Küşlarda tüy dökülmeleri ve tüy yolmanın ana nedenleri

Kuşlarda tüy dökülmeleri ve trüy yolmanın ana nedenleri

Tüylerdeki gelişim eksiklikleri Yaralanmalar Göz yaşı akıntıları Alerjik nedenler Akarlar Hormonal eksiklikler Protozoal hastalıklar Çevresel faktörler Kıl folikülleri iltihapları Viral enfeksiyonlar Stres Alışkanlıklar diye sıralanabilir.

Tüy gelişim eksikliğinde tüylü olınası gereken bölgelerde tüy bulunmaz. Cıkan tüyler anormal yapıdadır. kısa süre içinde dökülür yada çıkış süresi uzar (normal süre 21-25 gün) Yaralanmalara bağlı olarak oluşan tüy dökülmelerinde yaralanmanın deride oluşturduğu tahribat önemlidir. serin ve kıl foliküllerinin tahrip olduğu olaylarda yara bölgesi iyileştikten sonrada bu bölgede yeni tüyler çıkmaz. hafif yaralanmalarda dökülen tüyler normal süresi içinde tekrar çıkar.

Göz yaşı akıntılarının bol olduğu durumlarda ki bazı sistemik hastalıklar ve göz hastalıkları bu guruptadır. göz yaşının temas ettiği bölgelerdeki kıllar dökülürler eğer rahatsızlık devam eder ve kuşunuz tedavi edilmezse bu akıntılar bölgede irkiltilere neden olur ve birdaha o bölgeden kolay kolay tüy çıkmaz Kozalaklı ağaçlarla temas eden bazı türlerde alerjik reaksiyonlara bağlı tüy dökülmeleri görülür. Alerjen maddeler ortadan kaldırıldığında yada bu tür maddelere kuşun teması engellendiğinde tüyler tekrar çıkar. Akarlar bir parazit türüdür.

göz ,gaga ve vent bölgesinde bal peteğine benzeyen yaralar oluştururlar. bu bölgelerde tüy dökülmelkeri oluşur. Tüyün yeniden çıkmadığı veya tüy değişiminin gerçekleşmediği kuşlarda şişmanlık yada deri tümörleri varsa tiroit bezinin düzgün çalışmadığından şüphelenmek gerekir Protozoal hastalıklarda özellikle muhabbet kuşları ve. Cockatiellerde göğsün gerisinde tüy dökülmeleri olabilir Çevresel faktörlerde kuşun bulunduğu ortamdaki hava nemindeki düşüşlerde de tüyün çıkma süresinde uzama ve tüy dökülmeleri görülebilir

Polifolikulitis adı verilen yaygın kıl folikülleri iltihaplarında da tüy dökülmeleri oluşur ve yeni tüyün çıkma süresi başlarda uzar tedavi edilmediği durumlarda tüysüzlük kalıcı olabilir. Kuşlarda görülen pek çok viral hastalıkda geçici tüy dökülmeleri görülebilir Kuşun kendi tüyünü yolması olgusuysa pek çok nedene bağlı olarak şekillenir ve sistemik bir muayeneyi gerektirir. Enfeksiyonlar Metabolik hastalıklar Zehirlenmeler

Tüy ve deri parazitleri Kıl folikülü iltihapları Hormanal sistem rahatsızlıkları Tümörler Üreme sistemi anormallikleri Davranış bozuklukları v.b pek çok sebeb sayılabilir.

Erkek kuşlarda görülebilen bazı davranışlar ;

Dişi kuşlara hatta kendi yavrularına karşı saldırganlık göstererek onlarda tüy dökülmelerine neden olabilirler. Erkek kuşlar bazan yuva yapmak amacıyla kendi tüylerini yolabilirler. Erişkin kuşlar daha genç kuşlarla bir araya konulduklarında da erişkinlerde kendi tüylerini yolma davranışı görülebilir. Cockatiel ve Macavv’ların yanma dişi kuş konulmadığında kendi tüylerini yolma davranışı gösterirler,

kafes boyunun azlığı kuşlara banyo yapma imkanının tanınmamasında da tüylerin yolunması davranışı görülebilir. piskolojik tüy yolma ise daha çok Amazon papağanı, Afrika gri papağanı ve Macaw’da görülür.

Uygulanan yanlış tedavi yöntemleri tüy yolma alışkanlığının oluşmasının en büyük nedenidir. Çünkü Tüy yolma Uzun süren hastalık yada sttres sonucu oluşur.

Kuşlarda tüy yolma problemi ortaya çıkar çıkmnaz mutlaka veteriner hekime muayene ettirilip nedenler tespit edilmeli ve gereken tedavi yöntemi titizlikle uygulanmalıdır. . Kuşlar ilk olarak kanat ve kuyruk sonra sırt ve göğüs bölgesi tüylerini yolarlar, baş ve boyun bölgesindeki tüyler sağlam kalır. Psikolojik tüy yolmanın nedenleri alışkanlık, can sıkmtısı, korku, sinirlilik, yeni kafes arkadaşı, yeni oyuncak, eve başka bir hayvanın alınması. kafes arkadaşının olmayışı, kafes arkadaşının ölmesi ve diyet değişikliğidi gibi sebepler olabileceği gibi Hipotroidizimde özellikle baş bölgesinde kasıntısız ve kabuklanmanın bulunmadığı tüy dökülmesi de olabilir.

Teşhis ve Tedavi : Yukarda bahsedildiği gibi tüy yolma yada tüysüz kalamanın nedenleri oldukça çoktur. Tedavi ve teşhiste mutlaka veteriner ekiminizin sizi yönlendirmesine ve verdiği reçetenin dikkatli bir şekilde uygulanmasına dikkat edini

KÖPEK ve KEDİ BESLEME

KÖPEK ve KEDİ BESLEME Tüm diğer bilimsel konularda olduğu gibi kedi ve köpek beslemeyle ilgili önemli gelişmeler yirminci yüzyılda, özellikle de yirminci yüzyılın ikinci yarısında olmuştur. Kedi ve köpek beslemeye olan ilginin artışında insanların yaşam tarzlarındaki değişmeler ve Dünya’ya bakış açısında ortaya çıkan farklılıklar da etkili olmuştur. Ayrıca, çekirdek aile sayısındaki artışlar, yazılı ve görsel iletişim araçlarındaki sürat ve yaygınlık, ailelerin kültür ve sosyo-ekonomik düzeylerindeki dikkati çeken iyileşmeler olumlu katkı yapmıştır. Tüm bu sayılanlardan daha önemli olmak üzere hastalıkların önlenmesi ve sağıltımında ortaya konulan gelişmeler, bilimsel yöntemlerle üretilen dengeli ve sağlıklı, ticari karma yemlerde bu gelişmede etkili olmuştur. Ayrıca, bazı resmi ve özel kuruluşların profesyonel bir yaklaşımla vermeye başladıkları eğitimin de buna kalkışı vardır. Geniş halk kitlelerinin hayvan haklarım benimsemesi ve bunları gelişmişliğin bir göstergesi olarak ortaya koyup, uluslararası platformlarda savunması, yalnız kedi ve köpeğin değil tüm diğer hayvanların da en azından türlerinin korunması bakımından olumlu yaklaşımlardır, Bu değişmelere koşut olarak Türkiye’de de son on yıl içersinde kedi ve özellikle de köpek sayısında dikkati çeken artışlar meydana gelmiştir. Büyük illerde özel veteriner kliniklerin hızla arttığı, köpek, kedi satan marketlere ve dergılere ılgının arttığı görülmektedir. Türkiye’de 1997 yılı içersinne köpek ve kedi yemi, aşısı ve aksesuarı ithali için ödenen paranın 12 milyon ABD dolarım aşması konun boyutlarım ortaya koyması bakımından çarpıcıdır. Tüm bu gelişmelerin Türkiye’de sağlıklı bir biçimde olduğunu söylemek de olası değildir. Sertifikalı, annesi babası bilinen saf ırkların üretimi yerine tesadüfi çiftleştirmelerle elde edilen yavrular elden ele dolaşmaktadır. Bu arada bütün Dünya’nın yakından tanıdığı sadık bir dost ve bir görev hayvanı olan Sivas Kangal köpeğinin üretimi meraklı özel kişi ve kuruluşların yanı sıra üniversitelerde, Silahlı Kuvvetlerde ve Emniyet Kuvvetlerinde ciddi programlar dahilinde yapılmakta olup, önemli sayısal artışlar meydana gelmiştir. Akbaş ve Kars (Şark) Çoban Köpekleri ve benzeri diğer yerli köpek ırklarımızın da aynı ilgiyi görmesi ümit edilmektedir. Ankara ve Van kedilerine olan ilgi de giderek artmakta olup, üretilmeleri üniversitelerin ve bazı araştırma enstitülerinin programları içersine alınmıştır. Köpek ve kedi başta olmak üzere pet adı verilen evde beslenen hayvanların sahiplenilmesinde duygusallıktan uzak ve gerçekçi olmak gerekmektedir. Bir diğer ifade ile hayvan sahiplerinin; 1- yaşadıkları yakın çevrenin sağlık ve huzurunun bozulmamasına azami dikkati sarf etmeleri, 2- bedensel ve moral bakımdan kendi sağlıklarına özen göstermeleri, 3- hayvanın hak ve gereksinmelerini bilme ve yerine getirmede titiz olma mecburiyetleri vardır. Ayrıca unutulmamalıdır ki hayvanlar hep genç ve sağlıklı kalmazlar. Onlarında canlı oldukları, bir diğer ifade ile hastalanabilecekleri ve yaşlanacakları bilinmelidir. Gerçek hayvan sevgisi de böyle zamanlarda ortaya çıkmaktadır. VET & PET “Vet”, Batı dillerinde veteriner hekimin kısa yazılımı ve konuşma dilinde ki ifadesidir. “Pet”, elin baş ve boyundan başlayarak dolaştırılması, temas ederek sevmek anlamında ingilizce bir kelimedir. Evde beslenen tüm hayvanlar dokunularak sevilmeseler bile, köpek ve kedi böyle sevildiği için, evde bakılan bütün hayvanlar için “pet” kelımesi kullanılmakta olup, kısa ve kolay olduğu için dılımize de girmiştir. Bu grupta başta köpek ve kedi olmak üzere, koyun, keçi, maymun, tavuk, tavşan, kobay , hamster, fare, midilli atı, ve akvaryum balıkları ile kuşlar yer almaktadır. Meraklıları tarafından yılan, akrep, örümcek, vb de evde beslenmekle birlikte, bunların sayışı son derece azdır. Neden Kedi ve Köpek Besleniyor ? Aslında maymunlar zeki ve etkileyici olmalarının yanı sıra kedi ve köpek kadar da sevilen hayvanlardır, insanlar köpek ve kediye yönelırken niçin bu hayvanların dostluğundan uzaklaşmışlardır ? Geçmişte toplumun üst sınıflarının pet olarak maymun beslediklerine ilişkin belgeler mevcuttur.Günumüzde ise insanların pet olarak ilgi duydukları hayvan türünün basında köpekler gelmektedir. Batı ülkelennde hala köpeklere uzak duran ve pet olarak domuz, maymun, koyun, at, keçi ve inek besleyen insanlar bulunmakla birlikte, bunların sayışı fazla değildir. Köpek ve kedi ne kadar yaygındır? ingiltere ‘de evlerin % 24 ‘ünde köpek ve % 20’sınde kedi mevcutken muhabbet kuşu ancak % 6 kadardır. Arkeologlar kurtların ilk evcılleştinlen hayvanlardan olduğunu ve bunun da yaklaşık olarak 14 bin yıl önce meydana geldiğin! ifade etmektedirler. insanların hayatta kalabilme rnücadelesinde hayvanların katkısının önemli rolü olmuştur. Bu yakın ilişkide; insanların yerleşik yaşam tarzım seçmeleri île sofra artıklarım, yiyecek parçalarım ve kemikleri kurtlara ver- meleri bir başlangıç oluşturmuştur. Kurtlar bu yolla bir kısım gereksinimlerim kolaylıkla sağlamışlardır. Köpeğin yaşamımıza girmesindeki en önemli nokta; bu hayvanın doğru yer ve zamanda, diğer evcil hayvanlarda olduğu gibi, insanın yakımnda bulunmasından kaynaklanmıştır. Vücut büyüklüğü, pet olarak köpeğin bu kadar yaygın yetiştirilmesinin bir diğer önemli nedenidir, Köpekler geniş bir yelpaze içersinde dağılım gösteren vücut büyükiüğüne sahiptirler. Bu dağılım içersinde büyük ırk köpekler, örneğin irlanda kurt köpeği bile insanlarla yakın iletişim kurabilmektedir. Köpeklerin iyi eğitilebilir olmaları, tercih edilmelerinim bir başka nedenidir ve eğitimleri yalnız yeme, içme, dışkılama ve idrarlarım yapmayla da sınırlı değildir. Bekçilik, av, yarış, görme özürlülere yardımcı olma, bomba, mayın, uyuşturucu, enkaz altında kalanları arama, kızak ile yük çekme ve kurtarma faaliyetlerine katılma için de köpekler son derece güvenilir bir tarzda yetiştirilebilir. Sonuç olarak insanlar ilgileri ve olanakları çerçevesinde farklı büyüklükte, değişik davranış özelliklerine sahip köpekleri değişik amaçlar için seçebilme, onları bakıp, büyütebilme şansına sahiptirler. Kediler tüm ırklar dikkate alındığında ve köpeklerle karşılaştırıldığında, birbirine oldukça yakın vücut büyüklüğüne sahip hayvanlardır. insanların tüylü, sıcak varlıkları sevmeleri de köpek ve kediye yönelmelerinde önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca yaşlı insanlar onları çocukları yerine koymaktadır. Daha genç insanlar ise, dostluğu, güveni ve vefayı buldukları için hayatlarım bu hayvanlarla paylaşmayı tercih etmektedirler. Hamster ve fareler çok küçük ev hayvanlar olup, kafesleri dışında bakılamazlar. Kafesten çıkartılacak olurlarsa da ezilebilir, kaybolabilir ya da diğer hayvanlara yem olabilirler. Bu yazı ; Prof.dr.Ahmet ergün ve doç.dr.Ö.Hakan Muğlalının kedi ve köpek besleme besleme hastalıkları ve klinik besleme kitabından alınmıştır.

Evcil hayvanlarda üreme tablosu

Ergenlik Yaşı 4-18 (12) ay, çoğu ırklarda yaklaşık 15 ay
  siklus şekli Polyestrous Her yıl
 Büyük baş siklus genişliği 21 gün (18-24)
  Çiftleşme süresi 18 saat (10-24)
  Uygun çıftleşme zamanı Yumurtlamanın bitiminden 6 saat sonra
  Sonraki kızgınlık zamanı Değişir, bazı ırklarda 60-90 gün
Ergenlik Yaşı 7-12 (9) ay
  siklus şekli Çoğunlukla polyestrous, çoğu kez kış sonlarına doğru 
 Koyun siklus genişliği 16 gün (14-20)
  Çiftleşme süresi 24-48 saat
  Uygun çıftleşme zamanı Yumurtlamadan sonraki18-20 saat 
  Sonraki kızgınlık zamanı bir yıl sonra
Ergenlik Yaşı 4-8 (5) ay
  siklus şekli Çoğunlukla polyestrous, çoğu kez kış sonlarına doğru 
 Keçi siklus genişliği 18-21 gün (19)
  Çiftleşme süresi 2-3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlama esnasında
  Sonraki kızgınlık zamanı Sonraki yıl
Ergenlik Yaşı 4-9 (7) ay
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Domuz siklus genişliği 21 gün (16-24)
  Çiftleşme süresi 2-3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan sonraki 24 saat içinde
Sonraki kızgınlık zamanı 4-10 gün süt verimi durunca
Ergenlik Yaşı 10-24 (18) ay
  siklus şekli çoğu kez polyestrous, yaz döneminde
 At siklus genişliği değişken, ~21 gün (19-26)
  Çiftleşme süresi 6 gün (2-10)
  Uygun çıftleşme zamanı son birkaç günde bazı ırklarda son 2 gün
  Sonraki kızgınlık zamanı 4-14 gün (9)
Ergenlik Yaşı 5-24 ay;küçük ırklarda erken büyük ırklarda daha geç
  siklus şekli mevsime bağlı olmaksızın monestrous
 Köpek siklus genişliği 3-13 ay
  Çiftleşme süresi 2-21 gün (6-12 ortalama)
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan sonraki 2 günde ve sonraki günlerde
  Sonraki kızgınlık zamanı 2-3 ay sonra
Ergenlik Yaşı 4-12 (10) ay; Persian kedisinde  12-18 ay 
  siklus şekli polyostrus çoğunlukla yıllık
 kedi siklus genişliği 14-21 gün
  Çiftleşme süresi 6-7 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamanın 2. günü
  Sonraki kızgınlık zamanı 4-6 hafta
Ergenlik Yaşı 10 ay
  siklus şekli Monestrous aralık-mart ayları arasında fakat bazan ocak-şubat ayı arasında
 Tilki siklus genişliği  
  Çiftleşme süresi 2-4 gün
  Uygun çıftleşme zamanı  
  Sonraki kızgınlık zamanı gelecek kış
Ergenlik Yaşı 10 ay
  siklus şekli polyestrous şubat-nisan arasında
 Vizon siklus genişliği 7-10 gün
  Çiftleşme süresi 2 gün
  Uygun çıftleşme zamanı kızgınlık süresi boyunca
  Sonraki kızgınlık zamanı bir yıl sonra
Ergenlik Yaşı 6-8 ay (400-600 g)
  siklus şekli Polyestrous, karım mayıs arası
 Chinchilla siklus genişliği 30-50 gün (41)
  Çiftleşme süresi 6. gün geceleyin
  Uygun çıftleşme zamanı 2 yada 4 erkekle
  Sonraki kızgınlık zamanı 2-48 saat, yumurtlamadan sonraki 2. gece
Ergenlik Yaşı 5-8 ay
  siklus şekli Polyestrous
 Nutria siklus genişliği 24-29 gün
  Çiftleşme süresi 2-4 gün
  Uygun çıftleşme zamanı  
  Sonraki kızgınlık zamanı 48 saat
Ergenlik Yaşı 5-9 ay; bazen 4-12 ay
  siklus şekli her yıl
 Tavşan siklus genişliği düzensiz
  Çiftleşme süresi 1 ay
  Uygun çıftleşme zamanı vulva kanamalı olduğunda
  Sonraki kızgınlık zamanı hemen 
Ergenlik Yaşı 37-67 gün
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Siçan siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi ~14 saat (12-18)
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamaya yakın
  Sonraki kızgınlık zamanı 24 saat içinde
Ergenlik Yaşı 35 gün (28-49)
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Fare siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi siklusun ilk bir kaç saati içinde ve gece
  Uygun çıftleşme zamanı dişinin erkeği kabul etmeye başladığı ilk 3 saat içinde
  Sonraki kızgınlık zamanı 24 saat içinde 
Ergenlik Yaşı 55-70 gün
  siklus şekli Polyestrous her yıl
 Vahşi Domuz siklus genişliği 16 gün
  Çiftleşme süresi 6-11 saat gece
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan önce
  Sonraki kızgınlık zamanı hemen
Ergenlik Yaşı 4-6 hafta
  siklus şekli Polyestrous her yıl bazen kışın
 Hamster siklus genişliği 4-5 gün
  Çiftleşme süresi 12 saat ilk gece
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamadan önce
  Sonraki kızgınlık zamanı sütten kesildikten sonra (yavrular)
Ergenlik Yaşı 9-12 hafta
siklus şekli Polyestrous
Gerbil siklus genişliği 4-6 gün
(Mongolian) Çiftleşme süresi 12-15 saat
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlama anında
  Sonraki kızgınlık zamanı 1-3 gün
Ergenlik Yaşı 3 yıl
siklus şekli Polyestrous her yıl
Rhesus siklus genişliği 27-28 gün (23-33)
Eşşek Çiftleşme süresi ~3 gün
  Uygun çıftleşme zamanı yumurtlamaya yakın
  Sonraki kızgınlık zamanı sütten kesildikten sonra (yavrular)

Köpeğinizi seyahat etmeye nasıl alıştırabilirsiniz?

Köpeğinizi seyahat etmeye nasıl alıştırabilirsiniz?

Eğer köpeğiniz yavru ise ya da yetişkin olduğu halde hiçbir zaman araba ile yolculuk etmediyse, bu yeni deneyin onu fazla sarsmaması için yavaş yavaş alıştırılması gerekir. Sakin bir alıştırma için gerekli yöntem ve süreleri görelim: 1- Köpeğinizi arabaya bindirin ama motoru çalıştırmayın, hazırlamış olduğunuz bisküvilerle oynamasına izin verin. 2- Köpeği arabada tutun, motoru çalıştırın ama hareket ettirmeyin. Hayvanı sesiniz ve okşamalarınız ile sakinleştirmeye devam edin. 3- Arabada köpeğiniz ile sık sık mola verin ve yavaş yavaş molaların arasını açın. Okşama ve ödülleri unutmayın. 4- 6u alıştırmalardan yaklaşık iki hafta sonra köpeğiniz sizinle birlikte istediğiniz kadar kilometreyi yapmaya hazır olacaktır. Hatta seyahatlerinizde size refakat etmekten mutluluk duyacaktır. Köpeğiniz nerede yolculuk etmeli? Yasalar, köpeğin arabanın arkasında yolculuk etmesini ve öne atlamasını önleyecek bir parmaklığın bulunmasını öngörüyor. Bu parmaklık ya da metalden olabilir (piyasada her arabaya uygun olabilecek değişik türleri bulunmakta).Bu yasaya kesinlikle uyulması gerekir, aksi takdirde köpeğin beklenmedik bir davranışı sürücünün dikkatini dağıtıp tehlikeli trafik kazalarına neden olabilir (Avrupa’da, bu yasaya uymayan sürücülerden trafik polisi ceza kesiyor). Son olarak, birkaç öneri daha: 1- Yolculuk uzun ise, köpeğinize sık sık yatacağınız molalarda içecek vermeyi unutmayın. Bu molalar ona hem hareket sağlayacak hem de ihtiyaçlarını giderebilecektir. 2- Köpeğin yolculuk sırasında bacını camdan dışarı çıkartmasına engel olun.Rüzgarla gelen temiz hava, kulak iltihabı, nezle, burun iltihabı veya göz mukozasının iltihaplanması gibi hastalıklara neden olabilir. 3- Vaz ayında yolculuk ediyorsanız ve hava çok sıcaksa, köpeğiniz arabada kalacak ise, gölgede park etmeyi ve pencereleri bir parmak açık bırakmayı unutmayın. Böylece hava akımına olanak vermiş, ve köpeğinizin arabanın içinde oluşacak aşırı derecedeki sıcaklıktan etkilenmesini önlemiş olursunuz. Diğer sözlerle, köpeğinizi sıcak çarpmasından koruyunuz, çünkü bu onun sağlığına ciddi zararlar verebilir (sinir sisteminde ve kalpte ciddi sarsılmalar olabilir). 4- Arabanızda, köpeğin sevdiği oyuncaklardan birkaçını bulundurmayı unutmayın. Onu oyalamaya yarar ve yolculukları daha kısa ve daha az sıkıcı kılarlar. Köpeğinizin araba tutmasını nasıl önleyebilirsiniz? Aynı insanlarda olduğu gibi, araba tutması köpekler için de son derece rahatsız edici ve tüm yolculuk boyunca devam edebilecek bir durumdur. Bunu nasıl önlersiniz? 1- Köpeğe yolculuk öncesindeki üç saat boyunca yemek vermeyin. 2- Hafif ve kolay hazmedilecek bir yemek verin. 3- Arabadan etkilendiğini biliyorsanız, veterinerinizin ona hafibir bulantı ilacı vermesini isteyin

Düşünemeyen bir canlıda psikolojiden nasıl bahsedebiliriz?

Dekart hayvan psikolojisinin gelişimine önemli derecede engel oldu. Çünkü hayvanların fiziksel veya duygusal acı çekmeyen biyolojik makineler olduğunu söylemişti.Bu, bilimin ve insanlığın gerçeği görmesini uzun süre engelledi. Artık diyoruz ki, felsefeciler insanla hayvanı ayırt etmek için başka şeyler bulsunlar; Çünkü hayvanlar da düşünebilir!Düşünme yetenekleri insanla kıyaslandığında elbette çok sınırlıdır. Ancak psikolojinin temeli sayılan öğrenmenin mekanizması açısından pek fazla fark yoktur. Fark öğrenilen şeye gösterilen tepkilerin çeşitliliğindedir. İnsanlar, bir uyarana sayısız şekilde tepki verebilirken köpekler ancak sınırlı sayıda tepki verebilirler. Köpekleri psikoloji açısından insanla mukayese ettiğimizde bir konuda daha üstün olduklarını görüyoruz:Köpekler insan psikolojisinden gayet iyi anlıyorlar. Maalesef aynı şeyi insanlar için söyleyemiyoruz.

PSİKOLOJİK PROBLEMLER
Önce psikolojik problem kavramını açıklayalım. Köpeğin kendi doğasına ters düşen ve herhangi bir amaç taşımaksızın yapılan davranışların sebebi psikolojik problemler olabilmektedir. Bunlardan bazıları, sebebi dış faktörler olsa bile, köpeğin kendi içsel hesaplaşmalarıdır. Buna, anoraksia nervosa dediğimiz sinirsel sebeplere dayalı iştahsızlık, depresyon, demoralizasyon ve sebepsiz kaşınmadan tutun, kuyruk yemeğe kadar varan obsessiv-kompulsiv davranışlar örnek gösterilebilir. Bunlar genellikle insan-köpek ilişkisini doğrudan etkilemezler. Ancak bu ilişkiyi doğrudan etkileyen bozukluklar vardır ki, bunun en tipik örneği agresif (saldırgan) davranışlardır ve köpeğin anksiyetesi (gerginliği) dışarıya yönelmiştir. Bunların tamamı tedavi gerektiren psikolojik problemlerdir.Öncelikle şu soruyu cevaplandırmalıyız: Köpekte problem olarak nitelendirdiğimiz husus gerçekten köpeğin problemi mi yoksa bizim problemimiz midir? Aslında ortaya çıkan davranış problemlerinin önemli bir bölümü, köpek tarafından normal olan davranışların, insanlar tarafından anormal olarak algılanmasıdır. Bizler hayvanlardan, bizim gibi hareket etmelerini ve bizim monoton hayat düzenimize uymalarını bekleriz. Tabi ki, evcilleştirmeyle birlikte, köpekler de kendi kabiliyetleri doğrultusunda bize uymaya çalışmışlardır. Ancak, bazen bizim isteklerimiz çok abartılı olabilmektedir.Maalesef, köpek için tamamen normal olan birçok davranış insan-köpek ilişkisine zarar verecek boyutlardadır. Örneğin; köpeğin evde liderlik iddiasında bulunması, köpeğin içgüdülerine ters düşmeyen, son derece normal bir davranıştır. Bu tür davranışlar, köpek açısından davranış bozukluğu olmasa da, köpeğin insanla beraber yaşamına olumsuz etki ettiği için, istenmeyen davranış sınıfına girer ve bunların giderilmesinde de psikolojinin tedavi yöntemleri uygulanır.Bazı istenmeyen davranışlar, sadece basit bir nedenden dolayı oluşmaktadır. Örneğin; bekçilik amacıyla yetiştirilen ancak sonradan küçük bir ev içinde yaşamaya mahkum edilen, dolayısıyla sürekli olarak havlayan bir köpek, bahçe içine konulsa havlamayacaktır.
Eğer hayvana bu ortamı sağlayamıyorsak, hayvandaki bu davranışı anormal diye nitelendirmeden evvel biraz düşünmemiz gerekmiyor mu?

DAVRANIŞ BOZUKLUĞUNA YAKLAŞIM
Bu problemlerin çözümü, bazen birçok organik problemin çözümünden daha zor olabilmekte ve daha fazla deneyim ve bilgi birikimi gerekmektedir. Ancak bu zorluğun yanı sıra, çözümde başarı şansı organik olanlardan daha az değildir.Bir canlı düşünme yeteneğine sahipse, gayet doğal olarak, bu yetenekle orantılı olarak psikolojik problemlere de sahip olacaktır. Psikolojik problemlerle istenmeyen davranış problemlerini bir birleriyle karıştırmamak gerekir. Bazı istenmeyen davranış problemleri eğitim yöntemleri ile düzelebilir ama psikolojik problemler eğitim yöntemleriyle daha da şiddetlenebilir. Bunun ne tür bir bozukluk olduğuna bırakın veteriner hekim karar versin. Veteriner hekim, gereken medikal tedaviyi yapacak, medikal tedaviyle beraber veya tedavisiz, eğitim yöntemlerinin uygulanması gerekiyorsa güvendiği bir eğitimciye, psikolojik bir problem için gerekli görüyorsa Veteriner Fakültesinde bulunan “Psikolojik Danışma ve Tedavi Birimi”ne havale edecektir.Davranış tedavisinin hedefi, zorlu problemleri çözmektir. Bu tedavinin şekli problemin niteliği, hayvanın mizacı, hayvan sahibinin ve hattâ terapistin özelliklerine göre değişmektedir. Bu problemlerin çözümünde, terapistlerin, yani hayvanlar üzerinde uzmanlaşmış psikologlar veya psikolojide uzmanlaşmış veteriner hekimlerin görev alması bütün gelişmiş ülkelerin tercihidir.

Davranış bozuklukları nasıl tedavi edilir?
Davranış bozukluğu olan köpek, normal bir köpek değildir. Normal köpeklerin eğitim programları, bu bozuklukların giderilmesinde yarar sağlamaz.Davranış bozukluğunun tedavisinde, öncelikle problem ile bu problemi doğuran motiv ve bunun kalıcılığını sağlayan takviyeler teker teker ortaya konulmalıdır. Bunu başarabilmek için, psikologun detaylı şekilde çalışması ve hayvan sahibinin çözüm için istekli ve sabırlı olması gerekir.

Hayvan psikologu kimdir, hayvanlarda psikolojik bozuklukları kim tedavi eder?
Birçok değişik şekilleri olan psikolojik bozuklukların tedavisi için, birçok gelişmiş ülkede ayrı bilim dalları kurulmuştur. Bu bozuklukların tedavisi hem medikal hem de davranış değişimi olmak üzere iki yönlüdür. Medikal tedavi veteriner hekimin yetkisi, davranış değişim tedavisi ise psikologun yetkisi dahilindedir. Bu nedenle bu vakalarda, veteriner hekimle psikologun kolektif çalışması gerekmektedir. Ancak ülkemizde, bu iki meslekle de alâkası olmayan kişilerin, kendi kendilerine uzman kesildiklerine tanık oluyoruz.Davranış bozukluğu aynı tip olabilse de, onu yaratan sebepler tamamen farklıdır. Bunları ortaya çıkarmak için de davranış analizi gerekir. Bu analizi bilimsel psikoloji eğitimi olmayan kişilerin ne derece yapabileceğini belirtmeye gerek görmüyorum. Gelişmiş ülkelerde köpek psikologları eğitimle çözülebilecek olayları zaten köpek eğitim uzmanlarına havale ederler. Bilinçli köpek eğitim uzmanları da hangi durumlarda köpek psikologlarından yardım isteyeceğini bilirler.Ülkemizde de çok değerli eğitim uzmanları vardır; bu arada uzman diyemeyeceğim kişiler de köpek eğitimi yapabilir ve başarılı olabilirler. Bunda anormal bir durum söz konusu değildir. Ama bu kişi kendisini köpek psikologu olarak tanıtabiliyorsa, daha psikolojinin tanımından dahi habersiz demektir ve onun eğitimciliğinden de şüphe edilir; zira köpek eğitimcisi olmakla maalesef psikolog olunamamaktadır. Eğitimci köpek psikolojisinden tabi ki anlar, ama davranış analizi yapıp, bozuk davranışın nörolojik temellerini ortaya koyamadıktan sonra psikolog olamaz. Beyinde davranış bozukluklarının oluşumundan sorumlu nörokimyasal değişimlerin fizyopatolojisini ve bu bozukluğu giderecek psikofarmakolojiyi de bir hekimden başkası bilemez. Bu nedenle herkes haddini bilmeli, konu köpek diye küçümsenmemeli ve maddî çıkarlar uğruna bilime ve yasalara saygısızlık edilmemelidir. Eğitimci eğitimini, hekim ve psikolog da kendi işini yapmalıdır. Köpekte davranış terapisinde, desensitizasyon, karşı şartlanma veya reziprokal şartlanma yöntemleriyle beraber, medikal yöntemleri uygulayan hayvan psikologu gerektiğinde zaten eğitimciden yardım alacaktır. Burada anlatmak istediğim, birbirlerinin yöntemlerinden faydalansalar da psikologluğun ve eğitmenliğin tamamen ayrı dallar olduğudur. İnsan eğitimcileri de psikolojinin metotlarından faydalanırlar ama hangisi, “ben psikoloğum” diye ortaya çıkmaktadır?Peki, köpek psikologu kim olmalıdır. Şimdiye kadar mevcut durumda Avrupa ve ABD’e psikologlar hayvan üzerinde, etologlar ve veteriner hekimler ise psikoloji üzerinde ihtisas yapmak suretiyle hayvan psikologu olabiliyorlardı. Bu meslekler içinde, sadece veteriner hekimler medikal tedaviyi yapma yetisine sahip oldukları için, hayvan psikiyatrı olabilmektedirler. Ülkemizde bu özel bölümler henüz kurulmamıştır, ancak veteriner fakültelerinde verilen nöroloji eğitimi sayesinde, bu fakültenin mezunları, psikiyatrik bozukluğun tedavisini yapma yetkisine sahiptir. Bunun dışında, yasal olarak yetkili yoktur. İsteyenin istediği gibi, hayvan doğrayabildiği ülkemizde yasaları kim takar? Şeklinde bir soru da sorabilirsiniz; ancak bu nedenden ötürü, “Ben bildiğimi okur, istediğimi yapabilirim” diyen biri varsa, bu onun ahlâki sorunudur.Ayrıca, davranış bozukluğunun temelinde organik hastalıklar yatabilmektedir. Örneğin; anal bezlerinde problemi olan köpek otur komutunu öğrenemez. Bunlar tedavi edilmeden, normal köpeklere uygulanan eğitim metotlarının böyle hayvanlardaki stresi ne derece arttırabileceğine siz karar verin.

Davranış bozukluklarından korunma
Hayvan sahiplerinin veteriner hekimden alması gereken bilgilerBaşka hastalıklarda olduğu gibi, davranış bozukluklarında da probleme engel olmak, problemi gidermekten daha kolaydır. İleride şekillenecek potansiyel psikolojik problemler, köpek daha 3-12 haftalıkken, alınacak bazı tedbirlerle engellenebilecektir. Bu konuda hayvan sahibini aydınlatmak veteriner hekimlerin görevidir.

Aşağıdaki konularda veteriner hekimden bilgi isteyiniz.
A-Köpek edinilmeden önceKöpek daha satın alınmadan önce, veteriner hekimle kurulacak temasla, birçok yanlışın önüne geçilebilir. Sizin şartlarınıza ve kişiliğinize uymayan bir ırk ve cinsiyetin seçimi, hem sizi hem de köpeği mutsuz edecektir. Irklar üzerine yazılmış olan piyasa kitapları yeterince objektif olamamakta ve genellikle ırkların iyi yönlerine değinmektedirler. Az da olsa, bu ırkların kötü yönlerine değinen kitaplardan alacağınız bilgiler yeterli değildir; bu nedenle veteriner hekiminiz, en azından belirli ırklara mahsus olan hastalık ve doğuştan gelen kusurlar konusunda sizi aydınlatacaktır.

Bu dönemde veteriner hekimin önerilerini şöyle özetleyebiliriz:
1. Amaca ve kişiye uygun ırkın ve hattâ cinsiyetin belirlenmesi
2. Yavrular arasından en ideal olanın seçilmesi
3. Yavrunun alınacağı sağlıklı yerler
4. Yavrunun eve getirilişi ve evde yapılması gereken hazırlıklar

B- Köpek edindikten sonra

1. İlk günlerde sahibinin doğru ve yanlış olan davranışları üzerinde çalışma
2. Köpeğin teşvik edilmesi ya da kısıtlanması gereken davranışları
3. Sosyalizasyon dersleri
4. İtaat eğitimi ve ileri eğitim konusunda bilgiler

PSİKOLOJİ NEDİR? KÖPEK VE İNSAN PSİKOLOJİSİ ARASINDA NE FARK VARDIR
Psikoloji genel anlamda, canlıların davranış şekillerini, bu davranışların sebep ve sonuç ilişkileriyle mekânizmalarını inceleyen bilim dalıdır. Gerek davranış olayları, gerekse de düşünsel olaylar birbirinden bağımsız olmayıp, birlikte incelenirler. İnsanlar veya hayvanlar arasındaki bireysel farklılıklar ve nedenleri psikolojinin konusudur.Bütün bilimlerin olduğu gibi psikolojinin de kaynağı felsefedir. Ancak psikoloji, 20. yüzyılın başlarında bilimsel yöntemler kullanmasıyla felsefeden ayrılmış ve bilim olarak kabul görmeye başlamıştır.Davranış mekânizmalarının bir kısmı hayvanlar üzerinde de araştırılmış ve elde edilen bulgulardan insanlara genelleme yapılmıştır (örneğin; Pavlov’un deneyleri).Zaten psikoloji temelde hayvan-insan ayırımı yapmaz. Bütün canlıların davranışlarında sebep ve sonuç ilişkisini araştırır. İnsan ve hayvanın öğrenme süreçlerinde temel yapı birbirine benzer. Hayvan psikolojisi, her ne kadar biz insanlar tarafından yeterince kavranmamış olsa da, hayvanın yaşamında çok önemli yer tutan bir konudur. İnsan için, insan psikolojisi ne denli önemli ise, köpek için de aynı derece önemlidir dersek, hiç de abartmış olmayız. Beraber yaşayan, çoğu kez de aynı çevre şartlarının etkisi altında kalan bu iki canlı türü arasında mükemmel bir psikolojik iletişim sağlanmaktadır.Köpekte psikolojiyi ret eden tutuculara rağmen, 1970’li yılların başlarında yapılan çeşitli araştırmalarla hayvanlardaki davranış bozukluklarının tedavisinde psikoloji yöntemlerinin kullanılabileceği kabul görmeye başlamıştır. Bu yöntemleri geliştiren hayvan psikologları, davranış bozukluğu olan hastaları kabul etmeye başlamışlardır.Son yıllarda bazı ülkelerin veteriner fakültelerinde hayvanlarda psikolojik bozuklukların tedavisiyle uğraşan bilim dalları kurulmuştur. Ülkemizde “hayvan psikolojisi”, yakın bir gelecekte olması gereken yere getirilecek ve bu konuda İ.Ü. Veteriner Fakültesi öncülük edecektir. Hayvan ve insanın psikolojik yapısı arasındaki farklar nelerdir?Çok genel bir yaklaşımla, en önemli farkın öğrenme kapasiteleri arasındaki fark olduğunu söyleyebiliriz; zira insan ve köpekte birçok davranışın nedeni yaşam sırasında öğrenilenlerdir. İnsanın öğrenmesinde de ödül ve cezalar önemli yer tutar. Takdir edilen davranış yerleşir, olumsuz neticelere sebep olan davranış terk edilir.Bebekte olduğu gibi, yavru köpeğin çevreden gelen uyarımlara tepkisi çok sınırlıdır. Gelişimiyle beraber, öğrendiklerinin artmasına paralel olarak, tepkileri de artacaktır. Canlıları davranışa iten iç veya dış uyaranlardır. Bu uyaranlara gösterilen tepkilerin çeşitliliği, canlının gelişim seviyesine göre değişir. Bu noktada, köpek ve insan arasında kıyaslama yapılırsa, insanın bu uyarımlara gösterdiği tepki potansiyelinin köpeğinkinden yüzlerce kez daha fazla olduğu görülür. Gerçekten birçok temel davranış insanda, köpekte ve hattâ farede bile aynıdır. Bu nedenle insan ve köpek, hattâ daha da genellersek, insan ve hayvan davranışları arasındaki fark niceldir (tepki sayısı). Aksi olsaydı, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler insana genellenemez ve bu deney sonuçlarını, insan davranışlarını izah etmede kullananlar çıkmazdı.İnsan ve hayvan psikolojisi arasındaki en önemli benzerliklerden biri ise öğrenmeye meraktır. Bu iki canlı türü de, merakları sayesinde öğrenmeye son derece heveslidir. Bu merak yitirildiği zaman öğrenme arzusu da kalmaz. İnsan eğitimcileri gibi köpek eğitimcileri de, eğitimde merakın önemini çok iyi bilirler.
……………………………………………..
DOÇ. DR. H. TAMER DODURKA
Köpek psikolojisi hakkında daha fazla bilgi edinmek için

Neden Kedi ve Köpek Besleniyor ?

Neden Kedi ve Köpek Besleniyor ?

Aslında maymunlar zeki ve etkileyici olmalarının yanı sıra kedi ve köpek kadar da sevilen hayvanlardır, insanlar köpek ve kediye yönelırken niçin bu hayvanların dostluğundan uzaklaşmışlardır ? Geçmişte toplumun üst sınıflarının pet olarak maymun beslediklerine ilişkin belgeler mevcuttur.Günumüzde ise insanların pet olarak ilgi duydukları hayvan türünün basında köpekler gelmektedir. Batı ülkelennde hala köpeklere uzak duran ve pet olarak domuz, maymun, koyun, at, keçi ve inek besleyen insanlar bulunmakla birlikte, bunların sayışı fazla değildir.

Köpek ve kedi ne kadar yaygındır? ingiltere ‘de evlerin % 24 ‘ünde köpek ve % 20’sınde kedi mevcutken muhabbet kuşu ancak % 6 kadardır. Arkeologlar kurtların ilk evcılleştinlen hayvanlardan olduğunu ve bunun da yaklaşık olarak 14 bin yıl önce meydana geldiğin! ifade etmektedirler. insanların hayatta kalabilme rnücadelesinde hayvanların katkısının önemli rolü olmuştur. Bu yakın ilişkide; insanların yerleşik yaşam tarzım seçmeleri île sofra artıklarım, yiyecek parçalarım ve kemikleri kurtlara ver-
meleri bir başlangıç oluşturmuştur. Kurtlar bu yolla bir kısım gereksinimlerim kolaylıkla sağlamışlardır.

Köpeğin yaşamımıza girmesindeki en önemli nokta; bu hayvanın doğru yer ve zamanda, diğer evcil hayvanlarda olduğu gibi, insanın yakımnda bulunmasından kaynaklanmıştır.

Vücut büyüklüğü, pet olarak köpeğin bu kadar yaygın yetiştirilmesinin bir diğer önemli nedenidir, Köpekler geniş bir yelpaze içersinde dağılım gösteren vücut büyükiüğüne sahiptirler. Bu dağılım içersinde büyük ırk köpekler, örneğin irlanda kurt köpeği bile insanlarla yakın iletişim kurabilmektedir.

Köpeklerin iyi eğitilebilir olmaları, tercih edilmelerinim bir başka nedenidir ve eğitimleri yalnız yeme, içme, dışkılama ve idrarlarım yapmayla da sınırlı değildir. Bekçilik, av, yarış, görme özürlülere yardımcı olma, bomba, mayın, uyuşturucu, enkaz altında kalanları arama, kızak ile yük çekme ve kurtarma faaliyetlerine katılma için de köpekler son derece güvenilir bir tarzda yetiştirilebilir.

Sonuç olarak insanlar ilgileri ve olanakları çerçevesinde farklı büyüklükte, değişik davranış özelliklerine sahip köpekleri değişik amaçlar için seçebilme, onları bakıp, büyütebilme şansına sahiptirler.

Kediler tüm ırklar dikkate alındığında ve köpeklerle karşılaştırıldığında, birbirine oldukça yakın vücut büyüklüğüne sahip hayvanlardır.

insanların tüylü, sıcak varlıkları sevmeleri de köpek ve kediye yönelmelerinde önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca yaşlı insanlar onları çocukları yerine koymaktadır. Daha genç insanlar ise, dostluğu, güveni ve vefayı buldukları için hayatlarım bu hayvanlarla paylaşmayı tercih etmektedirler.

Hamster ve fareler çok küçük ev hayvanlar olup, kafesleri dışında bakılamazlar. Kafesten çıkartılacak olurlarsa da ezilebilir, kaybolabilir ya da diğer hayvanlara yem olabilirler.

Bu yazı ; Prof.dr.Ahmet ergün ve doç.dr.Ö.Hakan Muğlalının kedi ve köpek besleme besleme hastalıkları ve klinik besleme kitabından alınmıştır.

KÖPEK ve KEDİ BESLEME

Tüm diğer bilimsel konularda olduğu gibi kedi ve köpek beslemeyle ilgili önemli gelişmeler yirminci yüzyılda, özellikle de yirminci yüzyılın ikinci yarısında olmuştur. Kedi ve köpek beslemeye olan ilginin artışında insanların yaşam tarzlarındaki değişmeler ve Dünya’ya bakış açısında ortaya çıkan farklılıklar da etkili olmuştur. Ayrıca, çekirdek aile sayısındaki artışlar, yazılı ve görsel iletişim araçlarındaki sürat ve yaygınlık, ailelerin kültür ve sosyo-ekonomik düzeylerindeki dikkati çeken iyileşmeler olumlu katkı yapmıştır. Tüm bu sayılanlardan daha önemli olmak üzere hastalıkların önlenmesi ve sağıltımında ortaya konulan gelişmeler, bilimsel yöntemlerle üretilen dengeli ve sağlıklı, ticari karma yemlerde bu gelişmede etkili olmuştur. Ayrıca, bazı resmi ve özel kuruluşların profesyonel bir yaklaşımla vermeye başladıkları eğitimin de buna kalkışı vardır. Geniş halk kitlelerinin hayvan haklarım benimsemesi ve bunları gelişmişliğin bir göstergesi olarak ortaya koyup, uluslararası platformlarda savunması, yalnız kedi ve köpeğin değil tüm diğer hayvanların da en azından türlerinin korunması bakımından olumlu yaklaşımlardır,

Bu değişmelere koşut olarak Türkiye’de de son on yıl içersinde kedi ve özellikle de köpek sayısında dikkati çeken artışlar meydana gelmiştir. Büyük illerde özel veteriner kliniklerin hızla arttığı, köpek, kedi satan marketlere ve dergılere ılgının arttığı görülmektedir. Türkiye’de 1997 yılı içersinne köpek ve kedi yemi, aşısı ve aksesuarı ithali için ödenen paranın 12 milyon ABD dolarım aşması konun boyutlarım ortaya koyması bakımından çarpıcıdır.

Tüm bu gelişmelerin Türkiye’de sağlıklı bir biçimde olduğunu söylemek de olası değildir. Sertifikalı, annesi babası bilinen saf ırkların üretimi yerine tesadüfi çiftleştirmelerle elde edilen yavrular elden ele dolaşmaktadır.

Bu arada bütün Dünya’nın yakından tanıdığı sadık bir dost ve bir görev hayvanı olan Sivas Kangal köpeğinin üretimi meraklı özel kişi ve kuruluşların yanı sıra üniversitelerde, Silahlı Kuvvetlerde ve Emniyet Kuvvetlerinde ciddi programlar dahilinde yapılmakta olup, önemli sayısal artışlar meydana gelmiştir.

Akbaş ve Kars (Şark) Çoban Köpekleri ve benzeri diğer yerli köpek ırklarımızın da aynı ilgiyi görmesi ümit edilmektedir.

Ankara ve Van kedilerine olan ilgi de giderek artmakta olup, üretilmeleri üniversitelerin ve bazı araştırma enstitülerinin programları içersine alınmıştır.

Köpek ve kedi başta olmak üzere pet adı verilen evde beslenen hayvanların sahiplenilmesinde duygusallıktan uzak ve gerçekçi olmak gerekmektedir. Bir diğer ifade ile hayvan sahiplerinin;

1- yaşadıkları yakın çevrenin sağlık ve huzurunun bozulmamasına azami dikkati sarf etmeleri,

2- bedensel ve moral bakımdan kendi sağlıklarına özen göstermeleri,

3- hayvanın hak ve gereksinmelerini bilme ve yerine getirmede titiz olma mecburiyetleri vardır.

Ayrıca unutulmamalıdır ki hayvanlar hep genç ve sağlıklı kalmazlar. Onlarında canlı oldukları, bir diğer ifade ile hastalanabilecekleri ve yaşlanacakları bilinmelidir. Gerçek hayvan sevgisi de böyle zamanlarda ortaya çıkmaktadır.

İlginç bilgiler

Erkekleri hamile kalan tek hayvan deniz atıdır.

c Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır

c Tarantulalar iki buçuk yıl yiyeceksiz yaşayabilirler.

c Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.

c Timsahlar renk körüdür.

c Sadece dişi sivrisinekler ısırır

c Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır.

c İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.

c Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.

c Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler

c Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.

c Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.

c Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur

c Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.

c Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.

c Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.

c Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.

İnek sütünün pH değeri 6’dır.

c Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.

c Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.

Dünyanın en büyük hayvanı mavi balinadır. Aynı zamanda hayvanlar aleminin en hızlı büyüyen hayvanıdır. Kilosu 22 ayda 26 tona kadar ulaşır.

Dünyanın en hızlı hayvanı Leopar’dır. Hızı saate 100 km.’ye ulaşır.

Dünyanın en hızlı kuşu Boğazlı Kırlangıç’tır. 3 saniye süreyle saatte 128 km. sürate ulaşmıştır.

İyi bakılan ve erken yaşlarda kısırlaştırılmış bir tavşan 8 ila 12 sene yaşar.

Kediler 100 değişik ses, köpekler ise 10 ses çıkartabilirler.

Son 4000 sene içerisinde herhangi yeni hayvan evcilleştirilmemiştir.

Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gereklidir.

Atlar bir aya kadar ayakta kalabilirler.

Kedilerin herbir kulağında 32 adele vardır.

Bir inek hayatı boyunca yaklaşık 200.000 bardak süt üretir.

Fare, bir deveden bile daha uzun süre susuz kalabilir.

Karıncalar uyumaz.

Her sene Amerika’daki hayvan bakım yerleri 30.000 kedi ve köpeği uyutma mecburiyetinde kalıyorlar.

Hastalanmayan tek hayvan köpek balıklarıdır.

2.600 değişik cins kurbağa vardır.

Yılanlar duyamaz.

Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.

Filler zıplamayan tek memelidir.

Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğin ki kadar gelişmiştir.

Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.

Atların, insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.

Fareler kusamaz.

Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.

Kutup ayıları solaktır.

Bir karınca kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir.

Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler.

Yunuslar gözleri açık uyurlar.

Kangurular geri geri yürüyemezler.

Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.

Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.

Sineklerin beş gözü vardır.

Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur.

Dünyada insan başına düşen karınca sayısı 1 milyondur.

Sığırların dört tane midesi vardır.

Zürafalar yüzemez.

Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar.

Penguen yüzebilen, ama uçamayan tek kuştur.

Dünyada en tehlikeli hayvan sivrisinektir. Çünkü insanların ölümüne en fazla sebep olan hayvandır.

Hipopotamlar ağızlarını içine 1.20 cm.’lik bir çocuğun sığabileceği kadar geniş açabilirler.

Tüm dünyadaki kedi ve köpekler yılda 11 milyar dolarlık mama tüketiyorlar.

Bir sineğin hızı saatte sekiz kilometredir.

İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür.

Kedi ve köpekler insanlar gibi ya sağ ellerini çok kullanırlar ya da sol.

Kirpiler suda batmaz.

Develerin üç tane kaşı vardır.

Bir ıstakoz, ancak yedi senede, yarım kilo alabilir.

Salyangozların 25.000 civarında dişi vardır.

Mavi yunusların kalbi dakikada sadece dokuz kere çarpar.

Köpekbalıklarının kansere karşı bağışıklığı vardır.

Sivrisineklerin 47 tane dişi vardır.

Büyükçe bir yunus günde iki ton yiyecek tüketir.

Istakozların kanı mavi renktedir.

Filler ortalama olarak günde iki saat kadar uyurlar.

Timsahlar daha derine batabilmek için taş yutarlar.

Kediler şeker tadını ayırt edemezler.

Amerika’da 58 milyondan fazla köpek vardır.

Eski Mısır’da kediler kutsal hayvan sayılıyordu ve öldükleri zaman insanlar saygılarını göstermek için kaşlarını kazırlardı.

Zürafaların ses telleri yoktur.

Bu sayfadaki bilgiler değişik internet sitelerinden derlenmiştir.

GERIATRI – YAŞLILIK

Yaşlılık insanlarda olduğu gibi ev hayvanlarında da problemlere neden olur.Geriatri yaşlılığa bağlı olarak oluşan sağlık problemlerini ve bunların tedavilerini inceleyen bir bilim dalıdır. yaşın ilerlemesi, fizyolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle canlı organizma normal görevlerini yavaş yavaş yapmakta zorlanmaya başlar.Bu durum dostlarımızın hastalıklara karşı daha hassas olmasına neden olurken dokularının kendilerini yenileme hızında da azalmalara neden olmaktadır.

     Henüz yaşlanmanın altında yatan nedenler tam olarak ortaya konabilmiş değil. Bu konuyla ilgili en geçerli teoriler hücrelerin çok fazla parçalanmaları, genlerin erimesi gibi pek çok teori geliştirilmiştir.

    yaşam süresini etkileyen pek çok faktör vardır. Bunlardan en önemlileri aşağıdaki tabloda verilmiştir.

YAŞAM SÜRESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

GENETİK Küçük ırk köpekler büyük ırk köpeklerden daha uzun süre yaşarlar.Melez köpek ırkları,saf köpek ırklarına göre daha uzun yaşamaktadırlar.
BESLENME Şişman hayvanlar,Zayıf olanlara oranla daha kısa ömre sahiptirler.Yüksek yağ ve/veya düşük lif içeren mamalar hayvanların yaşam süresini kısaltır.
ÇEVRE Ev dışında bakılan hayvanlar,ev içinde bakılanlara göre daha kısa bir yaşam sürmektedir.Kırsal kesimde yaşayan hayvanlar,şehir ortamında yaşayanlara göre daha uzun ömürlü olmaktadır.

kısırlaştırılmış hayvanlar,kısırlaştırılmamış olanlara göre daha uzun süre yaşamaktadırlar.

KEDİ VE KÖPEKLERİN YAŞLI OLARAK KABUL EDİLDİKLERİ ORTALAMA YAŞ DÖNEMİ

Gurup Olgun dönem kilosu Ortalama Geriatri yaşı
Küçük köpek ırkları 0-9 kg 11,48±1,85 yıl
Orta büyüklükte köpek ırkları 9,5-23 kg 10,90±1,56 yıl
Büyük köpek ırkları 23,5-41 kg 8,85±1,38 yıl
Dev köpek ırkları 41 Kg ve Üstü 7,46±1,94 yıl
Kediler 11,88±1,94

 

 

not: Yukarıdaki veriler İVHO dergi 2/3 sayısından alınmıştır.

Düzenli olarak beslediğiniz dostunuzun kontrollerini yaptırdığınızda ilerleyen yaş dönemlerinde sizi pek bir süpriz beklemez. Çünkü veteriner hekiminize yaptığınız ziyaretlerde hekiminiz size gelecekte nelerin sizleri beklediği hakkında gereken bilgileri vererek sizleri zaten yönlendirecektir. Buda sizin  yaşlılıkta süpriz yaşamamanızı ve gereken hazırlıkları ona göre yapmanızı sağlayacaktır. Pek çok kişi yaşlılıkla ilgili yanlış fikirlere sahiptir. mesela yaşlılıkta gözlerde katarakt oluşumunun normal kabul edilmesi gibi. ? oysa katarakt başlı başına yaşlılıkla alakası olmayan bir hastalıktır ve tedavisi olan engellenebilen bir hastalıktır. yine yaşlılıkla bağlantılı olduğu sanılan bir hastalık olan ve köpeklerde ağrılarla seyreden eklem iltihaplarının da  yaşlılıkla pek alakası yoktur.

Yine yaşın ilerlemesiyle oluşabilecek kalp rahatsızlıkları önceden yapılacak kontrollerle daha başlangıçta yakalanıp ortadan kadırılabilir. kalp büyümesikalp yetmezliğiDiabetler(Şeker Hastalığı)Romatizmal ağrılar, bu hastalıklar gurubundan sadece bazılarıdır.

Dostunuzun düzenli olarak yapılacak kontrolleri onun kısa hayatının son dönemlerini gayet rahat bir şekilde geçirilmesini sağlayabilir. bunu asla unutmayınız.

Neden Aşı Yapmalıyım

Dostunuzun pek çok hastalıktan korunması için gerekli bir işlemdir. Bu hastalıklar kötü sonuçlar doğurabilen yada tedavi sonrası bazï kalïci hasarlara neden olan hastalïklardır. Bu aşılamalar bazı zoonoz (insandan gelen) hastalıkların engellenmesi içinde gereklidir

Nezaman Hangi Ayda Aşı Yapılmalı?

Aşılamaya ne zaman aşılaması gerektiğini ve hangi ayla başlanacağını aldığınız yavrunun annesinin yanında olup olmamasïyla,aldığınız bölgedeki hastalïk populasyonu durumuyla hatta aldığınız yerle direk alakalıdır.Veteriner hekiminizi ziyaret ettiğinizde hekiminiz bu durmlarla ilgili size sorular soracak ve yapïlması gerekenlri sıralaması ve periyoduyla alakalï size bilgi verecektir.

 Genel olarak yeni dostunuzun daha önce bir hekimi yoktuysa veteriner hekiminiz kedinize yada köpeğinizi önce muayene edecek şayet saysa ozaman aşılama işlemi için gereken işlemleri yapacaktır. Genelinde herhangi bir sağlık problemi yoksa ozaman veteriner hekiminiz dïşkı(Gaita ) tahlili yaparak dostunuzun için parazitlerininin olup olmadïğına bakacaktır.(çoğu zaman veteriner hekimler direk parazit ilacı verebilirler) Herhangi bir ilaç paraziti varsa önce parazitlerden dostumuzu kurtaracak sonra aşılama periyoduna geçecektir. Şayet herhangi bir sorun yoksa o zaman veteriner hekiminiz. Dostunuzu aldïğınız yer annesinin yanında olup olmadïğı gibi sorular size sorup yapacağı ilk aşılamanın hangisi olacağına karar verecektir.

Petshop yada barınaklardan alınan köpeklere karma aşıdan önce bartotella yada kenelcaft aşısı yapılabilir. şayet bu tür yerlerden alınan kediyse onada FIV aşısıyla başlanır.Şayet bu tür yerlerden değilde bildik bir annenin yavrusunu aldïysanız  Nezaman hangi aşının yapïlacağını kediler için buradan yada köpekler içinse  buradan öğrenebilirsinz  .

Zoonoz Hastalıklarla Mucadelede Aşılamanın Önemi

Hayvanlardan insanlara geçebilen hastalïklara zoonoz hastalıklar adï verilir. Bu hastalıklarï en önemlisi kuşkusuz kuduz hastalïğidır. Kuduz aşısı Hayvanlara 3 aylıkdan önce uygulanmaz ancak yavrularïn bağırsak siytemi ancak 3 aylïk olduklarïnda gelişimini tamamlar. Yavrular 3 aylık olduklarında tek doz ahlinde kuzu aşısı uygulanır ve bu aşı her yıl tekrar edilir. Bazï aşıların koruyuculuk süreleri 1 yïldan fazla olmasına rağmen bunlardan bazılarının heryıl tekrar edilmesi yasal bir zorunlulukdur.

Mantar Aşıları zoonoz hastalïklarla mücadelede önemlidir. mantar iyileşmesi uzun zaman alan ve bazï türlerinin insanlarada gelebildiği bir hastalïktır. Mantar hastalıklaı hem tedavide hemde koruyucu olarak kullanïlır yavrularda 2 doz ve sonraki her yïl için 1 doz şeeklinde uygulanmalıdır. Mantar hastalığıyla ilgili daha detaylı bilgiyiburadan alabilirsiniz

Lyme hastalïğina karşi yapılan borella aşılarıda zoonoz bir hastalïk olan lyme dan korunma amacïyla yapïlır. kenelerden köpeklere ve köpekdende insanlara gelebilen bu hastalïk malesef artïk yurdumuzdada görülmekdedir. Lyme için daha ayrıntılı  bilgiyi buradan alabilirsiniz.

 

Toxoplazma ïnsanlarda düzensizliklere erken doğuma veya sakat bebeklerin dünyaya gelmesine neden olan bir hastalïktır. daha çok kedilerden geçer. Toxoplazma hastalığıyla ilgili daha detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz

Yine zoonoz olan bazı bağırsak parazitleri ve diğer parazit etkenlerinden korunmak için dostunuzu anlamalı ve periyodik olarak veteriner hekiminize kontrol ettirtmelisiniz..

Veteriner hekiminiz gerekli gördüğü durumlarda tahliller yapacak ve sizi herkonuda aydınlatacaktır.