktur. Sonradan konulan kararların (şikayet öncesi-sonrası) hükmü yoktur.

**Ancak bu karar şikayetçi olunduktan sonra kondu ise şikayetin hiçbir geçerliliği yoktur, dava ilk celsede usul aykırılığı sebebiyle ret olunur. Bu durumda şikayetçi olanın yeniden dava açması gerekir (eğer yeniden para ödemeyi göze alıyorsa).

Aşağıda sıralananlar, apartman yönetim planında böyle yazılı bir madde olmaması halinde yapılacaklardır. Buradaki en önemli nokta, şikayet sahibinin şikayetinin tamamen SÜBJEKTİF olduğunun ispatına çalışmaktır:

(1) Temel itaat eğitimi aldığına dair rapor alınır (veterinerler verebilir belki). Köpeğin temel komutlara uyduğunu ve başına buyruk hareket etmediğini ispat etme amaçlı.

(2) Köpekten rahatsız olmayan apartman sakinlerinin beyanları alınır. Örnek:
Su apartmanın su no’lu dairesinde oturan Falanca Dedik’in köpeğinin bu apartmanda   oturması bizi hiçbir şekilde rahatsız etmemektedir. Şikayetçi değiliz.
Toplu imza Muhtardan imza sahiplerinin o apartmanda oturduklarına dair onay.

(3) Mahkemede Savunma: Eğer o apartmanda köpekle beraber eskiden beri oturuluyor ve şikayet son zamanlarda yapılıyorsa, o zaman niye simdi şikayet ediyor? Şikayet sahibinin köpeği bir şekilde taciz ederek havlamasına sebep olduğu söylenebilir. Mesela o dairenin önünden geçerken kapıya vurma, veya üst kattan ayağını yere vurarak gurultu yapma yoluyla köpeğin havlamasını sağlama. Bunların elle tutulur bir kanıtla belgelenmesi gerekmiyor, “ben şahidim” demek bile savunma sayılıyor.

(4) Cevre İl Müdürlüğü’nden gurultu seviyesinin tespiti (fiyatı 20-25 milyon civarı). Yani kendi evindeki köpeğin çıkardığı sesin kamuyu rahatsız edip etmediğinin tespiti. Ses tespiti “desibel” olarak yapılıyor. Bumda birkaç önemli nokta var:

  1. a) Ses tespiti mikrofonu köpeğin ağzına  dayayarak yapılmaz. Şikayetçi olan kişinin evinden, yani başka bir daireden yapılır. Ayrıca tek bir kere köpeğin yüksek sesle “hav” demesi, ölçüm için yeterli değildir. Bu isin usulü, MÜHÜRLÜ bir teyp kullanılarak şikayetçi kişinin evinden en az bir gün boyunca sürekli ölçüm yapılmasıdır. Çünkü gurultu kirliliği, “SÜREKLİ ve belli bir düzeyin üzerinde olduğunun tespiti” demektir. Bu konuda ısrar etme
    hakkına sahipsiniz.

    b) Genel çevrenin ses düzeyini de muhakkak ölçtürüyorsunuz.Eğer genel çevrenin ses düzeyi köpeğinkine çok yakınsa köpeği savunma hakkınız doğuyor. Örneğin genel çevrenin sesi 70 desibel çıktı, köpeğinki 75 çıktıysa şu şekilde bir savunma yapılabilir: ‘Arada çok az fark var, veya hiç yok, nasıl oluyor da köpeğin sesi bu genel ses düzeyi içinde rahatsız edici boyutlara ulaşabiliyor?’ İsin asli, hemen hemen hiçbir köpek gün boyunca yüksek sesle havlamaz, dolayısıyla hayvanin sesi çoğunlukla cevre ses düzeyinin altında kalır. Rahatsız edici ses siniri, kanunlara göre 120 desibelden baslar, bu da yaklaşık 3-4 otomatik yer kazma aletinin ayni anda çıkardığı sese denk gelir ki hiçbir köpek bu sesi çıkaramaz. Yani kanunlar gereği, gurultu sebebiyle hiçbir köpek evden atılamaz.

  2. c) Diğer bir savunma yöntemi: Eğer apartmanda başka havlayan köpek varsa haliyle köpekler haberleşmek için havlayacaklardır. Bundan doğal birsek yoktur, bu köpeğin içgüdüsel bir davranışıdır. Bu durumda neden benim köpeğim şikayet konusu oluyor da diğeri olmuyor? (Bu savunma tamamen şikayet sahibinin taraflı davrandığının ispatına yönelik kullanılabilir).

    d) Köpeğin sesi ciddi boyutlardaysa, ama ses tespiti yapılmamışsa eğer, şikayet sahibinin elinde hiçbir delil yok demektir. O zaman savunmada “Neden ses tespiti yapılmadan şikayet ediyor? Gürültülü olduğu nereden belli?” denilebilir.

    (5) Köpek sahibinin kusuru olmadığının ispati da gerekli. Yani köpek sahibi olarak ben köpeğimi balkona mi kıtlıyorum? Ya da aç mi bırakıyorum? Köpeğimin havlaması için herhangi bir neden yaratmadığımı ispat edersem eğer, bu durumda tek ihtimal (köpek temel itaat eğitimi de aldığına göre) bir başkasının köpeğin havlamasına sebep olduğudur. Mesela kapıya vurup taciz ederek (3), veya apartmanda başka köpek varsa (4c). Bu beyanı da veteriner hekim ya da yakın bir komşu rahatlıkla verebilir.

    Tandan beyin ısrarla üzerinde durduğu üç nokta:

    **Şikayet sahibinin SÜBJEKTİF olduğunun ispatına yönelik her turlu savunma ise yarar.
    **Yasal belge olmadan (mahkeme emri) hiç kimsenin eve gelip hayvanin sesini ölçemez. Bunun için de sık ayet sahibinin dava açmış olması gerekir.
    **Eğer bilimsel bir ses olcumu yapılmamışsa verilen para cezasının hiçbir anlamı yoktur, tamamen geçersizdir.

    Simdi bir de veteriner hekimin (Tandan bey) başından gecen olayı tam olarak anlatalım:

    Köpeği çok havladığı için şikayet edilmiş. Ses ölçümcüler gelmiş, hayvanin sesini ağzına mikrofonu dayayarak ölçmüşler (ki bu tamamen yasa dışı, mahkeme emri olmadan kimse evinize girme hakkına sahip değildir, bunu kesinlikle unutmayın!). Hayvan da havlamış tabii garip alete. Tandan Bey hiç sesini çıkarmamış. Ama tutanağa hayvanin sesinin ölçüldüğü mesafeyi (10-20 cm gibi) isletmiş!.. Ayrıca cevre ses düzeyini de oracıkta ölçtürerek tutanağa isletmiş. Daha sonra mahkemede gerektiği gibi olcum yapılmadığını
    kolayca ispat edebilmiş.
    Tekrar ölçmeye geldiklerinde ise şikayet sahibinin evine mühürlü teyp koydurup gün boyunca hayvanin sesini ölçtürmüş. Ayrıca yukarıdaki maddelerin de çoğunu yapmış. Ve sonuçta hayvanin gurultu kirliliği yaratmadığı ortaya çıkmış. Davayı kazanmış. Simdi havlayan, ama yeterince yüksek havlamayan, uslu köpeğini istediği gibi apartmanda besleyebilecek.. Apartmandaki herkes köpeği sevdiğinden ve “şikayetçi değilim” dilekçesi verdiğinden asla yönetim planında “köpek beslenemez” diye bir maddeyi imzalamayacaklar.

KEDİ VE KÖPEKLERDE DERİ PROBLEMLERİ

kedi ve köpeklerde tüy dökülmeleri
Kedi ve köpeklerde en çok karşılaşılan ve en çok tekrar eden hastalıklar deri ve deriye bağlı tüylerle alakalı hastalıklardır.

Bu hastalıkların hem teşhisi hemde tedavisinde en önemli unusr hasta sahibinin veteriner hekime verdiği bilgilerdir. o yüzden veteriner hekime gitmeden önce bu yazıyı mutlaka okuyun ve kendinize göre bazı notlar alın.

Öncelikle kıl dökülmeleriyle alakalı bir surununuz varsa bunun
1-  mevsimsel
2 – çevre ısısının artmasına yada azalması
3 – Besleme şeklinizl
4 – Hormonal
5- Çevresel faktörler
6 – Genetik yatkınlık
7 – Hastalık
gibi sebeplerden kaynaklanabileceğini bilin.

Kedi veya köpeğinizin ilk bahar ve son baharda kıllarında dökülmeler olabileceğini unutmayın.  mevsimsel olan bu bdökülmeler kılların dökülüp yeniden çıkmalarına neden olur. bunda temel faktör ışıktır. ilk baharla beraber bulunduğunuz bölge daha fazla güneş ışığına maruz kalır ve buda kedi veya köpeğinizde tüy yenilenmesini tetikleyebilir.
Tüylerde uzama sürekli olmaz dönemsel olarak olur kedilerde uzama günlük 0,3 mm iken köpeklerde bu dırklara göre daha değişkendir. (0,04-0,71 mm/gün)
Bazı hormonlar kıl büyümesini artırabilir yada azaltabilmektedir(tiroit ve krotizonlar gibi)

Deri problemlerinin en başında beslenmeyle alakalı sorunlar gelir.
1-deride problemlere neden olan hypotiroidizim iyot eksikliğinden yada bazı yenen gıdaların iyotun vucud tarafından kullanılmasını engellemesiyle oluşur.
2- Dengesiz bitkisel diyetler Zn(çinko) eksikliğine neden olur ki Sibirya haskileriyle alaska malamutlarında bu oldukça yaygındır
3-İnsan gıdasıyla beslenen kedilerde temel yağ asitleri eksikliği oldukça yaygındır ki buda deride pullanma,  kepeklenme, tüy dökülmeleri ve deride kurulukla seyreder.
4-Alınan gıdalardaki biyotinin az olması veya omega3 gibi esansiyel yağların azlığı sistemik tüy dökülmelerine neden olabilir. özellikle vucudun genelinde meydana gelen ve bölgesel olarak bir anlam ifade etmeyen tüy dökülmelerinde bu durumu dikkate almak gerekir.

Mevsimler ve çevre
1-Doberman pincher ve boxer cinsi köpeklerde ilk ve son baharda mevsimsel yaygın karın duvarı alopesisi yaygın olarak görülür.
2-Hijyenin kötü olduğu toprakla temasın fazla olduğu barınaklarda yaşayan köpeklerde kancalı kurtlar yaygındır.
3-beyaz yüzlü ve beyaz kulaklı kedi ve köpeklerde squmoz hücre kanseri daha yaygındır.
4- yine mezsime bağlı olarak bazı kedi ve köpeklerde polen alerjileri görülür.
5-kedi ve köpeklerde sık görülen kalıcı tüy dökülmeleridir. bunun nedeni bazen doğal olmayan ortamlarda yaşamak olabilir. özellikle ısı ve ışığın az değiştiği ortamlarda sıkça görülebilir.
6- Strese bağlı olarakda bazen tüy dökülmeleri meydana gelebilir. özellikle sahip değişklikleri yada yeni bir eve taşınmak gibi. yine kızgınlık dönemlerine girerken yada çıkarken tüy dökülmeleri olabilir.
7- Bazan travmalara bağlı tüy dökülmeleri olabilir.
8- yara enfeksiyonlarında yada mentar enfeksiyonlarında hatta bit pire gibi ektoparaziter hastalıklardada tüy dökülmeleri olabilir.

Görüldüğü gibi deri problemlerinin pek çok nedeni vardır ve bu nedenlerden hangisinin problemin gerçek sebebi olduğunu bulmak oldukça düşündürücüdür. o yüzden veteriner hekiminize gitmeden önce hastalığın ilk görüldüğü zamanı görülme sıklığını besleme şeklinizi sizin ve dostunuzun hayatında bir değişiklik olup olmadığını mutlaka bir kağıda not alarak hekiminize öyle gidin.

Bütün bunlara dikate alındığında hasta sahiplerinin genel kanısı ister kedi olsun ister köpek tüy dökülmesi sorunlarının oldukça yaygın olduğudur. Veteriner hekimlere göreyse hasta sahiplerinin yaptığı tüy dökülmesi şikayetlerinin altında en çok stres ve dengesiz beslenme yada vitamin,mineral madde eksikliği yatar.

İşin son noktası unutmayınız ki sizin saçlarınız nasıl dökülüyorsa ve bunu normal kabul edebiliyorsanız. düşük miktarda kabul edilebilir sınırlar içindeki tüy dökülmeleride fizyolojik kabul edilir. Tabi burda Sorun nekadarlık tüy dökülmesin normal kabul edileceğidir. Bundada kararı veteriner hekiminize bırakınız. çünkü o petinizin cinsine göre normal kabul edilebilecek tüy dökülme miktarını herkesten daha iyi bilir ve bu konuda sizi en doğru şekilde aydınlatacaktır.

YAVRU KEDİLERİN BESLENMESİ

Yeni doğan kedi yavruları kör ve sağırdır. Gözler  9-15 günlükken açılır. Gözler açıldıktan 1 hafta sonra gerçek anlamda görmeye başlarlar. Bu süre içinde iç kulaklarda oluşumunu tamamlayarak kulak ses kanalları açılır, yavrular böylece sesleri de algılamaya başlarlar.

Yeni doğan yavrularda ilk 2 gün anne sütü çok önemlidir. ” Ağız sütü ” olarak bilinen colostrum,
birçok hastalığa karşı hazır antikorları ihtiva eder ve savunma sistemi henüz çalışmaya başlamamış olan yavrular için bu dönemde hastalıklara karşı direnç sağlar.

Yavrular, en hızlı gelişme gösterdikleri  bu dönem içinde zamanlarını, belli periyotlarla annelerinden süt emerek ve uyuyarak geçirirler. Gelişmenin çok hızlı olduğu bu dönemde uykunun önemi beslenme kadar büyüktür. Uygun ortamın sağlanması  ve süt veren annenin enerji gereksinimi göz önünde bulundurularak rasyonun 3 katına çıkarılması, Ca (Kalsiyum) takviyesi yapılması gerekir.

 İkinci haftalarını tamamlayan yavrular emekleyerek yürümeye başlarlar ve tuvaletlerini yuvalarının yakın çevresine yaparlar. Bu dönemde tırnaklar uzayıp sivri bir hal aldığı için annenin meme derisini zedeleyebilir ve anne bu durumdan rahatsız olur.Tırnakların uçlarının kesilip kütleştirilmesi gerekir. Bu işlem özel tırnak makaslarıyla, canlı dokuya zarar vermeden hassasiyetle yapılmalıdır.

Yavrular 4 haftalık  olana kadar vücut ısılarını tam olarak regüle  edemezler. Bu yüzden dış çevrenin sıcaklık değişimlerinden etkilenirler. Isı, özellikle ilk 2 hafta hayati öneme sahiptir. Vücut ısılarını korumak için yavrular birbirlerinin ve annelerinin vücut ısılarından faydalanırlar. Ortam ısısının  30 ‘C  ‘de tutulması ve haftalık  2-3 ‘C  ‘lik düşüşlerle normal oda sıcaklığına ulaşılması yavruların sağlıklı gelişimi için faydalı olacaktır.

5 haftalık olduklarında artık sütten kesilip özel hazırlanmış mamalara geçilmelidir. Veteriner Hekiminizin tavsiye edeceği yavrular için özel formüle edilmiş konserve ve kuru mamaları tarif edildiği gibi kullanmanız sizlere avantaj ve  kolaylık sağlayacaktır. Bu mamalar yavrunun sağlıklı gelişimi için gerekli tüm besin maddelerini ihtiyacı oranında ihtiva eder. Bu tür rasyonları evde hazırlamak zahmetli olacağı gibi istenilen değerleri de ayarlamak oldukça güçtür. Evde hazırlanacak rasyon mümkün olduğunca yavruların gelişimi için gerekli besin maddelerini çeşit ve miktar olarak içermelidir ;

Süt den keserken ilk verilecek mamanın lapa tarzında yumuşak olması gerekir. Aksi taktirde yavrular kabız olabilir. Bebekler için mama yapmak da kullanılan protein+mineral takviyeli bisküvi veya eczanelerde satılan özel hazırlanmış, takviyeli bebek mamaları sütle karıştırılarak lapa tarzında yavruların mama kaplarına konularak verilebilir. Bu dönemde gerek verilen mamanın, gerek mama kaplarının çok temiz olmasına özen gösterilir. Besinler de taze olmalıdır. Daha sonra protein olarak taze yağsız eti çok ince kıyıp verebilirsiniz. Nişasta ve nişastalı besinler iyice pişirilmelidir. ıyi pişmiş pirinç güzel bir besindir. Az pişmiş sebzeler de verilebilir. Sebzeler hazırlanmadan önce iyice yıkanmalıdır. Unutulmamalıdır ki çok hızlı büyüyen yavruların sağlıklı bir iskelet yapısına sahip olabilmeleri ve gelişimlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri için Ca ( Kalsiyum ) ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamaları gerekir. Evde hazırlanan rasyonlara takviye olarak Ca eklenmelidir.

Yavruların enerji gereksinimi, erginlere oranla kg. başına  2-4 katı daha fazladır.

Yavrular 6 aylık olana kadar günlük mama miktarı  3-4 öğüne, 6 aylık dan 12 aylığa kadar olan süre içinde de günlük mama miktarı 2 öğüne bölünerek verilmelidir. Zamanla büyüme takip edilerek günlük mama miktarı büyüme oranında arttırılmalıdır.

Yavru kediler 8 haftalık olduklarında kendileri için hayati tehlike oluşturan enfeksiyonlara karşı aşılanmaya başlanmalıdır. Anneden geçmesi olası parazitler için tedavi yapıldıktan sonra Veteriner Hekiminiz tarafından hazırlanan aşı programına tam olarak uyum

yavrunun sağlıklı gelişimi için şarttır.

OLGUN KEDİLERİN BESLENMESİ

Olgunlaşan yani bir yaşın üzerinde olan kedilerde bakım ve beslenmede dikkat edilmesi gereken çok önemli noktalar vardır. Çünkü kedinizin beslenme şekli ve mıktarı kedinizin huyu hareketliliği sağlıklı olup olmadığı gibi pek çok kriterle alakalıdır. Öncelikle kedinizi beslerken kedinizin fizyolojik olarak neye ihtiyaç duyduğunu bilmelisiniz .Ülkemizde kedilerimiz ev yemekleriyle gelişigüzel beslendiklereinden genellikle pek çok hastalığa yakalanma risklerini artmakta hatta geri dönüşümü oldukça zor hastalıklara neden olmaktadır. o yüzden kedinizi beslerken lütfen bazı kriterlere uyun

Öncelikle kedinizin kilosono kontrol edin. Kediniz şayet biraz obez se yani şişmansa ozaman gıdasındaki yağ mıktarını dengeli bir şekilde azaltacak yöntemler denemelisiniz. yine fazla hareketli olan bir kedidede gıdadaki enerji mıktarı yüksek besinler vermelisiniz .Şunuda hemen söylemek gerekirse kediler besinlerinin çoğu hayvansal kökenki almak zorundadırlar ve gıdalarındaki protein oranı köpeklere oranla daha yüksek olmak zorundadır . Evde hazırlayabileceğiniz bir menü

 

Ham Madde Hacim Ağırlık Gram
Pirinç 10 Çorba Kaşığı 70
Yağsız Et 5 Çorba Kaşığı 140
Karaciğer 2 Çorba Kaşığı 30
Kemik Unu 3 Çay Kaşığı 11
Mısır yaği 1 çay Kaşığı 5
Tuz 1/2 Çay Kaşığı 2
PİŞİRİLMESİ  :Pirinç, tuz ve kemik unu içinde 24  Çorba Kaşığı kaynar su bulunankaba konur ağızı kabatılıp 10 dakika hafif ateşte pişirilir.içine yağ ,tuz, et ve karaciğer ilave edilip 10 dakika daha hafif ateşte pişirilir ve soğutmaya bırakılır bu menü 3,8 Kg lık bir kedi için 3 günlük yemek ihtiyacını karşılar ve içinde %31 protein, %41 Yağ ve %28 Me bulunur.Kuşkusuz bu menüye duruma göre vitamin ve mineral madde katmak kedinin şişman yada zayıf oluşuna göre değerlerde azaltma yada artış sağlamak gerekir. Bütün bunlarsa oldukça zor. Günümüzde kedi besleme şekli oldukça profösyonel bir şekil almış artık hazır mamalar vitrinlerde kedinizi bekler olmuştur. Vterinerinizin sizlere önereceği profosyönel mamalarla kedinizi sağlıklı ve dengelibir şekilde beslemeniz hem maliyet açısından hemde zaman açısından tasarruf yapmanızı sağlayacaktır.

Yukardaki menu Prof.Dr.Ahmet ergünün köpek ve kedi besleme adlı kitabından alınmıştır.

BİZ KİMİZ

Bildiğiniz veteriner hekimlerden belkide çok farklı düşünen, olayları farklı yorumlayan, işini,  hayvanları, ve yaşamayı  her şartta sevmesini başarmış biriyiz desek……… ! doğru demiş oluruz……..

Biz mesleğimize 1991 yılından beri aşık olmuş ve her aşkın çilesinin

mutluluk olduğunu bilmiş bir topluluğun parçasıyız. Basından, sansasyönel haberlerden uzak sadece aşkını yaşamayı seçmiş hekimleriz.

Tek ilkemiz hasta sahiplerini değil hastalarımızı mutlu etmek…! Okula girdiğimiz 1986 yılından 1991 yılına kadar hocalarımızdan aldığımız en önemli bilgi bu . Güzel ülkemizin dört bir yanına yayıldık ve her zaman bu bilgiyi yaşayacağımız dostlar aradık, bazen bulduk sevindik bazenda üzüldük. Kimbilir belkide siz de bu bilgiyle yaşamak istersiniz…….!

Dostlarınızla mutlu ve umutlu kalın…..!

Kedilerde Üreme Davranışları

 Kedilerin anöstrusları gün ışığının mevsimsel değişimi ile ilgilidir. Bu olaya “fotoperiyodizm” denmektedir. Çiftleşme olmadığı taktirde dişi kediler reprodüktif mevsim müddedince her 2-3 haftada bir östrus göstermektedirler.

Kuzey yarım kürede bu üreme mevsimi genellikle Ocak’ta dünlerin uzaması ile başlayarak Eylül ayına kadar devam etmektedir. Bu mevsim süresince östrusun süresi ve uzunluğu fertlere göre değişiklik göstermektedir. Çiftleşmesine izin verilen kedilerde her üreme mevsiminde sadece iki östrus periyodu ve bunun sonucu olarak iki yavrulama görülmektedir.

Puberta be seksüel olgunluk Dişi kediler yaklaşık 8 ile 13 aylık iken seksüel olgunluğa ulaşmalarına rağmen, ırklar arasında bu süre oldukça değişkendir. Bazı kedi ırklarında östrus görülme yaşı 3 aylığa kadar görülebilmektedir. Ayrıca uzun tüylü kedi ırklarında 11 aylık iken ( İran kedileri 12-18 aylık yaşa kadar) gözlenen puberta yaşı, kısa tüylü bazı kedi ırklarında ile 9 ayda (siyam kedilerinde ortalama 9 aylık iken) gözenebilir. Dişi kediler en erken 5 aylık, en geç ise 18 aylık yaşta cinsel olgunluğa ulaşmış olmaları gereklidir.

Çevresel faktörler evcil kedilerde puberta yaşına etki etmektedir. Serbest yaşayan kediler saf ırk kedilerden daha erken cinsel olgunluğa ulaşırlar. Kedi yavruları büyük çoğunluğu ilk östruslarını 2.3-2.5 kg vücut ağırlığına ulaştıklarında (ort. 7 aylık) gösterirler. Puberta’nın başlangıcı yavrunun yaşından çok, çiftleşme sezonu ve yavru kedilerin doğdukları zaman ile yakından ilişkilidir. Ekim ile Aralık aylarında doğan yavru kediler birkaç ay sonra başlayacak çiftleşme mevsiminde seksüel olgunluğa ulaşamamış olabilirler.

Erkek kedilerde yaklaşık dişi kediler ile aynı yaşta puberta’ye ulaşırlar. Erkek kedilerde dişilere ilgi, atlama, pelvik itme hareketleri gibi cinsel davranışlar 4 aylıkta başlar iken, spermatogenezis 5 aylığa kadar başlamaz. Seksüel olgunluk yaşı, erkek kedilerde 9 aylık iken (yaklaşık 3.5 kg vücut ağırlığı) gerçekleşir reprodüktif aktivite 14 yaşın üzerinde de devam eder, fakat yetiştirmede kullanılan erkek kediler yanlızca 4-6 yaşa değin kullanılmalıdırlar.

Çiftleşme mevsimi Kuzey yarım kürede, evcil kediler yılda iki kez üreme mevsimi gösterirler. Bunlardan ilki bahar (Ocak ile Mart ayları) diperi ise geç yaz yada erken sonbahar (ağustos ile Ekim) mevsimleridir. Östrusların en yoğun olduğu dönem, kuzey yarım kürede Şubat Mart aylarıdır. Uygun iklim şartlarında yıl boyunca çiftleşmeler gözlenebilir.

Gün ışığının azalmaya başlaması ile beraber gelecek östrusun başlangıcına kadar anöstrus periyoduna girerler. Bazı durumlarda özellikle evde ve sun’i ışık altında bulundurulan kedilerde yıl boyu süren poliöstrik bir aktivite söz konusudur. Bu durum özellikle kısa tüylü kedi ırklarında (özellikle siyam), uzun tüylü kedi ırklarına nazaran daha sık gözlenir. Östrus siklusu Dişi kediler mevsime bağlı poliöstrik ve uyarılmış ovulasyon yapan hayvanlardır. Bunun sonucu olarak reprodüktif sikluslarını büyük ölçüde çiftleşme etkilenmektedir.

Çiftleşmemiş kediler her biri ortalama 7 gün süren, bir seri ovulasyonsuz siklus gösterirler. Kedilerde östrus siklusunun dönemleri genellikle; proöstrus, östrus, metaöstrus ve anöstrus olarak bildirilmektedir.

Metaöstrus, çiftleşme olmadığı taktirde iki östrus periyodu arasındaki “interöstrus” dönemdir. Çiftleşmemiş dişi kediler kontrollü ışık ve ısı altında bir yılda ortalama 13 östrus (4-25 östrus) gösterebilimektedir.

Klink bulgular Proöstrus döneminde; Kedilerde proöstrüs erkek kedi olmazsa anlaşılamaz. Bu dönem klink olarak, dişinin erkeğe cazip geldiği fakat erkeği kabul etmediği bir dönemdir. Dişi kedi başını veya boynunu herşey sürmek eğilimi gösterir ve bu hareketi ilgi artması olarak yorumlanabilir. Bu hareket dişi kedilerin seksüel olarak kabul edici döneme girmesinden önce, 1-3 gün devam eder. Bununla beraber proöstrus çoğu zaman östrus öncesinde fark edilemeyebilir. Bu dönemde idrar yapma sıklığında artış ve erkek kedilerde görülen idrar püskürtme hareketine benzer davranışlar gözenebilir.

Sürekli ses çıkartan dişi kedi lordoz pozisyonundadır. Vulvada ödem yoktur ve köpeklerde gözlenen viginal akıntı görülmez. Östrus döneminde; Kedilerde östrus, çiftleşe dönemi olarak tanımlanır. Dişinin erkeği kabul etmesi ile başlar, çiftleşmeyi reddi ile biter.

Kedilerde östrüs davranışları aniden başlar. Dişinin bağırmaları çok sıklaşır (vokalizasyon) ve sık sık pelvisini yukarıya kaldırarak çiftleşme pozisyonu alır. Bu erkek kedi varlığında daha belirgin görülür. Devamlı gerilme, anorexi gözlenir. Dişi kedi lordoz pozisyonu aldığı zaman kuyruğunu yana atıp arka bacaklar üzerinde durur. Bu durumda erkek kedi dişinin üzerine çıkar ve dişleri ile ensesinden yakalayarak pelvik ileri geri hareketlerle vulvayı arar.

Aşımın başlamasından ortalama ½-7 dakika sonra pelvisinvaginaya girmesi ve ejakulasyon meydana gelir. Ejakulasyon anında dişi kedi yüksek bir sesle bağırmaktadır. Bu bağırmanın vagina duvarı ile serviksin penis üzerindeki çıkıntılar tarafından uyarılması sonucu meydana gelmektedir. Daha sonra dişi erkeği hemen uzaklaştırır ve vulvasını yalayarak kendi çevresinde yuvarlanır. Ortalama 5-20 dakika sonra dişi tekrar çiftleşme pozisyonu alır ve erkeğin aşmasına izin verir. Eğer çift rahatsız edilmez ise 1-2 saat içerisinde 5-7 kez çiftleşme olur.

Bu devrede dişi kedinin perineal bölgesi yavaşça ovulur ve boyun bölgesinden kuyruk köüne kadar sıvazlanırsa kedi sternum üzerine oturur, pelvis yukarı kalkık pozisyonda kuyruğunu yana ve yukarı yönlendirir. Arka ayaklarını uzatır ve pelvik bölge üzerine elle bastırıldığında arka ayaklarını geriye doğru hareket ettirir.

Metaöstrus döneminde; ovulasyon şekillenmeyen (çiftleşme olmamış) bir östrus dönemi sonrası follikuler regresyon periyodudur. Ortalama 21 gğn (14-28 gün) sürer. Seksüel davranışlar kaybolmuştur. Ovulasyonun olduğu fakat gebeliğin oluşmadığı durumlarda yalanı gebelik gözlemlenir ve korpus luteum şekillenir.

Gebe olmayan kedilerde luteal dönem gebelik süresinin ortalama yarısı kadar sürer ve yaklaşık 7-10 gün içerisinde ovaryumlar aktif hale geçebilir. Bu sebeple dişi kedilerde bir çiftleşme sezonu boyunca 4-5 defa hayali gebelik (pseudoregnacy) görülebilir. Anöstrus dönemi; seksüel dinlenme dönemidir. Dişi kediler erkek kedileri yanlarına yaklaştırmazlar ve seksüel istekleri kaybolmuştur. Ovaryumlar küçüktür ve folleküller ortalama 0.5 mm büyüklüktedir.

Anöstrus Eylül ayında başlayığ Aralık ayında sona erer (kışın sonunda günlerin uzamasınabağlı olarak son bulur.) Anöstrusun başlamasında gün ışığının kısalması ve yaz ısısının yükselmesi önemli ise de bireysel farklılıklar oldukça fazladır. Günde 10 saatten fazla sun’i ışık alan dişi kedilerde anöstrus dönemi gecikebilir ve hatta yılar boyu bu dişiler kızgınlık gösterebilirler.

Anöstrus dönemindeki dişi kedilerde serum östrojen ve progesteron değerleri bazal düzeydedir. Çiftleşme Çiftleşme sırasında erkek kedi dişinin boyun bölgesinden kuvvetli şekilde ısırır. Erkek kedide penis arka tarafa dönük pozisyondadır ve bu aşamada kısmen erektil halde alt kısma horizontal 20-30 derecelik bir açıdadır.

Penis itme hareketlerini takiben ejakulasyon gerçekleşir. Erkek kedi penisi geri çekerken dişi çiftleşme çığlığı çıkararak (erkek kedinin penisindeki kornifiye papillalardan dolayı) ileri yönde hareket eder. Erkek kedi dişinin sinirli davranışlarından kaçmaya çalışır. dişi kedi kendi etrafında döner ve vulva bölgesini yalarken erkek kedi güvenli mesafeden bunu seyreder.çiftleşme birkaç dakika ie bir saat arasında sürer ve tekrarlanır.

Yaklaşık 7 kez ejakülasyonlu çiftleşme gerçekleşir. Çiftleşme sıklığı ve aralıkları bireyler arasında farklılıklar gösterir. Çiftleşme öncesi dönem 10 saniye ile 5 dakika arasında, çiftleşme 1-3 dakika, çiftleşme sonrası dönem ise 1 dakikadan azdır.

 

HASTA YADA OPERASYON GEÇİREN KEDİLERDE BESLENME

Hasta kedilerde beslenme en az kullanılan ilaçlar kadar önemlidir. Kedinizin yakalandığı hastalıktan daha erken kurtulması ve tedaviye cevap verebilmesi için hastalığına uygun gıdalarla beslenmesi gerekir. Hastalık döneminde vede operasyon sonrası dönemlerde kediler yemek yememe gibi bir sorunla karşınıza çikarlar. Bu dönemde onlara yardımcıolmak gerekir. Zaten bu konuda veteriner hekiminiz hastalığın durumuna ve şiddetine göre size kedinizin beslenmesi konujsunda herekli bilgileri detaylı olarak verecektir.

İshal olan kedilerde mutlaka temiz ve bol su vermek gerekir gıda olarakta çok kolay sindirilebilen gıdalarla beslemek zorunludur. Çunkü ishallerde alınan gıda bağısakta gereği kadar kalmaz ayrıca yakalandığı hastalığa bağlı olarakta gıdaların sindirimi engellenmiş yada basklı altına alınmış olabilir işte budurumda kedinize yardımcı olmak için yağsız mümkün  olduğunca sulu ve kolay sindirilebilen gıdalar vermelisiniz. Vucuttan atılan bazı vitamin ve mineral maddeleride dengelemek için ek vitamin ve mineral madde karmalarıda vermek gerekebilir

Bunun tam tersi olan kabızlık olaylarındaysa vucuttan atılması gereken maddeler bünyede fazla kaldığından bağısakta zararlı bakterilerin dahada artmasına neden olurlar ki buda kedinizin kendi kendini zehirlemesi gibi kötü sonuçlar doğurabilir. budurmda yediği gıdalardaki lif mıktarlarını artırmanız gerekir. ayrıca bağırsak hareketlerini artırması amacıyla yağlı gıdalar verilebilir.

Özellikle operasyonlardan sonra kedilerde iştah azalması ve yemek yememe gibi sorunlarla karşılaşılır. budurumda kedinize en çok sevdiği yemeği vermek bir alternatif olabilir. Yanlız unutmayınızki kedinizin en sevdiği yemek belkide onun için zararlı olabileceğinden bu durumu mutlaka veteriner hekiminizle konuşmalısınız.

Kısaca kedinizin yakalanmış olduğu hastalıklar onun gıdasının ne olacağına karar verdirir. böbreklerle ilgili sorunlarda, karaciğer rahatsızlıklarıda, ekzemalarda, kalp hasytalıklarında yani tüm hastalıklarda farklı gıda alternatifleri vardır ve siz kedinizin sağlığı için hastalığına uygun olan gıdalarla beslenmesini sağlamalısınız.