AVRASYA VETERİNER KLİNİĞİ

DOĞANCILAR CADDESİ NO:71/A ÜSKÜDAR /İSTANBUL TEL:0216 492 20 57

Web dizayn Zeki ÇELEBİ

KUŞLARIN VÜCUT YAPILARI
İskelet

Kuşların genel yapısı yürüme ve uçma hareketlerini rahatça yapmaya uygun bir şekilde oluşmuştur. Yürürken ve dururken gövdenin ağırlık merkezi ayakların üzerine düşer. Bu sırada kanatlar katlanmış durumda gövdenin iki yanına yapışık olarak durur. Kuşların iskeleti incelendiğinde kemiklerin ince, içlerinin boş ve birçok yerinde belirli delikler bulunduğu görülür. Akciğerlerden itibaren muhtelif yerlerde bulunan hava keseleri kemiklerle irtibatlıdır. İskeletin hafifliği,akciğer ve kemiklerle bağlantılı hava keseleri kuşların uçmalarını kolaylaştırır.


Kuşlarda kafatası,beyin ve soğancığın muhafaza edildiği kubbemsi ve iyi kaynaşmış kemiklerden, dikine bir kemik plakası ile ayrılmış büyük göz çukurlarından, kemik veya kıkırdak plakalarla ayrılmış burun deliklerinden itibaren boynuzumsu bir maddeden ibaret üst gaga ile yine ucu boynuzumsu maddeden yapılı alt gagayı göz çukurlarına bağlayan alt çene kemiklerinden oluşur.Gaga kafatası ve altçene ile bağlantı halindedir,eklemli ve oynaktır.





Kuşların omurgası,genellikle uzun olan ve 9 ile 23 omurdan oluşan hareketli bir boyun kısmı ,5-10 omurdan oluşup sabit olan göğüs kısmı,yine 16-20 omurdan oluşup sabit olan sırt kısmı ile 4-6 omurdan oluşan,kütlenmiş ve az oynak olan kuyruk kısmından ibarettir. Göğüste birbirine ve göğüs omurlarına bağlı 5-10 kaburga kemiği vardır.Göğüs kemiği iri,geniş ve yassıdır.Yalnız göğsü değil karın kısmını da kaplar.Göğüs omurlarından sonra gelen sırt ve bel omurları leğen kemiği ile kaynaşmıştır. Kuşlarda ön ekstremiteler kanat şeklini almıştır. Kanatlar kuvvetli kaslarla göğüs kemiğine bağlanmıştır.Kanadı omurgaya ve göğse bağlayan kemiklerden kürek kemikleri sırt tarafına doğru uzamışken sırt kargacık kemikleri göğüs ile kaynaşmış,köprücük kemikleri ise uçta birleşerek lades kemiğini oluşturmuşlardır

Kanatlar,kısa bir pazu kemiği ve uzun ön kol kemikleri ile körelmiş el kemiklerinden ibarettir. El,birbirine kaynaşış uzunca bir orta el parçası,başparmak,orta büyük parmak ve buna bitişik küçük parmak olmak üzere 3 parmaktan oluşur.Duruş ve yürüyüş halinde kolun üst kısmı geriye,alt kısmı öne ve el kısmı geriye kıvrık bir şekilde durur

Ayaklar,sırt omurlarıyla birleşmiş ve bütünleşmiş leğen kemiğine bağlıdır.Kısa ve kuvvetli olan uyluk kemiği öne doğru yatık, gövdenin yan etleri içinde gizlenmiştir.Bu nedenle diz eklemi dışardan görülmez.Arkaya doğru eğik duran baldır oldukça iri ve uzundur.Kaval kemikleri kaynaşmıştır.Bilek ve ayak kemikleri kaynaşarak boru şeklinde parmaklara eklenmiştir.Beşinci parmak kaybolmuştur.Parmak sayısı genel olarak 3-4,deve kuşlarında 2 dir.Arkaya dönük birinci parmak 2,içe bakan ikinci parmak 3,ortadaki üçüncü parmak 4,dıştaki dördüncü parmak ise 5 eklemlidir.En uç eklemde tırnak oluşmuştur.Parmak sayısı ve eklemlerde türlere göre çok değişikliklere rastlanır

İskelet kaslarla çevrilidir.Kanatla çok kuvvetli kaslara göğüs kemiğine bağlıdır.Ayak kasları da oldukça güçlüdür.

İç Organlar 

Beyin kafatası boşluğunu doldurur.Omurilik omurga kanalının son ucuna kadar uzanır.Omurilikten ayrılan sinir bütün organlara ve kaslara dağılır.

Kuşların kalpleri 4 gözlüdür. Sağ ve sol kulakçıkla karıncıklardan oluşur.Kalp atışları memelilerden daha hızlıdır.

Solunum organları akciğerler küçüktür. Memelilerde olduğu gibi serbest bir halde göğüs boşluğunda durmazlar. Tersine hücre boşluğu ile gövde boşluğunun duvarlarına yapışık ve omurganın yanlarında, kaburganın ara boşluklarına gömülmüş bir halde bulunurlar.Kısa olan bronşları birçok kollara ayrılır. Bu kollardan yer yer birbirleriyle birleşen borular çıkar ve bunlar kılcal kan damarlarıyla içiçe örgülenirler. Akciğerin bronşiyal borularından birçok hava kesesi çıkmaktadır. Bunlar belirli bölgelere,boyun, göğüs ve karın kısımlarına uzanır. Hatta leğen kemiği boşluklarına kadar sokulurlar. Bu hava keseleri hava deposu işini görürler. Gövde,kanat ve ayak hareketlerinde sıkışır ve açılırlar,bu suretle ciğerlerde hava vantilasyonunu sağlarlar. Kuşlarda diyafram olmayışı,göğüs kafesi yapısı ve akciğerlerin yerleşimi dolayısıyla solunum işlemi de memelilerden farklıdır.


Uçuşta kanat çırpma sırasında ciğerlere ve hava keselerine yapılan basınçla ciğerlerin körüklenmesi sağlanır ve solunum meydana gelir.Uçmayan evcil kümes hayvanlarının kanat çırpmaları,uçamaya devekuşlarının yürürken ve koşarken küçük kanatlarını sürekli sallamaları solunumu sağlama ihtiyacından doğar.Solunumda yararlı olan hava keseleri aynı zamanda vücut sıcaklığının korunmasını da sağlar

Kuşlarda böbrekler iri ve uzunca,sırt kemiğinin iç çukuruna gömülmüş bir durumdadır. Böbrekten çıkan idrar kanalları bağırsağın arka tarafına uzanır ve eşey deliğinin üst kısmına açılır.Sidik salgısı kuşlarda sulu değildir.Beyaz,yoğun ve çabuk katılaşan bir maddeden ibarettir

Kuşlarda sindirim sistemi de değişiklik gösterir.Kuşlarda ağız kısmında diş bulunmaz.Gaga kenarlarındaki testeremsi çıkıntılar ve diğer oluşumlar beslenmeleri ile ilgilidir.Gagalar da beslenme şekline göre değişiklik gösterir.Ağız içinde boynuzumsu bir madde ile kaplı ve hareketli olan dil besinleri almaya ve yemek borusuna göndermeye yarar.Yemek borusu boyun uzunluğuna göre şekil alır.Bazı tanelerle beslenen kuşlarda ve yırtıcılarda yemek borusu genişleyerek kursak oluşmuştur.Alınan besinler kursakta yumuşatılır. Pelikanlarda yemek borusu gırtlakta genişleyerek kese halini almıştır ve tükürük bezleri ile diğer salgılar bu keseye boşalır.Bütün kuşlarda yemek borusu alt kısımda genişler ve oval bir şekil alarak ön mideyi oluşturur.Ön mideye birçok salgı bezi bağlıdır.Ön mideden sonra güçlü kaslardan oluşan ve iç kısmı sertleşmiş,boynuzumsu bir madde ile kaplı katı veya konsa denilen kaslı mide gelir.Kaslı mide alınan besinlere göre değişiklik gösterir.Yırtıcı kuşlarda bu mide zayıf kaslıdır.Tane yiyen kuşlarda ise sert kaslı ve içi karşılıklı sert iki plakadan oluşur.Kursak ve ön mideden geçerken yumuşayan besinler burada mide hareketleriyle parçalanır ve öğütülürler. İnce bağırsak uzundur.Baş tarafına pankreas ve öd salgısı ulaşır.Kısa olan kalın bağırsağın sonunda uzunca iki kör bağırsak bulunur.Kalın bağırsak anüse açılır

Kuşlar yumurtlayarak ürediklerinden üreme organları da değişiklik göstermekte ve sürüngenlerin üreme organların benzemektedir. Erkeklerde böbreklerin ön yan tarafına ikişer tane yumurta biçiminde testisler bulunur.Çiftleşme zamanı bu testisler şişer genellikle soldaki daha büyük olur. Az gelişmiş olan böbreğin bir kısmından oluşan yan testisler sidik kanalının dış yanından aşağıya doğru iner ve uçları sperm baloncukları ile şişen sperma kanallarıyla birlikte anüsün iç tarafındaki iki çıkıntıya ulaşır. Kuşların çoğunda çiftleşme organı yoktur.Yalnız ördekgiller familyası mensuplarında anüsün karına bakan iç duvarından iki kabarcık ile payandalanmış ucu dışarı çıkabilen bir penis bulunur. Penis üzerindeki oluk ,sperma kanallarının ucu olan kabarcıklardan çıkan spermayı dişiye iletmeye yarar. Leylek ve balıkçıllarda ise penis körelmiş, anüsün iç duvarında bir siğil şeklini almıştır

Dişilerde üreme organı yumurtalık ve yumurta kanalından ibarettir. Sağ yumurtalık ve yumurta kanalı körelmiş veya tamamen ortadan kalkmıştır. Çiftleşme ve yumurtlama zamanı sol tarafta bulunan üzüm salkımı şeklindeki yumurtalık ve dolambaçlı döl kanalı olağan üstü büyür. Döl kanalı üzerinde bulunan uzunluğuna katlanmış derideki sümüğümsü bezler yumurta akı maddesini ve arka taraftaki bezlerde iplikli yumurta derisini oluşturur. Döl yolunun sonunda kısa ve geniş kısım döl yatağı adını alır. Burada çelikli renklerde ve poröz olan yumurta kabuğu oluşur. Kısa ve dar olan uç kısmı sidik borusunda olduğu gibi dış yandan kloaka ya açılır. Her dişinin eşey organında erkek eşey organını karşılayan ve aynı bölgede anüsün iç duvarında yer alan bir klitoris (bızır) bulunur.

Duyu Organları

Kuşlarda duyu organları arasında görme organı göz en çok gelişme gösteren organdır.Kuşların büyük bir bölümünde gözler kafanın iki yanında yer alır.Sadece gece yırtıcılarında gözler kafanın ön tarafındadır. Kuşlarda gözlerin çok az hareketli olmasına karşın baş ve boyun büyük hareket kabiliyetine sahiptir.Göz kapakları çok hareketlidir.Göz kapaklarından ayrı olarak gözü örtebilen hareketli ve saydam bir zar ( nicitans ) bulunur. Bütün kuşlarda daralıp genişleyebilen göz bebekleri yuvarlaktır. Retina tabakası ön kısma nazaran daha geniştir.Göz çevreleyen katı tabakanın içinde ve cornea kenarlarının arkasında kemik tabakacıklarından oluşan bir halka vardır.Cornea tabakası bütün kuşlarda kuvvetli bir şekilde kubbeleşmiştir.

Retina tabakasının büyüklük ve gelişmişliğine paralel olarak keskin ve net görebilme çok gelişmiştir.Durdukları yerde bir dairenin 300 derecelik sahasını görebilirler

İşitme organı olan kulak gözlerin hemen arkasında,başın iki yanında yer alır. Kuşlarda da kulak,iç,orta ve dış kulak olmak üzere üç kısımdan ibarettir.Fakat dış kulak pek dikkati çekmez.Genellikle dıştan bir tutam kalem tüyü ile çevrili ve örtülüdür.Bazı kuşlarda kulağı çevreleyip örten kalem tüylerinin rengi değişiktir

Koku alma organı burun üst gaganın dip kısmında yer alır. Çoğunlukla tam olmayan bir ara perde ile ayrılmış burun boşluğunda koku alma görevini taşıyan midye şeklinde bir çift oluşum vardır.Her iki burun deliği üst gaga dibine yakın bir yerde bulunur.Bazı kuşlarda burun delikleri sert kıllarla örtülüdür(kuzgun). Bazılarında ise (fırtına kuşları) boru şeklinde uzamış ve birbiriyle birleşmiştir

Tat alma organı dil ve gaganın iç kısmıdır.yumuşak olan dil dibi ile damakta yer alan tomurcuklar vasıtasıyla tad alma olayı gerçekleşir

Gaga ve dil dokunma organı vazifesini de görmektedir. Çulluklar,ördekler ve genellikle diğer su kuşlarında yumuşak gaga derisi üzerinde yer alan cisimcikler gaganın dokunma organı olarak iş görmesini sağlar.Ayrıca böceklerle beslenen diğer bazı kuşlarda (ağaçkakanlar) oldukça uzun olan dilleri de dokunma vazifesini görür.


Dış Görünüş 

Başlıca karakteristikleri vücutlarının çok değişik renklerde tüylerle kaplı olmaları ve gövdelerinin iki yanında yer alan kanatları ile uçabilmeleridir.Kuş vücudunun bazı yerleri gaga,ayak ve parmakları ile akbaba gibi bazı kuşlarda boyun kısmı tüysüzdür.Kuşlarda ayaklar yürümeye,yüzmeye,tırmanmaya ve tutunmaya yarar.Ayaklar genellikle sert pullarla kaplıdır.Bazı türlerde ayakların hatta tırnaklara kadar parmaklarında tüylerle kaplı olduğu görülür.Değişik şekillerdeki gaga sert keratinden oluşur.Bazı türlerde gaga yumuşak bir deriyle kaplıdır.Gagalar kuşların beslenme tarzlarına bağlı olarak çok değişik şekillerdedir.


Tüy Değişimi

Memelilerde ve kuşlarda deriden oluşan kıllar ,tüyler,tırnaklar dış etkilerle devamlı yıprandıklarından zamanla bunların yerine yenileri oluşur.Bu yenileme işi bazen yavaş yavaş ( memelilerde deri,tırnak,;kuşlarda pençe ve gaga ) bazen de belli zamanlarda ve oldukça hızlı bir şekilde oluşur (kıl ve tüy değiştirme).Ekseri, kuşlar bütün tüylerini senede bir defa,bazıları iki defa değiştirirler.Bazı kuşlar küçük örtü tüylerini senede iki defa,kanat ve kuyruk teleklerini ise bir defa değiştirirler.Tüy değiştirme yavaş olduğundan,genellikle 1-3 ay sürdüğünden kuşlar tamamen çıplak kalmaz ve uçma yeteneklerini kaybetmezler. Fakat kaz,ördek,kuğu,turna ve bazı bataklık kuşları uçma teleklerini birden döktüklerinden birkaç hafta uçamazlar.Bu durumlar dışında değişik tüy değiştiren türler de vardır.Bazılarında erkek ve dişi değişik zamanlarda tüy değiştirir.Tüy değişimi derideki tüy yuvasında yeni tüyün büyümesi ve üstteki yıpranmış tüyün atılmasıyla oluşur.Bu tüy yenilemede renk değişikliklerine de rastlanır. Yılda iki defa tüy değiştiren kuş türlerinde genellikle yaz ve kış renklerinde farklılıklar olur

Ayak Yapıları

Kuşlarda iskeleti oluşturan arka ekstremiteler yürüme bacaklarıdır.Bacağın üst kısmında yer alan uyluk kemiği ve diz eklemi bacak kasları ve karın tüyleri tarafından örtüldüğünden dışardan görülmez.Alt bacaktaki kaval kemiği kamış kemiği ile birleşerek but kemiğini oluşturmuştur.But kemiğinden sonra bilek ve tarak kemiklerinin birleşmesinden oluşan oldukça uzun ayak kemiği gelir.Bu kemiğin alt ucundaki çıkıntılara ikinci,üçüncü ve dördüncü parmaklar bağlanır. Birinci ( arka ) parmağı olan kuşlarda bu parmak ayak kemiğinin iç kenarındaki çıkıntıya bağlanır.Beşinci parmak yoktur.Parmak sayısı genellikle 3-4 tür.Birinci parmak 2,ikinci parmak 3,üçüncü parmak 4 ve dördüncü parmak 5 parçalıdır.Parmaklar bazı türlerde öne ve arkaya dönebilir.Ayaklar keratin pullarla kaplıdır.

Kuşlarda ayaklar yaşam ve hareket tarzlarına göre değişik yapılar gösterir

Yürüme Bacakları: 

1. Koşucu ayaklar: Arka parmak bulunmaz.

2. Adımlayıcı ayaklar: Parmakların üçü öne biri arkaya dönüktür.Orta ve dış parmaklar ortaya kadar birbirine birleşmiştir.

3. Sıçrayıcı ayaklar: Üç parmak öne biri arkaya dönüktür.Orta ve dış parmaklar yalnız diplerinde birleşmiştir.

4. Eşinici ayaklar: Parmaklarda üçü öne biri arkaya dönüktür.Öteki parmaklardan uzun olan orta parmak eşinmeye uygundur.

5. Yakalayıcı ayaklar: Tırnakları sivri ve kıvrık olup birince,ikinci parmak ve tırnakları diğerlerinden uzundur.

6. Tırmanıcı ayaklar: Parmakların ikisi öne,ikisi arkaya dönüktür.

7. Tutunucu ayaklar: Dört parmakta öne dönüktür.

8. Döner parmaklı ayaklar: Öne dönük üç parmaktan dıştaki istenilince arkaya döndürülebilir.

9. Yarık ayaklar: Öne dönük üç parmak diplerine kadar serbesttir

Bataklık ve Su İçinde Yürümeye Yarayan Bacaklar: 

Bu tipte but kemiği tamamen veya kısmen tüysüzdür.

1. Tek bağlı ayaklar: Orta ve dış parmaklar bir deriyle birbirine bağlıdır.

2. Çift bağlı ayaklar: Öndeki parmaklar dip kısımlarında kısa bir deriyle birleşmiştir.

3. Boğumlu ayaklar: Parmakların etrafındaki deri boğumludur. 

Yüzme Bacakları: 

1. Ayrık perdeli ayaklar: Parmaklar birbiriyle yapışık değildir.

2. Tam perdeli ayaklar: Öne dönük üç parmak arasında parmak uçlarına kadar uzanan bir deri vardır.

3. Yarık perdeli ayaklar: Öne dönük üç parmak arasındaki deri parmak uçlarına kadar devam etmeyip parmak ortalarında biter.

4. Kürek ayaklar: Öne dönük arka parmak dahil olmak üzere bütün parmaklar arasında bir deri vardır.


Gaga Yapıları

Keratinden oluşan gaga üst ve alt gaga olmak üzere iki kısımdır.Üst gaga,üst çene ve burun kemiklerinin,alt gaga ise alt çene kemiklerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.Üst gaga burundan itibaren devam eden sırt kısmı,genellikle az veya çok eğik olan gaga ucu ve keskin gaga kenarlarından oluşur.Gaga kenarlarında Çoğunlukla diş şeklinde çıkıntılar veya testere gibi tırtıklar bulunur.Alt gaga ise her iki alt çene kemiği uçlarının birleştiği gaga ucu ile çene kemikleri arasın örten ,bazı türlerde yumuşak bir deriden oluşan gaga altından oluşur. Birçok kuşta üst gaga dibinde yumuşak ve genellikle sarı renkte bir deri vardır.Bir kısım bataklık ve su kuşlarında bu deri bütün gagayı örter ve zengin sinir uçları ile dokunma organı görevini görür

Kuşların beslenme tarzına bağlı olarak çok değişik şekillerde gagalara rastlanır.Yırtıcı kuşların gagaları kanca gibi kıvrık,keskin ve güçlüdür.Deri,et ve hatta kemikleri parçalarlar.Tohum yiyen kuşlarda gagalar kalın ve koniktir.Bataklık ve sulak alanlarda yaşayan kuşların gagaları genellikle uzundur.Böcek yiyen kuşların gagaları ince ve sivridir.Pelikan gagası ise alt çenedeki esnek derisiyle büyük bir kepçe gibidir.Gaga şekilleri de kuşların tanınmasında ipuçları verir.

Beslenme

İç organlar bölümünde kuşların sindirim sistemi hakkında özet bilgiler verilmiştir. Kuşlarda gaga besinleri tutmaya,koparmaya ve parçalamaya yarar.Ağız kısmında aldığı besinleri öğütmeye,ufalamaya yarayan diş gibi bir organ yoktur.Taneyle beslenenler taneleri olduğu gibi veya gagalarıyla kırarak,etle beslenenler ise avların parçalayarak yutarlar.Kuşların çoğu besinlerini büyük parçalar halinde yutar.Yutulan besinler kursağı olan kuşlarda bir süre kursakta kalıp yumuşatılır.Besinler midede parçalanır.Ön midede sindirim fermentlerini alarak taşlığa (kaslı mide) geçen besinler burada küçük parçalar haline gelir ve bağırsaklara geçer.Sindirim bağırsakta tamamlanır.Selüloz ise kör bağırsakta sindirilir.Çok hareketli olan ve çok enerji harcayan kuşlar çok gıda almak zorundadırlar.Yalnız ot ve yaprak gibi besinlerle beslenen kuş türü çok azdır.Bitkisel besinlerle beslene kuşlar genellikle filiz,körpe yaprak meyve tohumları yerler.Bitkisel besinlerin sindirimi hayvansal besinlerden daha zor olduğundan ve gelişme süresince protein ihtiyacı yüksek olduğundan bitki ve tane yiyen kuşların çoğu yavrularını böcek ve kurtlarla beslerler.Belli bir süre sonra hayvansal proteinle beslenen yavrular gelişince yine bitki ve tanelerle beslenmeye başlarlar.Kuşların büyük bir bölümü hayvansal gıdalarla beslenirler.Böcekler,kurtlar,larvalar,yumuşakçalar,krustaseler, sürüngenler,balıklar,küçük memeliler,orta boy memeliler ve yavruları ile çeşitli kuşlar değişik kuş türlerinin besinlerini oluştururlar. Hayvansal besinlerle beslenen kuşlar sindiremedikleri tüy ve kemikleri (baykuşta olduğu gibi) bir yumak halinde ağız yoluyla dışarı atarlar. Böcek yiyen kuşların çoğu da sert kitin parçalarını aynı şekilde kusarlar.Gündüz yırtıcıları tüy,kemik,kıl gibi parçaları yemezler.Akbabalar özellikle Kuzukuşu kalın sığır kemiklerini bile midede oluşan asit (HCL) ile eritirler.Balıkla beslenen kuş türlerinden Yalı çapkınları pul ve kılçıkları ağız yoluyla dışarı atmalarına karşın,martı,pelikan ve balıkçıllar bu kısımları da sindirirler. Meyvelerle beslenen kuşların birçoğu meyvelerin etli kısımlarını yer ve sindirirler,çekirdekleri ise bağırsak veya ağız yoluyla dışarı atarlar.Böylece bitkilerin yayılmasını da sağlamış olurlar

Kuşların dışkıları da beslenmelerine göre farklıdır.Tane ve tohumlarla beslenen kuşların dışkıları kuru ve katıdır.Hayvansal besinlerle beslenenlerin ise cıvık ve genellikle yapışkandır.Meyvelerle ve bitkilerle beslene kuşların dışkıları genellikle renkli(yeşil,mor) ve içlerinde çeşitli tohumlar vardır

Kuşların birçoğu yavrularını uzun bir süre yuvada beslerler.Bir kısmı kursaklarında yada ön midede yumuşayan,yarın sindirilmiş besinler kusarak,veya yavruların gagalarını ağız ve kursaklarına kadar sokmalarını sağlayarak beslerler.Güvercin yavruları ise ana babalarının kursaklarında oluşan sütümsü bir maddeyi,gagalarını ana ve babalarının boğazına sokarak alıp beslenirler

Üreme ve Kuş Yumurtaları

Kuşlarda üreme yumurtlama yoluyla olur.Bütün kuşlar hazırladıkları bir yuvaya veya uygun bir yere yumurtlarlar, bir süre kuluçkada yatar ve yavruların yumurtadan çıkmasını sağlar.Bazı türlerde yumurtadan çıkan yavrular yuvayı hemen terkeder,ana-babalarıyla birlikte besinlerini ararlar.Bir kısım kuşlarda ise yavrular belli bir süre yuvada kalır,ana,baba veya herhangi biri tarafından beslenir,uçacak hale gelince yuvayı terkeder.Guguk kuşu yuva yapmaz,yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakır,yumurtadan çıkan yavrular da yuva sahibi kuş tarafından beslenip büyütülür.Kuşlar genellikle ilkbaharda çiftleşerek yuvalanır ve yumurtlarlar.Bu bazı kuşlarda senede bir,bazılarında iki,bazılarında 3-4 kez kuluçka olayı görülür.En çok yumurtlayan kuşlar tavukgillerdir.Bıldırcın 10-16,keklik ve sülün ise 15-20 yumurta yapar

Kuşların yumurtaları şekil,büyüklük ve renk bakımından çok çeşitlidir.Genel olarak yumurta büyüklüğü kuşla ve çıkacak yavru büyüklüğü ile orantılıdır.Kuş büyüklüğüne göre en büyük yumurtayı kivi,en küçüğü de guguk kuşu yapar.Yumurtaların renkleri yuva yerlerine göre değişir.Oyuklarda,karanlık,kapalı yuvalarda kuluçkaya yatan kuşların yumurtaları ise ortama uyacak şekilde renkli ve benekli olur.


Kuş Yuvaları

Bazı kuşlar herhangi bir yuva yapmadan yumurtalarını doğruca yere veya pek derin olmayan bir çukura bırakarak kuluçkaya yatarlar. Bir kısmı yerde bulduğu veya yaptığı bir çukuru yumuşak ot,yaprak, yosun gibi maddelerle döşer.Diğer bir kısım kuşlar hazır bulundukları ağaç kovuklarında, kaya oyuklarında yuvalanırlar. Bu kovuk ve oyukları da bazıları yumuşak otlar, yosunlar ve tüylerle döşerler. Bazı kuşlar ise yuvalandıkları kaya oyuklarının giriş yerini çamurla sıvar,girebilecekleri kadar bir uçma deliği bırakırlar(sıvacı kuşları). Açıkta yuva yapan kuşların yuvaları çok değişik şekillerde olur. Genellikle kase şeklinde, üstü açık olan yuvalar yerde,otlar, sazlar ve dallar arasında kurulur.Bir kısmı çalı çırpıdan özensiz yapılmış ve sığdır. Bir kısım yuvalar ise çalı,çırpı,ot,yosun gibi malzemeyle ve oldukça özenle yapılmış,derince sağlam yuvalardır.Bu sağlam yuvalar ertesi yılda onarılarak kullanılır. Çoğu dallara, sazlara, otlara sağlam bir şekilde bağlanmıştır.Açıkta yapılan her tarafı kapalı yuvalarda çeşitli malzemelerden yapılır. Bunların yalnız bir yerinde kuşun girip çıkabileceği büyüklükte bir delik bulunur. Kapalı yuvaların en mükemmelini çulha kuşu yapar. Kavak ve söğüt tohumu pamukları veya doğuca pamuğu çok güzel ve sağlam bir şekilde birbirine yapıştırarak ve örerek yaptığı yuvayı tepesinden uzanan saplı bir dal ucuna veya saza bağlayarak asar.Kırlangıçlarda çamurları tükürükleriyle yapıştırarak ve arasına saman çöp sıkıştırılarak çatı altlarına, pencere içlerine kemer ve kolon altlarına yarım küre şeklindeki yuvalarını yaparlar. Kuru otlardan, çalı çırpıdan yapılmış çeşitli kapalı yuvalara da rastlanır. Kuşlar yuvalarını münferit olarak çeşitli yerlerde yaptıkları gibi küçük gruplar ve oldukça büyük koloniler halinde bir arada yaparlar


Kuşların Yaşama Ortamları

Dünyada ve yurdumuzda her türlü yaşama ortamında kuşlara rastlarız.Köy,kasaba ve şehirlerde serçe, güvercin, gugucuk, sığırcık, kırlangıç, karga, saksağan, kukumav ve leyleklere rastlanır. Bunların birçoğu saçak ve kiremit altlarında, baca deliklerinde, çatılarda yuvalanır. Bir kısmı ise ağaçlarda, damlarda, balkon, kapı ve pencere kirişlerinde açık veya kapalı yuvalar yaparlar. Birçoğu insanlardan artan gıdalarla beslenirler.Yerleşim yerleri dışında tarım alanları, çalılık ve ağaçların bulunduğu kırlarda yaşarlar. Ağaçlar, çalılar, otluklar ve kayalıklar yuvalanmaları ve barınmalarını sağlarlar. Meyveler, tohumlar, böcekler ve küçük hayvanlarla beslenirler. Göllerde, bataklık ve sazlarda, akarsu boylarında rastlanan ve çoğunluğu suya bağımlı olan kuşlar sazlıklarda, adacıklarda, oyuklarda yuvalanırlar, balıklar, böcekler, kurtçuklar ve bitkilerle beslenirler. Deniz kıyılarında rastlanan kuşların çoğu da kıyıda veya denizde avlandıkları canlılar ve kıyılardaki yarlarda, kayalıklarda veya kumsallarda yuvalanırlar. Ormanlarda ise ağaçlarda, ağaç kovuklarında ve dallarda yuvalanan, böcekler,meyve ve tohumlarla beslenen kuşlara, kuşlar ve küçük memelilerle beslenen gündüz ve gece yırtıcılarına rastlanır. Sarp kayalıklarda, dağların yüksek yerlerinde buraya has kartal, akbaba gibi büyük yırtıcı kuşlara, dağ kargaları, urkeklik ve kaya serçesi, kaya ardıcı gibi kuşlara rastlanır. Steplerde ise yerde yuvalanan ve iyi koşabilen, tohum ve böceklerle beslenen kuşlara ve çeşitli yırtıcı kuşlara rastlanır. Her yaşama ortamının kendine özgü, ortama çok iyi uyum sağlamış kuş türleri vardır. Bazı türler ise çok değişik ortamlara uyum sağlayabilir ve değişik ortamlarda rastlanırlar.

KUŞLARDA GÖÇ

Kuşlarla ilgilenen,kuşları azçok tanıyan herkes ilkbaharın geldiğini kırlangıçların ve leyleklerin gelmesi ile fark eder.Daha bir çok kuş baharla birlikte yurdumuza gelerek yuvasını yapar ve kuluçkaya yatar. Yavrularını büyüten bu kuşlar sonbaharın gelmesiyle tekrar geldikleri sıcak ülkelere dönerler.Bu kez sonbaharda yurdumuz üzerinden geçerek güney ülkelerine giden veya yurdumuzun sulak sahalarında, bataklıklarında kışlamaya gelen diğer kuşlara rastlarız.Avcı olanlar yaban ördekleri ve kazların gelişini ve dönüşlerini,bıldırcınların,çullukların belli bölgelere gelmelerini gayet iyi takip ederler.Kuşların ilkbahar ve sonbaharda muntazaman tekrarladıkları ve uzun mesafeleri kat ederek gerçekleştirdikleri bu büyük göç milyonlarca yıldan beri süre gelmektedir.içgüdüsel bir hareket olduğu kabul edilen bu büyük göçün nedenleri henüz tam olarak bilinmemekle beraber ortaya konan çeşitli varsayımlar vardır.Bunlardan biri ve hala geçerli sayılanı buzulçağının bitmesiyle Afrika,Güney Asya ve Güney Amerika' daki çeşitli kuşlar kuzeye doğru yayılmış ve şimdiki kuluçka alanlarına gelerek bahar ve yaz aylarında uygun kuluçka,barınma ve beslenme alanları bulmuşlardır.Fakat kışın başlamasıyla barınma ve beslenme olanaklarının daralması üzerine anavatanları olan güneye inmişlerdir.Dönüşte de geldikleri yolu izlemişlerdir.Uygun ortamlarda yaşamla­rını sürdürmek için yapılan bu göçler gelecek nesillere kalıtsal bir özellik olarak geçmiştir.Göç besin azlığını gidermekten çok içgüdüsel bir hareket haline dönüşmüştür. Göçten alıkonan göçmen kuş yavruları yaşlılar gittikten sonra sahndıklarında doğrultu içgüdüsüyle güneye yönelirler,ama gerçek göç yolunu bulamazlar.Yavrular göç yollarını ana babalarından öğrenirler. Kuşların göç sırasında aynı yolu nasıl buldukları eskiden beri bilimsel olarak incelenmektedir. Varılan kanılar kuşların yön bulmak için güneşi, ayı ve yıldızları çok iyi kullandıkları, ayrıca dünyanın manyetik alanını da kullandıkları doğrultusundadır. Eski dünyanın kuzeyinde kuluçkaya yatan kuşların bir bölümü kışı Güney Avrupa, Kuzey Afrika, Akdeniz sahilleri, Ortadoğu ve Basra körfezinde, bir kısmı Kızıldeniz, Nil vadisi, Orta ve Güney Afrika'da, diğer bir kısmı da Hindistan ve Güneydoğu Asya'da geçirmektedirler. Her yıl muntazaman uzun bir göçe katılan bu kuşlara "Göçmen Kuşlar" diyoruz. Göçmen kuşların bir kısmı ilkbahar ve yazın yurdu­muzda olurlar (Yaz Göçmenleri), bir kısmı ise sonbahar ve kış aylarında raslanırlar (Kış Göçmenleri). Bir kısmı ise güneye göç sırasında yurdumuzdan geçerler (Geçit Kuşları).
Bu büyük göçün dışında bazı kuşlar, yerli kuşların bir bölümü de yine iklim, barınma ve beslenme şartlarındaki değişiklikler dolayısıyle kısa mesafeli, dağların yüksek yerlerinden vadi tabanlarına veya daha ılıman bölgelere kısa göçler yaparlar. Doğu ve Orta Anadolu'nun birçok yerinde bilinen ve raslanan keklik sökünleri örnek olarak ve­rilebilir. Orta Anadolu'nun tamamen karla kaplandığı, göllerin donduğu zamanlarda yerli ve göçmen ördekler, kazlar güneye, Akdeniz kıyısındaki sulak alanlara giderler. Bu diğer büyük göçten ayrılmalıdır.
Bu kısa göçlerin dışında bazı kuşlar daha iyi beslenebilmek için yer değiştirirler. Bu her yıl tekrarlanabildiği gibi, kurak ve yağışlı yıllara bağlı olarak daha uzun periyotlar içinde de olabilir. Mesela Step Tavuğu (Syrraptes paradoxus) bazı yıllar İran'dan batıya doğru, Orta Avrupa'ya kadar gitmektedir. Bu tip hareket eden kuşlara "Gezginci kuş" denir.
Yurdumuz Orta ve Doğu Avrupa ile Kuzeybatı Asya'da yazı geçiren kuşların göç yolu üzerinde önemli bir yer işgal eder. Orta ve Doğu Avrupa'daki kuşlar Balkanlar ve Trakya istikametinden gelerek Boğazlan geçer. Marmara, Ege ve Orta Anadolu üzerin­den Akdeniz kıyılarına ve Doğu Akdenize, oradan güneye Nil vadisi, Orta ve Güney Afrika, Arabistan ve Basra körfezine ulaşırlar. Karadenizi doğruca geçen bir kısım kuşta Orta Anadolu'yu katederek güneye inerler. Diğer önemli bir kol da Karadenizin doğusu ve Kafkaslar üzerinden inerek Çoruh vadisi, Karasu ve Fırat vadilerini takiben güneye iner. Bütün bu göç yolları Doğu Akdenizde ve Güneydoğu Anadolu'da birleşerek yukarda belirtilen yolu takiben güneye iner.

KUŞLARIN DAVRANIŞLARI

Kuşların içgüdüleri çok iyi gelişmiştir. Görme duyuları da çok iyidir. Bu nedenle kuşlar objeleri çok iyi tanır, faydalı ve zararlı olanları çok çabuk ayırt ederler. Tehlikeli objelere yaklaşmaz ve hemen uzaklaşırlar. Saksağanlar, kargalar eli tüfekli bir kişiyle bir çiftçiyi, çobanı kolayca ayırt ederler. Av kuşlarının hepsi insanı, özellikle avcıyı çok iyi tanırlar. İnsanlar tarafından beslenen, bakılan kuşların çoğu bakıcılarını tanır ve ondan ürkmezler. Evinizde kuşların bu özellikleri ile ilgili gözlemleri kolayca yapabilirsiniz. Şayet balkonunuza gelen güvercinleri, serçe ve sığırcıkları sürekli yemlerseniz balkona elinizde bir kap veya başka bir şeyle çıkarsanız, daha içeri girmeden saçakta bekleşen kuşların hemen balkonunuza indiğini görürsünüz. Balkona başka bir iş için eli boş çıktığınızda kuşlar balkona inmeyecektir. Kuşlar yemlenirken balkona çıktığınızda bir kısmı uçacak, en yakın yere konacaktır. Ama kuşları sürekli yemleyen kişiden başkasının, bir yabancının balkona çıkması, hatta balkon kapısına yaklaşması ile birlikte hepsi ürkerek uçacaktır. Doğada da benzer şeyleri gözlemek mümkündür. Çift süren bir çiftçiyi leylekler, kargalar 5-6 metre mesafeden takip ederler yabancı bir objenin yaklaşmasıyla hemen uçarlar. Kuşlar koyunla köpeği, çobanla avcıyı, buğday tanesi ile kum tanesini kolayca ayırt ederler.Kuşların diğer hareketlerinde de kuvvetli ve dengeli içgüdüleri hakimdir. Kovuklarda, kapalı yuvalarda barınan kuşlar giriş deliğine hiç sapmadan duralamadan doğruca ulaşırlar. Açıktaki yuva yerlerini isabetle bulurlar. Konacakları bir telefon teline, kuru bir dal ucuna çok isabete ulaşırlar.Beslenirken gördükleri bir tohumu,bir böceği nokta tesbiti ile bir uçuşta gagaları ile yakalarlar.Uçarken de bu gelişmiş içgüdüleri ile sık ağaçlar,çalılar arasından,en karışık labirentlerden kolayca çıkarlar.Tehlikeyi çabuk fark eder,ya hemen uçarak hızla uzaklaşır veya yerde,otlar ve çalılar arasında çabucak pusarak gizlenirler.Sessiz ve hareketsiz kalarak tehlikenin uzaklaşmasını beklerler.Sürüler halinde yaşayan kuşlardan tehlikeyi ilk sezen tehlike ötüşü ile diğerlerini hemen uyarır ve hep birlikte hareket ederler.Kuşların göçleri bahsinde de belirtildiği gibi çok gelişmiş içgüdüleri ve duyuları ile binlerce kilometrelik göç yollarını şaşırmadan takip ederler.
Kuşların Öğrenme ve taklit kabiliyetleri de yüksektir.Saksağan,küçük karga ve diğer bazı kuşlar birçok sesleri taklit edebilirler.

Şakıma, Kur Yapma ve Savunma

Mevsimler arasında belirgin ayrımların görüldüğü kuşaklarda kuşlar bahar aylarında ürer. Erkek kuş, dişileri çeken ve çevredeki öbür erkek kuşları uyaran ötüşüyle yerini belli eder. Kızılgerdan (Erithacus rubecula) gibi az sayıda kuş türünün dişisi de şakır. Kuşların şakıması genellikle erkeğin bir yeri gözüne kestirip sahiplendiğinin belirtisidir. Bu "bölge" bir kuşun ya da bir kuş çiftinin türdeşlerine karşı savunduğu ağaçlar, çalılar ya da bir toprak parçası olabilir. Kızılgerdan gibi bazı kuşlar kışın kendilerine bir beslenme bölgesi belirler ve çiftler ayrıldıktan sonra bu bölge dişiye kalır.
Erkek bölgesini belirlediğinde yalnızca türdeşlerini kovmakla kalmaz, türüne oldukça benzeyen başka kuşları da kovalar. Sonunda bir dişinin bölgesine girmesine izin verirken genellikle her zamankinden farklı biçimde öterek dişinin çevresinde uçup tüylerini sergileyerek kur yapmaya başlar.
İri yırtıcı kuşların bölgeleri birkaç kilometre çapında olabilir. Kuş kolonilerinde bu böl­ge bir yuvanın çok yakın çevresiyle sınırlıdır. Bu durumda kuşlar koloninin yerleştiği bölgeyi ortaklaşa kullanabilirler.

KUŞLARIN GÖZLENMESİ ve TANINMASI

Kuşlara dünyanın her yerinde,her çeşit ortamda rastlamanın mümkün olduğu belirtilmişti.Hatta kuşları evin penceresinden, balkonundan da gözlemek mümkündür. Ama çok çeşitli olan kuşları tanımak için onları doğada gözlemek gerekir.Gözlemler çıplak gözle yapılabilir. Ancak kuşları ürkütmeden,kaçırmadan gözleyip inceleyebilmek için belli bir uzaklıktan dürbünle gözlemek daha yararlıdır.Kuş gözlemlerinde çalıların içinde, kaya ve ağaçların arkasında saklanarak veya çalı çırpıdan yahut bezden yapılmış bir gözlem kulübesinden gözlemek çok daha iyi sonuç verir Geniş göl aynalarında veya yalçın yüksek kayaların üzerindeki kuşları 30,40 veya 60 yaklaştırmalı bir teleskopla gözlemek,onları daha iyi tanıyabilmek yönünden yararlıdır.Hangi yaşama ortamlarında hangi tür kuşlara rastlayacağımızı bilebildiğimiz ölçüde kuşları daha kolay gözler ve tanıyabiliriz.Ayrıca ilkbahar ve yaz aylarında yerli kuşların yanı sıra yaz göçmenlerine,kış aylarında kış göçmenlerine, sonbahar ve ilkbaharda da geçit kuşlarına rastlayabileceğimizi unutmamalıyız.
Kuşların tanınmasında büyüklükleri, renkleri,ayak,gaga,kuyruk uzunlukları ve şekilleri ile yürüyüşleri ve uçuşları önemli ipuçları verir.İri kuşları uzak mesafelerden tanıyabiliriz.Suda yüzen ördek ve benzerlerini duruşları,yüzüşleri,dalışları ve havalanışları ile ayırt edebiliriz. Uçarken kanat çırpışları veya süzülüşleri,yavaş,hızlı,dalgalı veya zikzaklı uçuşları da kuşları tanımada yararlı olur.Kuşların sesleri ve ötüşleri de onları görmeden tanımamıza ve yerlerini belirleyip yaklaşarak gözlememizi yardımcı olur.

Kuşlar Hakkında İlginç Bilgiler

Devekuşu yaklaşık 135 kilograma ulaşan ağırlığı ve 2,5 metreyi bulan boyuyla yaşayan en iri kuştur. Yeni Zelanda'da yaşadığı bilinen soyu tükenmiş moalar ise 3,5 metre boyunda uçamayan kuşlardı. Öte yandan And kondorunun (Vultur gryphus) ve gezgin albatrosun (Diomedea exulans) kanat açıklıkları 3,5 metreye erişebilmektedir.
Yeryüzünün en küçük kuşu Küba'da yaşayan arı kolibrisidir (Mellisuga helenae). Bu kuşun uzunluğu 5,5 santimetreyi, ağırlığı 2 gramı aşmaz.
Kuşlar şakımaları ve ilginç davranışlarıyla insanların en sevdiği hayvanlar arasında yer alır. Ama bazı kuşlar, özellikle tarla ürünlerini yağmalayarak önemli zararlara yol açar. Örneğin Afrika'da yaşayan küçük yapılı bir kuş türü olan küela (Quelea quelea) çekirge sürülerini andırır biçimde aşırı çoğalarak girdiği tarım alanlarını yıkıma uğratır. Tek bir küela sürüsünde 20 milyonu aşkın kuş bulunabilir.

Uçamayan Kuşlar

Afrika'ya özgü bir kuş türü olan devekuşı (Struthio camelus) uçamaz; ama kanatların saatte 70 kilometreye ulaşan bir hızla koşarken denge unsuru olarak kullanır.Emu (Dro maius novaehollandiae) 1,5 metreyi aşan boyuyla devekuşundan sonra yaşayan en iri kuştur. Avustralya'da yerleşimin başlamasıyla birlikte kırıma uğrayan birçok benzerinden geriye yalnız bu tür kalmıştır. Emular da çok hızlı koşabilir ve saatte yaklaşık 50 kilometrelik bir hıza ulaşırlar. Üç türden oluşan kiviler (Apteryx cinsi) Yeni Zelanda'ya özgü uçamayan kuşlardır. Ağırlığı 450 gramı bulan yumurtaları gövdelerine göre son derece iridir. Ender rastlanan kuş türlerinden takahe (Notornis mantelli) yalnız Yeni Zelanda'da,Güney Adası'nın ıssız vadilerinde bulunur. Saz tavuklarma akraba olan bu uçamayan kuş türü parlak mavi ve yeşil renklerle bezelidir.
Güney Amerika'ya özgü uçamayan iki kuş türünden oluşan rea (Rhea cinsi), devekuşlarının zebra ve antiloplarla birlikte dolaşması gibi, geyik ve guanako sürüleriyle karışık halde bulunur.
Pasifik Adaları'ndan Yeni Kaledonya'da yaşayan kagu (Rhynochetus jubatus), kanatlarını yalnız iki yana açıp "dans" ederken kullanır. Dalıcımartıların uçamayan tek türü olan büyük dalıcımartı (Pinguinus impennis) yakın bir zamana kadar Atlas Okyanusu'nun kuzeyindeki kayalık adalarda yaşıyordu. Ama 19. yüzyıl başlarında denizciler tarafından kırıma uğratılmış, sonuncu çift 1844'te öldürülmüştür. Bir zamanlar Afrika'nın doğu kıyıları açıklarındaki Mauritius Adası'nda yaşayan dodo (Raphus cucullatus) da yaklaşık 200 yıl önce yok olmuştur. Uçamayan kuşların genellikle bulundukları yerlerde yaşayan doğal düşmanları olmadığından, kaçmak için uçmaya gereksinimleri yoktur. Ama insanlar yalnız kendileri değil yanlarında getirdikleri köpek, kedi ve fare gibi hayvanlarla da bu kuşların sonlarını hazırlamışlardır.

KUŞLARIN ÖNEMİ

Doğada kuşların önemli bir yeri vardır.Doğal dengenin devamında kuşlar büyük bir rol oynarlar.Dünyanın her tarafında rastlanan kuşların birçoğu böceklerle beslenir. Tohum ve meyve yiyen kuşların yavruları da bir süre böcek ve kurtlarla beslenirler. Hızla üreyen böcekleri,böcek yumurta ve tırtıllarını obur olan kuşlar yiyerek üremelerini önler ve dengeyi sağlarlar.Beslenme özelliklerine göre ağaçkakanlar kabukların altında ve odun dokusundaki zararlı böcekleri bularak bir kısmı toprak altında,çamurda saklanan böcek ve kurtçukları çıkartarak kimisi de yaprak bitlerini toplayarak beslenirler. Akbaba gibi bir kısım yırtıcı kuşlar leşle beslenir,ölen hasta hayvanları kısa sürede yiyerek ortadan kaldırır ve doğayı bu leşlerden temizler,hastalıkların yayılmasını önlerler.Memelilerle kuşlarda önemli zararlara yol açan iç parazitlerin yumurta ve kurtçuklarını taşıyan,çayır ve meralarda yaşayan çeşitli sümüklü böcekleri yiyen kuşlarda bu iç parazitlerin yayılmasını önlerler.Birçok kuş yediği meyvelerin sert tohumlarını gagaları veya dışkıları ile uzaklara taşıyarak bu bitkilerin yayılmasını sağlarlar.Nihayet av kuşlarından,düzenli ve kontrollü şekilde avlandıkları takdirde bir protein kaynağı olarak insanlar yararlanır.Çeşitli kuşlar yırtıcı kuşların ve etobur memelilerin besinlerini sağlarlar. Böylece kuşlar doğal denge zinciri içinde önemli bir halkayı oluştururlar. Kuşlar güzellikleri, ötüşleri ile doğa sever sanatçılara ilham kaynağı olurlar. Kuşları çeşitli yönleri ile inceleyen, araştıran ornitoloji dediğimiz bilim kolunun objesidirler.

KUŞLARIN KARŞILAŞTIĞI TEHLİKELER

Kuşların kendilerine, yumurta ve yavrularına musallat olan yırtıcı kuşlar, etobur memeliler, yılanlar, fareler onların tabii düşmanlarıdır. Çok soğuk geçen kışlar, şiddetli yağışlar, dolu, kalın kar örtüsü, seller, orman ve fundalık yangınları kuşları tehdit eden doğal afetlerdir. Tabii düşmanların ve doğal afetlerin verdiği zararlar doğal denge içinde zamanla onarılır. Fakat bunların dışında insanoğlunun yarattığı tehlikeler birçok kuş neslinin dünya üzerinden kalkmasına neden olmaktadır. Tarım alanları kazanmak amacıyla birçok sulak sahanın kurutulması sukuşlarının yaşama ortamlarını ortadan kaldırır ve onları yokolma ile karşı karşıya getirir. Nitekim Amik gölünün kurutulması ile çok nadir olan Yılanboyun Kuşu (Anhinga rufa) nun nesli ortadan kalkmıştır. Tarsus'taki Aynaz bataklığının kurutulmasıyla da yine nadir bir tür olan Saz Horozu (Porphyrio porphyrio) nun nesli tehlikeye düşmüştür. Yine tarla kazanmak için ormanların, çalıların kesilerek ortadan kaldırılmasıyla birçok kuşun yaşama ortamı yok edilmiştir. Ormanlarda traşlama kesimlerden ve yangınlardan sonra yaşlı ağaçların da kesilerek kızılcam, ladin ve göknar gibi ibreli türlerle monokültüre gidilmesi başta ağaçkakan olmak üzere birçok orman kuşunun neslini tehlikeye sokmaktadır. Tarımda modernizasyon, tarla kenarlarındaki çalıların, dikenlerin ve otların kesilmesi, yakılması birçok kuş türünü tehdit etmektedir. Tarımda kullanılan böcek ve otla mücadele (Pestisid ve herbisitler) ilaçlarının birçoğu kuşları doğruca etkilemekte, ölümlerine yol açmaktadır. Bir kısmının etkisi ise calsium noksanlığı, beslenme ve üreme aksaklıkları olarak kendini göstermekte ve zamanla nesillerinin yok olmasına neden olmaktadır. Zirai mücadele ilaçlarının suları ve toprağı kirletmesi yanında kırsal alanlara kadar taşan birçok fabrikanın kimyasal ve zararlı atıkları akarsuları, gölleri ve toprağı kirletmekte birçok yaşama ortamını yaşanmaz hale getirmektedir. Denizlerin gemi atıkları, tankerlerin batması veya yanması, yahut denizlerdeki petrol kuyularının tahribi sonunda denizler petrolle kirlenmekte, deniz ve kıyı kuşları büyük ölçüde zarar görmektedirler. Son yıllarda denizlerin nükleer ve kimyasal atıkların atıldığı bir çöplük haline gelmesi deniz ve kıyı kuşlarını tehdit etmektedir.
Bunların dışında kırsal alanları kat, eden yüksek gerilim hatları da kuşlar için tehlike oluşturmaktadır. Kentlerde yapılaşmanın hızlanması, çok katlı beton binalar leylek gibi insanlarla içice yaşayan kuşların yok olmasının nedenleri başında gelmektedir. Yollarda süratle giden otobüs, kamyon gibi taşıtlar yola dökülen yiyecekleri toplayan birçok kuşun ölümüne neden olmaktadır. Aşırı ve zamansız avlanmalar, yumurta toplama ve tuzakla yakalama gibi faaliyetlerde kuşlara büyük zararlar vermektedir. İnsanların yarattığı bu tehlikeler, özellikle çeşitli atıklarla çevrenin kirlenmesi kuşları büyük ölçüde etkilemekte ve nesillerini tehdit etmektedir.

KUŞLARIN KORUNMASI

Doğada önemli bir yer işgal eden ve dünyanın her tarafında rastlanan kuşların 20. yüzyılda karşılaştığı tehlikeler çok büyüktür. Son üç asırda insan etkinlikleri sonucu 200 kuş türü yok olmuştur. En hızlı azalma da yaşadığımız yüzyılda görülmüştür. 1950 li yıllardan sonra yurdumuzdaki kuş populasyonlarında hızlı bir azalma gözlenmektedir. Bu azalma son 20 yılda daha da artmıştır. Kuşların azalmasında, bazı türlerin yok olmasında büyük rolü olan insanoğlu yine 20. asırda kuşları korumak için bazı girişimlerde bulunmuştur. İlk olarak 1902 yılında Paris'te "Tarıma yararlı faydalı kuşların korunmasına dair uluslararası bir sözleşme imzalanmıştır. 1950 yılında bu sözleşme yenilenerek bütün kuşları kapsamına almıştır. 1956 yılında Türkiye tarafından da imzalanan bu sözleşme 1966 yılı sonunda 797 sayılı kanunla onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Bir kısım kuşları da kapsayan "Avrupa'nın Yabanhayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi "de 1979 yılında imzalanmış, 9.1.1984 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe girmiştir.Yurdumuzda kuşların korunmasına ilişkin hükümler 1937 yılında yürürlüğe giren 3167 sayılı Kara avcılığı Kanunu ile ilk defa getirilmiştir.Bu kanunla turaç,ehli kumrular,kerkenez, çalıkuşu,guguk,ağaçkakanlar, çobanaldatan,dişi sülün,yabantavuğu,bülbül familyası,Çekirge kuşu,leylek,puhu,baykuş ve sığırcık avı bütün yıl yasak edilmiştir.1967 yılından sonra Tarım Orman Bakanlığı Av Komisyonu Kanunun verdiği yetkiye dayanarak zamanla birçok kuş türünü koruma altına almıştır.15.6.1989 tarih ve 53 sayılı son kararında 56 kuş türü için belli zamanlarda, 6 tür (kargalar)için bütün yıl avlanma izni vermiş,geriye kalan bütün türleri koruma altına almıştır.
Ancak kuşları yasalarla korumanın yanısıra uygulamada etkili önlemlerin alınması gerekmektedir.Koruma alanları ayırmak bunun başında gelir.Kuş Cenneti Milli Parkı, Sultan Sazlığı,Çamaltı Tuzlası,Bafra Balık gölü örnek olarak verilebilir.Fakat Türkiye genelinde yetersizdir.Bu sahaları çoğaltırken önemli sulak sahaları ve kuş ortamlarını belirleyerek tamamını koruma altına almak lazımdır.
Zararlı böceklerle biyolojik savaş amacıyla Orman Genel Müdürlüğü binlerce suni yuva hazırlayarak ormanlara asmakta,başta baştankaralar olmak üzere diğer bazı böcekçil kuşların buralara yerleşmelerini ve korumalarını sağlamaktadır.Çeşitli parklara da bu yuvalar asılmaktadır.
Bunların yanısıra kuşların ve yaşama ortamlarının korunması,Çevre kirlenmesinin önlenmesi amacıyla doğa koruma ile ilgili gönüllü kuruluşların daha etkin çalışmaları, devlet kuruluşları ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği halinde kamu oyunun aydınlatılması ve bazı uygulamaların yürütülmesinde görev almaları gerekmektedir.


Derleyen: Önder ÇiÇEKOĞLUKaynak:Türkiye'nin Av ve Yaban Hayvanları-Kuşlar
kaynak: www.vethek.com